Faruk Ömrüuzak

Altkapılılar 2

Geçen yazımda akıllı telefon ve WhatsApp konusunu dile getirmiş ve son üye edildiğim grubun isminin ise ‘Altkapılılar’ olduğunu söylemiştim.

‘Altkapı’ deyince aklınıza öyle adını İstanbul’daki kapılardan alan bir semt gelmesin. Biliyorsunuz İstanbul, Bizans’ın hükümranlığında Konstantinapol olarak tarihi yarımadada konuşlanmışken, düşmanlara karşı korunmak için etrafı çepeçevre surlarla çevrilmiş. Yaklaşık 20 kilometre uzunluğundaki surların 400 kulesi ile denize ve karaya açılan 55 kapısı varmış. Fatih Sultan Mehmet’in 1453 yılında İstanbul’u fethetmesinden sonra özellikle şehre giriş çıkış yapılan kapıların çevresi birer semt haline gelmiş ve bu semtler kapıların adlarıyla anılır olmuş. Topkapı, Edirnekapı, Silivri Kapı, Yedikule Kapısı, Çatladıkapı, Ahırkapı, Mevlanakapı, Kerkaporta kapısı, Belgrad Kapısı gibi… İlk yapılmaya başlandıkları tarihten bu yana, yaklaşık 1600 yıldır surlar ve kapılar zamana direniyorlar. Bizim ‘Altkapı’nın ise öyle binlerce yıllık bir tarihi yok. Olsa olsa 50, 55 yıllık bir geçmişi var. Kapıların direnci 1600 yıla uzanırken, bizim direncimiz sadece 50 yıllık. Aslında direncimiz yeni başlıyor diyebilirim. Şu benim eleştirdiğim akıllı telefon ve onun ürünü WhatsApp sayesinde.

Öncelikle, ‘Altkapı’ ismi nereden geliyor, oradan başlamalıyım. ‘Altkapı’ İstanbul’un Kadıköy ilçesinde, Suadiye Mahallesi’nde, iki sokağın kesiştiği bir köşede, yaklaşık beş-altı dönümlük bir arazi üzerine yapılmış ahşap bir köşkü çeviren taş duvarların alt sokağa açılan alt kapısı. Üç basamaktan oluşan bu kapının genişliği 2 metreden kısa. Bu kapı, bundan 50 yıl önce ilk gençlik çağımızı yaşadığımız mahalle arkadaşlarımızla yaz aylarında denizden arta kalan zamanlarımızı birlikte geçirdiğimiz taş kapı. Asıl giriş üst taraftan olduğu için, bu kapıya alt kapı demişler.

Belki, önce o yılların Suadiye’si hakkında kısa bir bilgi vermekte yarar var. O yıllarda Suadiye yazlıkçıların gözdesi olan, kışın ise, Suadiye tramvay durağıyla Şaşkınbakkal arasında, Bağdat Caddesi’nin deniz tarafında sadece yirmi, yirmi beş ailenin yaşadığı asude bir semtti. Kışın, İstanbul’un Şişli’sinde, Nişantaşı’nda, Cihangir’inde mekan tutanlar, bugünkü gibi Bodrum’a Çeşme’ye, Marmaris’e, Alaçatı’ya değil, Suadiye’ye, Caddebostan’a, Kalamış’a, Fenerbahçe’ye yazlığa gelirlerdi. Ayrıca yazı geçirmek için Ankara’dan gelen bir grup da vardı.

Bütün kış bir ibadethane sessizliği içinde yaşanan hayat, yaz aylarının gelmesiyle canlanır, biz çocuklar ve gençler için gerçek hayat başlardı. Bütün kış inzivaya çekilmiş bir vaziyette yazın gelmesini bekleyen bizler, arkadaşlarımızın Suadiye’ye gelmesiyle başka bir sevince bürünürdük.

Biraz önce konumunu verdiğim alt kapı, çok sevdiğimiz bir arkadaşımızın köşkünün bahçe kapısıydı ve bizim için bir buluşma merkeziydi. Aramızda Musevi, Hristiyan arkadaşlarımız vardı, ama onlar bizim can dostumuz kardeşlerimizdi. Ailelerimizin gelir seviyeleri de farklıydı, ama hiç önemi yoktu. Aramızda dönemin bakanlarının yeğenleri, hakimlerin, savcıların, elçilerin, işadamlarının oğullarının yanı sıra emeğiyle çalışan bahçıvanların çocukları da vardı. Ama hepimiz eşittik, hiç kimse aramızdaki farkı hissetmezdi, hissettirmezdi.

Grubumuz, yakın semtlerden katılan arkadaşlarımızla birlikte yirmi, belki yirmi beş kişiyi buluyordu. Günün belli bir saatinden sonra ortak bir ıslığın davetiyle alt kapının taş merdiveninde toplanır, erken gelen oturur önceliğiyle hepimiz iki metrelik üç basamaktan oluşan merdivenlere, yani Altkapı’ya sığışır, çocukluk ve gençlik hayallerimizi paylaşırdık.

Sonra ne oldu, kimimizi Yüce Allah bizden ayırdı. Hepsine rahmet olsun. Kimimiz ise hayat rüzgârının önünde uçuşup bir yerlere oturduk. Tamamen olmasa bile büyük ölçüde birbirimizden koptuk. Hayatta kalanların kimi ülke dışında, kimi şehir dışında.

Bana göre bir mucize oldu, benim tenkit ettiğim ve alışmakta zorluk çektiğim bu akıllı telefon ve onun türevi WhatsApp, bizi ‘Altkapılılar’ başlığı altında birleştirdi. İlk toplantımızı geçen ay gerçekleştirdik. Biz de İstanbul’un surları ve kapıları gibi tarihe karşı direnmeye başlıyoruz. Gençliğimizi yeni baştan yaşamaya kararlıyız.

Yüce Allah’ın hepinize direnme gücü verdiği, sağlık ve mutluluk dolu yeni bir yıl geçirmenizi diliyorum.


fomruuzak@yahoo.co.uk

 

2 Ocak 2018

İlgili Haberler

Yazarlar