Oğul Doğa Gökşin

“Arabuluculuk, Tahkim’in varlığına tehdit değil, destek”

Sigorta sözleşmelerinde alacak ve tazminata ilişkin yaşanan ihtilaflarda dava şartı olarak getirilen arabuluculuk dördüncü ayını doldurdu. Tarafları bir araya getirerek uzlaşma yollarını arayan sistem, yargı giderlerini, adli yargıdaki yükü azaltması ve çözümü hızlandırması gibi faydalar barındırıyor. İhtiyari arabuluculuğun, dava şartı arabuluculuktan sonra, yaygınlaşacağı düşünülüyor. Türkiye Sigorta Birliği’nin (TSB) düzenlediği ‘Sigorta Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk’ konulu panele konuşmacı olarak katılan Uzman Arabulucu Zeren Kılıç Yalçın ve Daha İyi Yargı Derneği Yönetim Kurulu Üyesi, Sigorta Hukukçusu ve Arabulucu Ayşegül Andıç ile yeni sisteminin ayrıntılarını konuştuk. 

Arabuluculuk ile Sigorta Tahkim Komisyonu arasındaki farkları anlatabilir misiniz?

Kılıç: Tahkim bir mahkeme yargılaması gibi olmasa da kararlar, karar merci olan hakemler tarafından veriliyor. Ancak arabuluculuk, tarafları bir araya getirerek tarafların iradelerini ortak bir noktada buluşturdukları kurumdur.  

Andıç: Arabuluculuk asla bir karar merci değildir.

Tahkim varken arabuluculuk nasıl bir ihtiyacı karşılayacak?

Andıç: Arabuluculuğun tam olarak karşılayacağı ihtiyaç, uzlaşma kültürünün yaygınlaştırılması olacak. Uzlaşmama üzerine kurulmuş bir yargı sistemi; yükü, savcı, hâkim, adliye memuru ve avukata taşıtıyor. Arabuluculuk hem uzlaşma kültürünü yaygınlaştırıyor hem de taraflar kendi iradeleri ile verdikleri kararın altına imza atmış olmaları sebebiyle birbirlerine husumet beslemeden ayrılıyorlar. Ayrıca arabuluculuk yargı ve Tahkim gibi sistemlerin varlığına tehdit değil, tam tersi bir destek. Çünkü sadece öfke veya daha basit nedenlerden kaynaklanan ihtilaflar çözülünce geriye yargılamaya muhtaç gerçek ihtilaflar kalıyor. İşte o noktada adli yargılama ve Tahkim devreye giriyor.

Yani bir dosya arabulucuda çözülemese de yargıda veya Tahkim’de daha hızlı çözülebilecek bir hale geliyor. 

Andıç: Evet, asıl amaç da bu. Çünkü taraflar içlerini dökmüş oluyorlar. Arabuluculuğun birinci fonksiyonu toplumda sulh kültürünün gelişmesi, ikincisi Tahkim’i ve adli yargı sistemini rahatlatması ve üçüncüsü de süreci hızlandırması. Ayrıca hâkim bir karar verdiğinde, bir taraf mutlaka üzülüyor, hatta hâkime ve hukuk sistemine kızıyor. Dolayısıyla hâkimin karar vermesi ile çatışma bitmiyor. 

UYUŞMAZLIĞIN KÖKENİ HER ZAMAN TEKNİK DEĞİL

Kılıç: Misal taraflardan biri A ve B talebiyle arabulucuya geliyor. Sadece A’yı alsa mutlu olacak, B’yi ise sırf içindeki kırgınlık, kızgınlık duyusundan talep ediyor. Arabulucu ise doğru teknik sorularla, uyuşmazlığın asıl sebebini ortaya koymalı ve taraflara da gerçek iradelerini ortaya koymak için süre tanımalı. Doğru yönetilen bir arabuluculuk sürecinde görülüyor ki, taraflar bir masada el sıkışarak uyuşmazlığı sonlandırıyor ve hayatlarına bir uyuşmazlığı sonlandırmış olarak devam ediyor. Arabulucunun bu açıdan tarafların gerçek iradelerini çok iyi analiz etmesi ve taraflara asla yönlendirme yapmadan ışık tutması gerekiyor.

Andıç: Bazen iç dünyasında haksız olduğunu bile bile ihtilafı sürdürüyor. Bazen de haklı olduğunu bile bile maliyet, sürenin uzunluğu sebebiyle hakkında vazgeçiyor ve bu sefer sisteme, hayata küsüyor. Arabuluculukta ise taraflar anlaşırsa masadan mutlu kalkıyorlar. 

Peki arabuluculuğun taraflara maliyeti nedir? 

Andıç: Arabuluculuğun maliyeti neredeyse sıfır. Başvuru yaparken hiçbir şey ödemiyorsunuz. Sadece taraflar anlaştığı zaman, arabulucuya ortak ödedikleri bir tutar var. Tahkim ve adli yargılama daha pahalı. Öyle de olması gerekiyor. Çünkü orada bir organizasyon, bir hizmet var. 

Arabulucuya ‘Üçüncü göz’ demiştiniz. Biraz açar mısınız?

Kılıç: Taraflara eşit mesafede olduğumuzu hissettirmeliyiz. Arabulucu yargılama yapamaz; hakim, savcı ya da avukat gibi hareket edemez. Görevim sabırla, tarafları germeden bir araya getirmek ve tarafların kendiliğinden anlaşmasını sağlamak. 

DENETLEME MEKANİZMASI GÜÇLENECEK

Arabulucunun taraflı olma ihtimali yok mu?

Kılıç: Öyle bir durumda, mutlaka Arabuluculuk Daire Başkanlığı’na başvurmalısınız. Sigorta sektörü böyle bir şey olacağından çok endişeli. Haklılar. Denetleme mekanizması güçlendirilecek. Arabuluculuk Daire Başkanlığı çok ciddi çalışmalar yapıyor. Doğru şekilde yapmazsak bu meslek yürümez. Burada arabuluculuk eğitiminin çok büyük bir önemi var. Sigorta uyuşmazlığını bilen uzman arabulucuların yetiştirilip onların görev yapması lazım. Ayrıca arabuluculuk derslerinde en çok psikoloji ve iletişime önem veriliyor. 

Sistemin daha iyi işlemesi için şirketlere önerileriniz neler?

Kılıç: Sigorta şirketleri kendi içlerinde bir arabuluculuk sistemini kurup ya da bir arabulucu grubuyla çalışıp dosyaları bir an evvel sonlandırabilir. Çünkü dava süreçleri onların üzerinde maddi bir yük.  

Andıç: Sigorta şirketleri ihbar yapıldığı zaman hemen o hasar için bir teminat ayırıyor. Şimdi bu süreç uzadıkça, 1000 liralık hasar 3 bin liralara doğru gidiyor. Faiz, avukatlık ücreti, eksper gideri vs… Hasar büyüdükçe sigorta şirketi aleyhine hasar prim dengesi bozuluyor. Hasarı, zamanında ve az maliyetle ödeyebilse prim ile hasar arasındaki denge korunacak. Sonuçta bu kâra olumlu olarak yansıyacak. 

Üslup konusuna da dikkat çekiyorsunuz. 

Kılıç: Taraflara sürecin iradi olduğunu, bizim avukat ya da hâkim olmadığımızı söylüyoruz. İlk önce talepte bulunana söz veriyoruz. O esnada birbirlerinin sözlerini kesmemeleri adına bir çeşit moderatörlük yapıyoruz.  

Andıç: İnsanların birbirlerini dinlemesini, varsa bir hakkı teslim etmesini istiyoruz. Arabuluculuğun özü de bu zaten. Arabuluculuk bu anlayışı yıkarsa eğer, toplum olarak çok büyük bir adım atmış oluruz. 

ACENTELERE DE ARTI DEĞERLER GETİREBİLİR

Andıç: Acentelerin müşterilerini ve çalıştıkları sigorta şirketini, hasar ihtilaflarında arabuluculuğa gitme konusunda ikna etmeleri sisteme çok fayda kazandırabilir. Onlara da artı değerler getirebilir. Hem arabuluculuğa ilişkin bilincin gelişmesi hem de bu zorunlu arabuluculuğa ilişkin sistemin zaman içinde ihtiyariye dönmesi konusunda çok faydası olabilir.

Oğul Doğa Gökşin
ogul@sigortacigazetesi.com.tr

13 Mayıs 2019

İlgili Haberler

Yazarlar