Timuçin Alpay

Alkol

Muazzez İlmiye Çığ hocamızın Sümer tabletlerinden çevirisini yapıp yayımladığı çok önemli bir kitabı var. ”Sümerli Ludingirra”… Ludingirra Asurluların Sümer’i ele geçirdiği yıllarda yaşamış bir Sümerli.

Asurluların; Sümer gelenek, görenek, destan ve bilimini kendi dillerine çevirip, kendilerinin malıymış gibi yazmalarından rahatsızlık hisseden ve onu engellemeye çalışan biri.

Ludingirra’nın yazdığı ve elimizde olan 23 tane tablette; anılarını, geleneklerini veya eski destanlarını anlatmış. Kitaptan benim edindiğim izlenim; pek çok konuda günümüz bilgileri ve kültürüyle yarışabilecek düzeyde olmalarıdır.

Ludingirra kitabını üç kez okudum. Her okuduğumda hayranlığım bir kat daha arttı. Entelektüel bir öğretmen olarak yaşadığı çağı ve anılarını o kadar güzel anlatmış ki dünyanın en iyi film yönetmenleri bile yaşamı bu kadar canlı ve renkli anlatamaz.

Şimdi diyeceksiniz ki milattan 5.000 yıl önce yaşamış bir öğretmenin anıları ile başlıktaki “ alkolün” ne ilgisi var. Ludingirra anılarında Sümer bölgesinde arpadan biranın nasıl elde edildiğini uzun uzun anlatır.

Ludingirra gençliğinde pazar yerinde gezerken yaşlı bir kadın ile karşılaşır. Kadın çocukluk arkadaşlarının annesidir. Saygı ile hal hatır sorduktan sonra çocukluk arkadaşlarının okula gidip gitmediklerini ve neler yaptıklarını sorar.

Yaşlı kadın derin bir iç geçirdikten sonra aynen şöyle der “ günümüz gençleri bir alem okula gitmediler, çalışıp babalarına yardımcı olmadıkları gibi ellerinde bira kupaları ile parklarda aylak aylak gezip sorun çıkarıyorlar” Malum bira alkollü bir içecek olduğundan her toplumda olduğu gibi beş bin yıl öncesinden Sümerlerde de toplumsal sorunlar yaratmış.

Alkol tüm tarih boyunca önemli bir ticari meta olmuştur. Bu nedenle ticaretin yapılabildiği tüm coğrafyalarda insanlarca tüketilmiş ve tüketilmeye de devam ediyor.

Alkol konusunu bu köşeye taşımamdaki neden tazminat davası için baktığım bir dava dosyası ile ilgili olmasıdır. Sigortacılık mesleğinin en zor yanlarından biri hasar/dava dosyalarını okurken, incelerken ya da karar yazarken tüm olayları kişiler ile birlikte en ince detaylarına kadar yaşamanızdır. Bazen çok bunaldığımda sigortacılık tamam da neden “hasar uzmanlığı ya da sigorta hukukunu seçtim” dediğim çok olmuştur.

Baktığım dava dosyasında bir yaya kurallara uygun olarak kaldırımda yürümektedir. Eski model yerli bir araç kullanan sürücü doğrudan yayanın olduğu kaldırma çıkar ve yaya ağır biçimde yaralanır.

Yaralanan yaya aylarca hastanede yatar. Hastane ve epikriz raporları iki klasör dolusu. Yaralanan kişi 22 yaşında gencecik bir grafiker. Hastane raporuna göre ömür boyu bakıma muhtaç olacak kadar malul ve hiçbir şekilde yürüme ihtimali kalmamıştır.

Aracı kullanan kişi ise % 3.4 promil alkollüdür. Widmark Faktörü denilen alkol ölçümleme sınıflamasına göre Sürücü koma halindedir. Örnek vermek gerekir ise 100 ml kanda mg cinsinden belirli alkol konsantrasyonlarında beklenen semptom ve bulgular şu şekilde özetlenebilir ;

“ 10-30 mg hafif fizyolojik bozukluk, 30-50 mg araba kullanma gibi kompleks hünerlerde bozukluk, 50-70 mg öfori, kendine güvende artış, reaksiyon cevabında ve dikkatte bozulma, gülme, fazla konuşma ve duygusallaşma, 70-100 mg reaksiyon cevabi, dikkat, görüş keskinliği, duyumsal-motor koordinasyon ve muhakeme gücünde artan bozulma, 100-150 mg heceleri karıştırarak konuşma, kararsızlık, huzursuzluk, 150-200 mg ataksi, belirgin sarhoşluk, mide bulantısı, sendeleyerek yürüme, koordinasyon kaybı, uyuklamaya eğilim. 200-300 mg letarji, kusma, uyuklama, koma riski”

Widmark Faktörü ile ölçüm yaptığımızda bu sürücü bildiğimiz komada ya da resmen ölmüş görünüyor. Sürücünün koma halinde araç kullanması hem ceza yasalarını çiğnemek hem de Trafik Yasalarının tüm kuralları ihlal etmektedir. Ben dava dosyasını incelerken bu katil sürücü kim bilir nerede keyif çatıp yeni ölümlere yelken açmayı planlarken hiçbir kuralı ihlal etmeyen 22 yaşındaki grafiker genç felç olmuş bedeni ile yatakta boş boş tavana bakmaktadır.

Kaza diye tanımladığımız olaylar hayatımızın bir parçasıdır. Sonuçta kazanın hukuksal bir tanımı vardır ve kesinlikle “kasıt” unsuru içermez. Ancak tekrar etmeliyim ki, bu anlattığım olayda koma halinde bulunan kişinin araba kullanmasının kaza tanımı ile uzaktan yakından ilgisi yoktur.. Katil diye adlandıracağım sürücü polise verdiği ifade de “ moralim çok bozuktu 5 saat boyunca içmişim hiçbir şey hatırlamıyorum” diyor.

Alkol alarak araç kullanan sürücüler, siz trafik kurallarını ihlal ederken kendi yaşamınızı riske sokuyorsunuz ya bu bizi hiç ilgilendirmiyor. Ancak, hayatın normal akışı içinde tüm kurallara uyan insanlara zarar veriyorsunuz ya sizi, insanı insan yapan değerleri ile asla yan yana koyamıyorum. Kısaca 5.000 yıldır hiç bir şey değişmiyor.

1 Eylül 2018

İlgili Haberler

Yazarlar