“2019’da sektörde bambaşka şeyler konuşulacak”

TSB’nin trafik sigortasındaki sorunları bütüncül bir yaklaşımla çözeceğini söyleyen Genel Sekreter Mehmet Akif Eroğlu, “Hayatın birçok alanında riskler var ve bu risklere karşı vatandaşı makul primlerle koruma altına almalıyız. Makul primler için de yapısal sorunlara çözümler bulmamız lazım” dedi. Eroğlu trafikteki sorunların çözülmesiyle, 2019’da sektörün önünde yeni bir sayfa açılacağını belirtti.

Trafik sorunu son yıllarda sigorta sektörünün hayat dışı branşlarının geneline yayılan bir sorun haline geldi. Tüm diğer branşların yanı sıra, şirketleri ve tüm diğer oyuncuları da etkileyen genel bir sorun… Bu konudaki yol haritasını sorduğumuz Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Genel Sekreteri Mehmet Akif Eroğlu, “Bu sorunu çözdüğümüzde sektörün önü açılacak ve çok daha farklı konulara eğilmiş olacağız” diyor ve ekliyor: “Sorunun çözümü şirketlerimiz, vatandaş, acente ve eksperler olarak tüm paydaşları rahatlatacak ve bu çözüm hiçbirinin aleyhine olmayacak.” Eroğlu ile sorunun tespiti ve çözümü aşamasında alınan önlemleri konuştuk.

Akif Bey, trafik sigortasında Birliğin çözüm yolunda çabalarından bahseder misiniz?

Trafikle ilgili hep primi, tarifeyi ve fiyatı konuştuk. Bu doğru değil. Sorun, yapısal ve çözüm de yapısal olmalı. Fiyat aslında bir sonuç… Bizim sonuçla değil, nedenlerle ilgilenip ona göre orta ve uzun vadede yapısal çözümler üretmemiz gerekiyor. Aksi takdirde prim bir yükselir, bir düşer, bugün tarife gelir, yarın kalkar ama biz hep fiyatı konuşuruz.

Bizim analizimize göre sorunun temelinde üç sac ayağı var. Birincisi trafik kazaları… AB’ye baktığımız zaman orada kaza frekansı ve şiddetinin bizden %50 az olduğunu görüyoruz. Bizde yüz araçtan 9’u, AB ortalamasında ise 6’sı kaza yapıyor. Ölümlü kazalara bakıldığında ise 100 bin kazada bizde 9, onlarda 4 kişi ölüyor. Bu da bizim tazminatlarımızı çok fazla etkiliyor ve prime kadar giden bir süreç başlıyor. Demek ki öncelikle trafik kazalarını azaltmalıyız.

İkincisi, yüksek frekans ve şiddetin primlere yansıması, tavan tarifenin gelmesi ve bununla ilgili sorunlar… Üçüncü boyut ise yargıyla ilgili. Bu aşamada da maliyetlerimiz lüzumsuz şekilde artıyor.

Trafik kazaları ve yargıyla ilgili boyutta iş planı çıkarttık. Davaya gittiğinde hızlı bir şekilde ve gerçekçi ve hakkaniyetli hesaplamalar da bizim tazminat yükümüzü hafifletecek. Eskiden mevzuatın gri alanlarının çokluğundan kaynaklanan gereksiz tazminat yükleri vardı. Örneğin, kusurlu sürücünün yakınlarına ödemememiz gereken tazminatları ödüyorduk. Yine destekten yoksun kalma hesaplarında bir standardın olmaması gereksiz bir tazminat yükü oluşturduğu gibi hesap sisteminin yeknesak olmamasından ötürü her talep mahkemeye taşınarak mağdurların aracı komisyonları nedeniyle tazminatları asgari %30 eksik ve geç almalarına neden oluyor.

Yani baktığımızda mağdurlara faydası olmayan, şirketlere ve dolayısıyla 22 milyon araç sahibine ekstra maliyet getiren ve mevzuatın belirsizliğinden kaynaklanan bir boşluk vardı ve kısmen hâlâ var.

Vatandaşa hak ettiğinden daha fazla para ödediğiniz zaman sebepsiz zenginleşme olur ve daha önemlisi, 22 milyon kişiyi ilgilendiren bir zorunlu sigorta branşında bu gereksiz maliyeti neticede birçok insana yüklemiş olursunuz. Bu vatandaşın ödemesi gerektiğinden fazla prim ödemesine ve daha da önemlisi sigortadan kaçışa yol açıyor. Nitekim prim artış döneminde bu branşta sigortalılık oranı %81’den %77’e indi. Yani vatandaş belli oranda korumasız kaldı.

YOLLARIN KRALI YOKTUR, KURALI VARDIR

Peki bu yapısal sorunlarla ilgili Birlik ne yaptı?

Kara yolları güvenlik sempozyumunun her yıl en büyük sponsorlarından biriyiz. Fakat bu yılda bir kere yapılan bir sempozyum. Bunun ötesinde arayışlara girdik ve Emniyet Genel Müdür Yardımcımıza, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya gittik ve trafik kazalarının azaltılması için yapılan çalışmalara destek olmak istediğimizi söyledik. Sayın Bakan trafik kazalarının azaltılması yönünde ciddi bir misyon belirlemiş kendine. Sayın Başbakanımızın da ciddi çabaları var bu konuda. Kendisinin bir sloganı da var: “Yolların kralı yoktur, kuralı vardır.”

Bir workshop yaptık ve 18 sivil toplum örgütü ve kamu kurumu bir araya geldi. Herkes kendi tecrübesini aktardı ve çok iyi bir iş planı çıkarttık. Aynı zamanda emniyet genel müdürlüğünün yaptığı diğer çalıştaylara katıldık. Tüm bunlardan derlediğimiz kısa orta ve uzun vadeli iş planımızı ve 30 maddelik öneri setimizi emniyet genel müdürlüğüne sunduk ayrıca Karayolları Düzenleme Genel Müdürlüğü’ne de sunacağız.

SIK KAZA YAPAN SÜRÜCÜYE EĞİTİM

Bir başka konu da iletişimle ilgili… İletişim için de bütçe ayırdık ve emniyet genel müdürlüğümüze, kamu spotu dahil olmak üzere organizasyonların desteklenmesi dahilinde bütçemizi paylaşmaya hazır olduğumuzu ifade ettik. Bu yıl özellikle en sık kaza sebepleri arasında gösterilen araç kullanımı esnasında cep telefonu kullanımı ve de yine ölüm ve yaralanmalara yol açan arka koltukta emniyet kemeri kullanımı konusunda bilinç artırıcı iletişim faaliyetlere başlayacağız. Bir başka somut adım da şu: Özellikle ticari segmentte çok sık kaza yapan sürücülere emniyet genel müdürlüğümüz eğitime başladı. Biz de onun organizasyonunu yürüteceğiz.

Trafik branşında yaşanan ikinci ve önemli bir boyut “tavan tarife ve havuz” rejimi. Bu noktada da en azından atılan yapısal adımların etkisini görene kadar şirketlerimizin bilançolarını koruyacak adımlar atmak gerekiyordu. Tavan geldiğinden beri mevcut trafik primlerinin ve tavan tarifenin yetmediğini anlattık. Olması gereken, başa başı sağlayan primler ne olmalı, hâlihazırdaki IBNR rezervleri yeterli midir, havuzdaki tarife yeterli midir? Bunların üzerinde çalıştık ve Müsteşarlıkla paylaştık. En son YASED de (Uluslararası Yatırımcılar Derneği) Başbakan Yardımcısı sayın Mehmet Şimşek ile paylaştı. Kamu da tavan tarife rejiminin sonuçlarının farkında. Tabii burada vatandaşa da yük geldiği için, hemen bugünden yarına serbest tarife beklemiyoruz. Öz kaynaklarımızın erozyona uğramaması için ve bu işin sürdürülebilir olması açısından bir rahatlama bekliyoruz. Nitekim bu konuda bir rahatlama sağlandı ve yeni açılımlar da gelecek. Biliyorsunuz aylık prim artışı %1.5’a geldi, ayrıca tavan tarifeye %5’lik bir zam yapıldı. Bir %5’lik zam daha konuşuluyor. SGK’ya prim devrinde indirim olacak. Yani geçiş döneminde daha az özkaynak erozyonu yaratacak bir noktaya geldik.

9. ay sonunda kârlılık görünüyor ama?

Sene sonu kârlılığı yanıltmasın; Havuzun etkisi asıl 2018’de görülecek. 2017 sonuçlarında 2016’dan gelen kazanılmış primlerin olumlu etkisini görüyoruz. Kaza yılı değil, underwriter yılı bazlı baktığımızda, teknik zarar görülecek.

SİSTEM SÜRDÜRÜLEBİLİR OLSUN, KÂR BEKLEMİYORUZ

Şu an tavan tarifeye baktığımızda yüzde 1.5’luk aylık artışlara rağmen olması gereken prim seviyesinin %20 altında olduğumuzu görüyoruz. Yapılan iyileştirmelerin üzerine %5’de zam gelirse kısmi rahatlama olur ama zarar devam edecek. Maalesef, yukarıda bahsettiğim yapısal adımların sonuçlarını alana kadar bu tarife ile sektör trafikte zarar yazamaya devam edecek. Bu itibarla tarife rejiminde serbest tarife talebimizden vazgeçmeyeceğiz.

Yargıyla ilgili gelişmelerden de bahsetmiştiniz, onlar nedir?

Burada iki önemli husus var. Birincisi, ilk derece mahkemeler, bölge idare mahkemeleri ve Yargıtay. Diğeri de alternatif yargı yolu dediğimiz Tahkim. Her iki kulvarda da trafik primlerinin maliyetini artırıcı yapısal sorunlar var. Aslında sorun; mevzuat belirsizliğinin, Yargıtay içtihatlarının sektör aleyhine ve sonuçta vatandaş aleyhine olacak prim artışlarına sebep verecek maliyet baskısı. Bu konuda Sayın Mehmet Şimşek, Sayın Ahmet Genç, Sigortacılık Genel Müdürlüğümüz çok ciddi destek verdi. Trafik Kanunu’nda yapılan değişiklikler devrim niteliğinde adımlardı. Artık destekten yoksun kalma tazminatına bir standart gelebilir. Bu konuda genel şartlar belirleyici olacak. Kusurlu sürücünün yakınlarına tazminat ödenmemesi gerektiği net bir şekilde yasaya girdi.

‘DAVA SÜREÇLERİ ÇOK UZUN’

Yine çok önemli bir konu da, vatandaşlarımızın şirketlerle iletişim kuramadan aracıların eline düşmesi idi. Hemen alabilecekleri tazminatı 4-5 yıl sonra %30 kayıpla alıyorlar. Ancak şimdi, önce 15 gün içinde şirkete başvuruyor. Anlaşma olmaz ise mahkemeye gidiyor. Yargının hemen kullanılması, başka ülkelerde de çok arzu edilen bir şey değil. Modern hukuk sistemi, uyuşmazlığa düşen tarafların sulh yoluyla anlaşmasını istiyor. Arabuluculuk mekanizması yasayla çıktı. Hatta iş mahkemelerinde zorunluluk haline geldi. Her türlü konuda mahkemeye gidince adalet gecikiyor. Destekten yoksun kalmışsın ama dava sonuçlanmıyor. Sigorta şirketleri tazminatı ödemek istiyor ama dava süreci uzadıkça uzuyor. Trafik Kanunu’nun çerçevesinde ve aktüeryal hesaba dayanarak ödeme yapmak elbette istiyoruz, işimizin doğası bu. Maliyetlerimizin öngörülebilir olması lazım ki biz de bunu fiyata yansıtalım. Maliyetin bilinmediği bir ortamında ben nasıl poliçe üretebilirim? Nasıl bilanço dengesi sağlayabilirim? Bugünden yarına fiyatları değiştirmemiz gerekir, o da ciddi bir güven sorununa dönüşür vatandaş nezdinde. Bizim için maliyetlerin öngörülebilir olması lazım.

Peki kanun değişikliği sorunu çözmedi mi?

2016’nın nisanında yürülüğe giren düzenlemelerin mahkemelerce uygulanıp uygulanmadığını görmek için 2017 ağustosta gelişmeleri gözden geçirdik. Gördük ki mahkemelerde uygulayan var, uygulamayan var. Özellikle ilk derece mahkemelerde yasanın etkileri hemen görülemeyebiliyor. Hakimlerin her konuda sektörel uzmanlık taşımalarını bekleyemeyiz. Bu yüzden Adalet Akademisi ve Yargıtay’la, bilgi tazelemek ya da sektörümüzle ilgili teknikleri ve terminolojiyi aktarmak için çalıştay organize ettik. Sadece sigorta şirketlerine değil, yargıya ve sonuçta vatandaşa fayda sağlayacağını öngördük. Tazminatın fazla çıkması 22 milyon sürücünün trafik poliçesinin fiyatını olumsuz etkilediğini unutmamak lazım. Tabii sigorta şirketlerinin bilançolarının sürdürülebilir olması da en temel önceliğimiz. Çünkü tazminat yükünü şirketlerinin özkaynaklarından karşılamasının beklenmemesi lazım.

TEORİYLE PRATİĞİN BULUŞMASI

Sayın Başkan Can Akın beyle birlikle sayın Yargıtay Başkanımızı ziyaret ettik ve trafik branşında yaşanan sıkıntıları paylaşarak yargı ile yakın işbirliği talebimizi ilettik. Sayın Yargıtay Başkanı, son derece olumlu mesajlar verdi. Yargı olarak uzmanlık gerektiren sektörlerle temas kurmaya önem verdiklerinden bahsederek, “Sektörlerle temas edip teoriyle pratiği buluşturmamız lazım” dedi. Adalet Akademisi ile de bu konuda bir protokol imzaladık. Değer kaybı, destekten yoksun kalma tazminatı, maliyet hesabı, kusurlu sürücü, üçüncü şahıs gibi kavramlara tam olarak hakim olmayı onlar da istiyor. Yalnız önemli bir noktayı belirtmem gerekiyor: Birlik olarak buradaki fonksiyonumuz organizasyon desteğinden ibaret. Biz burada objektif hareket ediyoruz. Sigorta Hukuk Türk Derneği’yle çalışıyoruz. Bu çalıştaylarda kesinlikle TSB olarak bir tebliğde bulunmuyoruz. Tamamen objektif, bağımsız akademisyenler sunum yapıyor ve kendi görüşlerini anlatıyorlar. Onların görüşlerine zaman zaman katılmadığımız da oluyor ama mesele tartışılsın istiyoruz. Tam bir bilimsel çalışma ortamı oluyor. Bizim fonksiyonumuz doğrunun bulunması adına bir organizasyon desteğidir.

Adalet Akademisi ile birlikte ilk derece mahkemeler için de bir çalıştay sürecine başlanacak, yine Sigorta Hukuk Türk Derneği ve uzman akademisyenlerle. Bu çalışmalar sonucunda bazı yanlışlardan da dönüldüğünü görüyoruz; kusurlu sürücüyle ilgili verilen kararda olduğu gibi. Bu çalışmaların sisteme ve vatandaşa kesinlikle faydası var.

Yargı ayağında ikinci boyut da Tahkim. Konusunda uzman kişilerin bakacağı mahkemeler kurmak işin doğası ve aklın gereğidir ve sektörlerin karmaşık hale geldiği günümüzde sektörel gelişmeleri ve gerçeklikleri anlamada elzem bir mekanizmadır. Ancak, bugun itibari ile bu amaçla kurulmuş ve aslında bir başarı hikayesi olan Tahkim sisteminde sorunlar olduğunu görüyoruz. Hızlı, etkin ve adil çözüm üretecek diyoruz ama bakıyoruz, mevzuat değişikliklerinin yarısını hakemler uygulamıyor. Sistemin kendi içindeki süreçlerde değer kaybında 1500 lira ortalama rakam veriliyorsa Tahkim hakemlerinin analizinden sonra 2500 liraya geliyor. Bunun üstüne binen aracılık ücretleri, eksper, bilirkişi, avukatlık ücretleriyle bu maliyet iki katına çıkıyor. Bu parametreler elbette olmalı. Ama bazı boşluklar var. Tahkime gelen hemen her dosya kabul ediliyor. Sigorta şirketinin uzlaşmazlık, uyuşmazlık ya da ret verdiği dosyalar tahkime gelsin, tamam, ama bazen evrakta eksiklik olan dosyalar da tahkimce kabul ediliyor. Aracılar komisyon alabilmek için eksik evrakla tahkime başvuruyor. Biz Birlik olarak diyoruz ki, bunları kabul etme. Önce şirketle vatandaş bir araya gelsin. Memnun kalmazsa yine gelsin Tahkime. Her şeyden önce bu bile tek başına dosya sayısını ve gereksiz maliyeti azaltacaktır. Bazı basit dosyalara direkt raportör karar verebilsin diyoruz. Amaç mağduriyetin hızlı ve doğru giderilmesi olduğuna göre her konu bilirkişiye intikal etmesin. Maliyetler gereksiz şişmesin. Hakemler zaten uzman kişiler değil mi her konuda bilirkişiye gidiyor dosya? Mesela en çok dosyanın olduğu değer kaybı konusunda değer kaybı hesaplaması basit olsun, hakemler bilirkişiye gitmeden hemen hesaplayabilsin maliyetleri, gerekirse bu konuda tahkim hakemlerimize özel eğitim versin ama gereksiz yere maliyetler artmasın bunları ifade ediyoruz. Bu tip bazı süreç iyileştirmelerini başarabilirsek hem Tahkimdeki dosya sayısının hem de ilave dosya başına 2500 liralık masrafın düştüğünü göreceğiz. Tüm bu sıkıntıları Tahkim Yönetimin Kurulunda ve Hazine Müsteşarlığımıza gündem yapıyoruz. Son toplantıda Müsteşar yardımcımız sayın Ahmet Genç’in de desteği ile Tahkim sürecinde yaşanan sıkıntıları konuştuk ve özel bir komisyon kurarak yönetmelik değişikliği dahil çözüm üretilmesinde mutabakata vardık.

Buradaki önlemleri de alacağız ve kangren olmuş bir konuyu maliyet anlamında da çözeceğiz. Bu yapısal sorunlar çözüldükten sonra önümüzdeki yıldan itibaren trafik sorunu daha az konuşulacak.

AB’de kaza frekansı ve şiddeti bizden %50 az. Bizde yüz araçtan 9’u, AB ortalamasında ise 6’sı kaza yapıyor. Ölümlü kazalara bakıldığında ise 100 bin kazada bizde 9, onlarda

4 kişi ölüyor. Bu da bizim tazminatlarımızı çok fazla etkiliyor ve prim ARTIŞINA kadar giden bir süreç başlıyor.

Sigorta şirketleri tazminatı ödemek istiyor ama dava süreci uzadıkça uzuyor. Her türlü konuda mahkemeye gidince adalet gecikiyor. Trafik Kanunu’nun getirdiği yükümlülük çerçevesinde ve aktüeryal hesaba dayanarak ödeme yapmak elbette istiyoruz, işimizin doğası bu.

TAHKİM SİSTEMİNİN EN BÜYÜK AVANTAJI HAZİNE BÜROKRATLARI

Hazine bürokratlarının Tahkim’de görev almalarıyla ilgili eleştiriler konusunda ne diyorsunuz?

Bugün bence Tahkim sisteminin en büyük şansı, hakem portföyünde Hazine bürokratlarının olmasıdır. Bu yüzden bu tartışmayı çok gereksiz ve yanlış buluyorum. Tahkim zaten “uzman mahkeme” sayılıyor ve burada da “konunun uzmanı” teknik bilgisi olan hakemler karar verir. “Kendi düzenledikleri ya da denetledikleri alanda hakemlik yapabilirler mi” deniyor. Zaten uzman olduğu için kendi denetlediği, düzenlediği alanda hakemlik yapıyor. SDK’daki denetçiyi banka konusunda mı hakem tayin edeceksiniz. Tabii ki sigorta sektöründe hakemlik yapacak. Denetledikleri şirketlerde objektif olarak yasaların uygulanırlığını kontrol etmiyorlar mı zaten. Dolayısıyla Hazine bürokratının bu havuzda olmasından daha doğru bir uygulama olamaz. Diğer yandan Kamu bürokrasisi ve hukukunda kamu görevlilerinin bilirkişi olması ve hakemlik yapması konsepti ve keyfiyeti var olan bir şeydir. Diğer taraftan ben de Hazine Müsteşarlığında denetçilikten yetişmiş birisi olarak samimiyetle söyleyebilirim ki, hem teknik açıdan konusuna çok hakim hem de nitelik ve etik olarak çok iyi yetişmiş uzmandır hazine bürokratı. SDK ve SGM’ye girmek çok ciddi sınavlarla olur. Ayrıca, sadece bilgiye bakılmaz, kişilik özelliklerine ve etiğe bakılır ve öyle yetki ve yeterlik verilir. Bilgi eksikliği veya karakter bozukluğu olanlar tasfiye edilir. Dolayısıyla tertemiz, pırıl pırıl ve yetkinliği olan bürokratların Tahkim sisteminde olması sistemin en güçlü ve bence hiç tartışılmaması gereken özelliğidir. Oradaki sorunumuz süreçteki boşluklar ve lüzumsuz maliyetlerle alakalı. Hakemler istediği bilirkişiyi ve ücreti tarife çerçevesinde belirliyor. Diyoruz ki buna bir standart getirelim. Her hakem adildir, dürüsttür; hiç şüphemiz yok. Ama sistemde boşluklar olduğu sürece spekülasyonlara mahal veriyoruz. Bizim Tahkimden talebimiz süreçlerdeki boşluları doldurarak kimseyi zan altında bırakmamak. Hakemlere ve bilirkişilere haksızlık etmememiz lazım. Nitekim bilirkişilerin rastgele atanmasını ve tarifelerin dosya özeliğine göre farklılaştırılarak net olarak belirlenmesini önerdik. Özetle Hazine bürokrasisinin olmadığı bir tahkim olamaz düşüncesindeyim. Hem mevcut dosya sayısı ile bu yükü kaldıramayız hem de ve daha önemlisi böyle bir nitelikli bir hakem havuzundan vazgeçemeyiz.

GEREKSİZ MALİYETLER YOK EDİLECEK, SEKTÖRÜN YÜKÜ HAFİFLEYECEK

Türkiye Sigorta Birliği olarak trafikteki sorunları bütüncül bir yaklaşımla çözme gayreti içindeyiz. Bunların sonuçlarını da almaya başladık, emareleri görüyoruz. Tahkimde de düzenlemeler ve yönetmelik değişikliği olacak. Tazminatlar hak eden kişiye, hak ettiği kadar ve zamanında ödenecek. Gereksiz maliyetleri yok edeceğiz. Bu suretle hem 22 milyon sürücünün, hem sektörün üzerindeki yük azalmış olacak. Bunun sonucunda sektörün tüm bileşenleri heyecanını, hevesini, nefesini daha önemli alanlara kanalize edebilecek. Çünkü bu ülkenin sigorta penetrasyonunu artırması lazım. Ülkemiz sadece bankacılık sektörüyle büyüyemez. Artık banka dışı finans sektörünü, sigortacılık başta olmak üzere canlandırmamız lazım. Memleketin büyümeye, kaynağa ihtiyacı var, devletin üzerindeki yükün alınmasına, kişi ve şirketlerin korunmasına ihtiyaç var. Hayatın birçok alanında riskler var ve bu risklere karşı vatandaşı makul primlerle korumaya almamız lazım. Makul primler için de yapısal sorunlara çözümler bulmamız lazım. Attığımız adımların geri dönüşü oldukça sektörümüzün 2019’da trafik dışında bambaşka şeyleri konuştuğunu göreceğiz.

 


Birant Yıldız
birant@sigortacigazetesi.com.tr

2 Mart 2018

İlgili Haberler

Yazarlar