Eşber Erülgen

10. yıl

SİGORTACI’DA 10 yılımı doldurdum. 
Bu nedenle 5. yılda düzenlediğim yazımı aşağıda aynen sunuyorum. Bundan sonra 5 yıl garantim yok. Birer birer sayacağım! Son bölümdeki duygularımı ziyadesiyle muhafaza ettiğimi bilmenizi isterim.
Yazdırana ve okuyanlara sonsuz teşekkürler.
İyi ki varsınız!..                                                          

Asfalya (*)
Kırkından sonra saz çalmak diye bir deyim duyduk, ama yetmiş yediden sonra köşe yazarı olmak herhalde ne görülmüş ne de duyulmuştur. Sevgili Metin Öztürk kardeşimle sohbetimizde ben, elli yılı aşan çalışma hayatından sonra, beş yıl geçmesine rağmen hâlâ boş oturmaya alışamadığımdan şikâyet etmem üzerine, beni bu duyulmamış faaliyete teşvik etti. Tanrı ikimizi de dosta düşmana mahcup etmesin.

Sigortacı Gazetesi sigorta sektörüne hitap ediyor, ben de karınca kararınca bu sektöre 26 yıl hizmet verdiğime göre, sektörle ilgili bir şeyler karalamam uygun olurdu. Nitekim bana anılarımdan bazılarını da yazmam önerildi. Ancak bu konuda söze başlayınca, şahısları isim vermeden geçmenin yavan, isimleri yazmanın da sakıncalı olacağını düşünerek, havadan sudan söz etmeyi daha uygun buldum. Biz haddimizi biliriz…

***

Eskiden İzmir’de elektrik sigortasına ASFALYA derlerdi. Mesleği sorulan rahmetli acente bir dostumuzun, “sigortacıyım”demesi üzerine muhatabının, “demek asfalya başlı başına bir meslekmiş, bilmiyordum”demesi gibi kaç anı bulunur ki, suya sabuna dokunmayan…

***

Bu şehirde doğdum. Benim çocukluk yıllarımda, Üsküdar’da hava kararınca omzunda küçük bir meşale taşıyan görevli havagazı ile çalışan sokak lambalarını yakar, sabah da söndürürdü. Avrupa Yakası sokakları yüksek wattlı olmasa da elektrik ile aydınlatılırdı. 
O dönemler çok mu kasvetliydi İstanbul? Asla! 
Mistik bir güzelliği vardı benim şehrimin gecelerinin.

Zamanla değişen ve gelişen birçok şey gibi şehrimin aydınlatılması da daha parlak ve gösterişli oldu. Bu da başka bir güzellikti. Özellikle Levent–Maslak yönünde yükselen çok katlı yapıların gökyüzüne doğru uzanan ışıkları gurur vericiydi. Ta ki, o gurur kaynaklarının bir kısmının geceleri allı-morlu, frapan renklerle ışıklandırılmasına kadar…

Bir süre sonra İstanbul’un inci gerdanlığı Boğaziçi Köprüsü de aynı modaya ayak uydurdu. Ben şehircilik uzmanı değilim, değilim ama bu çirkinliği hazmedebilecek kadar da geniş yürekli değilim. RENKLER VE ZEVKLER TARTIŞILMAZ denilir ama o kişisel konular için olsa gerek. Bu şehir 70 milyonun GÖZBEBEĞİ! Üstelik 2010 Avrupa Kültür Başkenti olmasını kutlamaya hazırlanıyor. O renkler bende bir başka kültürleri çağrıştırıyor.
Ne olur beni bağışlayın.

***

(*) Asfalya, Sigortacı’nın Mayıs 2009 sayısında bu köşede çıkan ilk yazımdı. 5 yıl boyunca bu imkân, bir köşeye atılmış olmak kompleksinden kurtulmamı sağladı. Bizleri bu çatı altında toplayan, vefa sözcüğünün en somut örneği, sevgili kardeşim METİN ÖZTÜRK başta olmak üzere, bana kucak açan TABİİ SENATÖRLER’e (!) ve kendilerinden ilham aldığım tüm KÖŞE YAZARI dostlara, Sigortacı’nın tepeden tabana her biri pırlanta değerindeki TÜM ÇALIŞANLARINA sağlık, mutluluk, huzur dileklerimle teşekkür ediyor, VEFASIZ’lara örnek olmalarını diliyorum.

BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?

İnsanları en çok öldüren hayvan cinsi sivrisineklerdir.

2 Mayıs 2019

İlgili Haberler

Yazarlar