
2011 yılı bireysel emekliliğin yıldız yıllarından biri oldu. İlk 10.5 ayda geçen 3 yıldan daha fazla net katılımcı artışı sağladık. Önceki yıllarda 250-280 binlerde olan net katılımcı artışı bu sene bitmeden 330 binlere çıktı. Yani çok iyi bir yıl oldu.
2011 yılının genel olarak prim üretimi anlamında beklentilerinin üzerinde geçtiğini söyleyen Anadolu Hayat Emeklilik Genel Müdürü Mete Uğurlu, sektörün toplam prim üretiminde hayat ve hayat dışında yüzde 23’e varan prim artışı sağladığını söyledi. Uğurlu sözlerine şöyle devam etti: “Hayat branşı biraz daha iyiydi, yüzde 30 gibi bir prim artışı söz konusu. 30 Eylül itibari ile teknik kârlılık açısından baktığımızda ise hayat şirketlerinin teknik kâr ve bilanço anlamında iyi durumda olduğunu görüyoruz. Elementer branşta baktığınızda biraz daha gerilerde kaldığını görebilirsiniz ama orada da bir önceki yılın 9. ay sonuçlarına göre iyileşme var. Genel olarak prim artışı yönünden iyi bir yıl oldu ama bilançolara yansıması düzeyinde iyi bir yıl olduğu söylenemez. Bir önceki yıldan daha iyi bir yıl olarak her anlamda, prim üretimi ve teknik bilanço anlamında daha iyi olduğunu söyleyebilirim ama çok daha iyi olması gereği ortada.”
DÜNYADA % 58 BİZDE % 15
Hayat şirketlerinin ise bu sene özellikle banka kaynaklı koruma ürünlerinin satışı anlamında durumunun çok iyi olduğunu söyleyen Uğurlu sözlerine şöyle devam etti: “Toplamda banka kredilerinin teminatı olarak satılan yıllık ve uzun süreli refah sigortalarında sektör ortalaması olarak neredeyse yüzde 50’ye varan artışlar var, benim şirketim de bu ortalamanın üzerinde artış sağlayan şirketler arasında. Dünyada toplam prim üretiminin içinde koruma ürünlerinin payının son derece düşük olmasına rağmen, Türkiye’de bu korumalı bankaların kredilerine teminat olarak satılan ürünlerin yüksek olması şirketler için oldukça olumlu. Çünkü bu son derece kârlı bir branş. Bunun dışında ne tür ürünler var derseniz dünyada, ağırlıklı olarak şunu görüyoruz: Avrupa’da sektör yüzde 70’in üzerinde hayat sigortaları, ağırlıklı olarak, tasarruf sigortaları ve gelir sigortalarından oluşur. Gelir sigortaları Türkiye’de henüz zayıf bir alan. Bu ürünlerle ilgili ülkemizin teknik alt yapı ihtiyaçları var. Gelir sigortaları ve hayat sigortaları ile ilgili bir yönetmelik ve yapı değişikliği düşünülüyor. Bu değişikliğe de muhakkak ihtiyaç var. Bu değişiklik olduktan sonra dünyada olduğu gibi Türkiye’de de primde çok büyük artışlar bekleyebiliriz. Dünyada toplam sigorta üretimi 4 trilyon dolar, bunun yüzde 58’i hayat branşından geliyor. Türkiye’de hayat branşında toplam prim üretim payı yüzde 15’lerde, yani daha payı küçük. Bu oranın büyümesi lazım ama bunun büyümesi için daha çok tasarruf sigortaları, gelir sigortaları ve ihracat sigortaları olması lazım. Oradaki eksikliğin otorite de farkında ama orada şu anda bütün dünyada sigorta şirketlerine ders olan birtakım kurguların Türkiye’ye taşınmaması gerekiyor. O kurgularda tabii ki bir şekilde şirketlerin geleceğini etkileyen, şirketlerin yaşam boyu müşteriye maaş öneren, bir takım garantiler veren modellerin Türkiye’de nasıl kurgulanacağı ve bunun arkasındaki finansal modellerin nasıl olacağı son derece önemli.”
Bu ürünlerin müşteriye yaşam boyu maaş garanti edilen ürünler olduğunu, ancak bireysel emekliliğin içinde bu özelliğin olmadığını ifade eden Uğurlu, “Zaten BES’in arkasına yıllık gelir sigortası gibi ürünlerinin takılacağı baştan belli bir şeydi. Ama onun alt yapısı daha yeni; ya bu sene ya da önümüzdeki senenin ilk çeyreğinde ilgili yönetmelikler çıktığında muhtemelen kurgulanmış olacak” dedi.
2011 yılında bireysel emekliliğin nasıl geçtiğinden de bahseden Uğurlu, “2011 yılı hakikaten bireysel emekliliğin yıldız yıllarından biri oldu. Net katılımcı sayısına baktığımızda, ilk 10.5 ayda geçen 3 yıldan daha fazla net katılımcı artışı sağladık. Önceki yıllarda 250-280 binlerde olan net katılımcı artışı bu sene 330 binlere çıktı ki bu sene daha bitmedi. Yani net katılımcı anlamında çok iyi bir yıl oldu” diye konuştu.
Bireysel emeklilik şirketlerinin bu sistemin arkasında çok sağlam durduklarını söyleyen Mete Uğurlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Şirketler ortak iletişim yapıp sistemi en iyi şekilde anlatmaya çalışıyorlar. Sisteme olan güven bence tamamen oturdu, 8 yıldan sonra bireysel emekliliğin yapısıyla ilgili müşterilerin en ufak bir tereddüdü kaldığını zannetmiyorum. Dönem dönem tabii ki fonların değerlendirilmesiyle ilgili müşterilerin kafasında birtakım endişeler olabilir. Ancak ona da baktığımızda Ekim 2003’ten Ekim 2011’e kadarki 8 yılda fonların yüzde 170’e kadar nominal artış ve getiri sağladıklarını görüyoruz. Reel olarak da yüzde 50 civarında getiri sağladıklarını görüyoruz. Yani sektör, varlıkları korumanın da ötesinde ortalama yüzde 50 artı koymuş durumda. Böyle baktığınızda çok başarılı bir 8 yıl geride kaldığı gibi, 2011 de çok başarılı bir şekilde gidiyor. Sigortalı sayısında da yüzde 11’e varan artışlar oldu, katkı payı girişlerinde ve fon tutarlarında yüzde 30’lara varan büyümeler oldu. Başarılı bir Türkiye’de uzun vadeli kaynak yaratabilmek, sermaye yaratabilmek adına bugün 14 milyar TL’ye ulaşan bireysel emeklilik sisteminin gerçekten ülke için yarınlarda hem kaynak yaratmaya, hem cari açığın finansmanında önemli bir enstrüman olacağını görüyoruz.”
ANADOLU HAYAT EMEKLİLİK’İN 2012 BEKLENTİLERİ
Ekonomi nereye gidiyorsa sigorta sektörü ve emeklilik sektörünün de oraya gittiğinin altını çizen Mete Uğurlu, “Dünya ile Türkiye’deki makro parametreleri karşılaştırdığımızda, bence Türkiye’de gelişme ile ilgili birkaç sektör sayacak olursak, onların ilk 3’ü içinde mutlaka sigortacılık da yer alır. Örneğin Türkiye’de kişi başı prim üretimi 128 dolar, dünya üretim ortalaması 600 dolarlar civarında. Potansiyel anlamında genç nüfus yapısına ve demografik yapısına baktığımızda düşük olsa da, Türkiye’nin büyüme potansiyeli müthiş. Bu müthiş potansiyel içinde negatif düşünmek özgüvensizlik olur. Ben bunu hiçbir zaman düşünmedim ve 8 yıldır da bazı şeyleri gerek sektör oyuncuları arkadaşlarımızla gerekse satış ekiplerimizle paylaşıyoruz. Hep bize söylenen şey şudur; eledik eledik artık yapılacak bir şey kalmadı ama görüyorlar ki her yıl bir önceki yıldan daha başarılı sonuçlar alıyorlar. 2012 yılından da son derece ümitliyim ve negatif bakmıyorum” şeklinde konuştu.
Mete Uğurlu, dünyada ve Türkiye’de dalgalanmalar olabileceğini de söyleyerek, “Bireysel emeklilik ve hayat sigortalarında katiyen negatif bir gidiş beklemiyorum. Tabii ki bankaların kredi hacmi daralırsa bizim de kredilerle bağdaştırdığımız koruma ürünlerinde bir miktar gerileme olabilir. Ama daha henüz penetrasyon anlamında çok gerilerde olmadığımız için biz daha çok yeni müşteri kazanarak çıkabilecek açığı kapatabilecek gücümüz de var. Sektörün de o gücü var, yeterli oyuncu ve yeterli satış kadroları var. Bu yüzden bir problem olacağını zannetmiyorum bu konuda” şeklinde yorumda bulundu.





























