Aşırı hava olaylarının 35 yıllık faturası 950 milyar $

İklim değişikliği sonucunda, hava koşullarından kaynaklanan felaketler tüm dünyada giderek artıyor. Munich Re’ye göre, 1980-2015 arasındaki süreçte, aşırı hava olayları 3.1 trilyon dolar ekonomik hasara, 948 milyar dolar da sigortalı hasara yol açtı.Küresel ısınma sonucunda gelen iklim değişikliği, sigortacılar için giderek büyüyen bir risk olarak öne çıkıyor. İklim değişikliğine bağlı olarak, hava koşullarından kaynaklanan, yani hidrometeorolojik afetlerin hem sayısı hem de verdiği zarar her geçen gün artarken, bu durum tüketicilere de artan primler olarak yansıyor.

Afet Epidemiyolojisi Araştırma Merkezi’nin (CRED) uluslararası afet veritabanı EM-DAT ve Birleşmiş Milletler Afet Risklerini Azaltma Ofisi (UNISDR) işbirliğiyle yayınlanan rapora göre, 1995-2015 yılları arasında hava koşullarından kaynaklanan toplam 6 bin 457 afet gerçekleşti. 20 yıllık bu süreçte gerçekleşen tüm doğal afetlerin %90’ına denk gelen söz konusu afetler, 606 bin kişinin canına mal oldu ve toplamda 4 milyar kişiyi etkiledi.

2005-2014 yılları arasında her yıl ortalama 335 hidrometeorolojik afet gerçekleşti. Bu on yıllık süreçte, 1995-2004 yılları arasına kıyasla sayıca %14 oranında artan hidrometeorolojik afetler, 1985-1994 yılları arasına kıyasla ise neredeyse ikiye katlandı. Raporda, bu artışın ne kadarlık bir bölümünün iklim değişikliğinden kaynaklandığı hesaplanamıyor da olsa, önümüzdeki yıllarda gerçekleşecek hidrometeorolojik afetlerin giderek sayıca artacağının kesin olduğu vurgulandı.

Swiss Re’nin Sigma verilerine bakıldığında, 1995-2015 yılları arasındaki hava kaynaklı afetlerin ekonomik hasarı toplamda 2.2 trilyon doları aştı. Bu hasarın, 747 milyar dolarlık bölümünüyse sigorta sektörü üstlendi. Yani, 20 yıllık süreçteki 1.1 trilyon dolarlık sigortalı afet hasarının %65.6’sı hava koşullarından kaynaklanan felaketlerden geldi.

HASAR ARTIŞ TRENDİNDE

Afetlerin yanı sıra, hasar veren tüm olayları da dikkate alan Munich Re rakamlarına göreyse, 1980’den bu yana hava koşullarından kaynaklanan 14 binden fazla olay meydana geldi. 1980 – 2015 yılları arasında toplam ekonomik hasar 3.1 trilyon dolar olurken, sigortacılar bunun 948 milyar dolarlık bölümünü üstlendi.

Munich Re verileri 10 yıllık periyotlar halinde incelendiğinde, 1985-1995 yılları arasında hava koşullarından kaynaklanan olaylar 765 milyar dolar ekonomik, 191 milyar dolarsa sigortalı hasara yol açtı. 1995-2005 yılları arasındaysa hasara yol açan tüm hidrometeorolojik olaylardan kaynaklanan ekonomik hasar yaklaşık 1.2 trilyon dolardı. Bunun 362 milyar doları sigortalıydı. 2005-2015 yılları arasındaysa, hava koşullarından kaynaklanan olayların verdiği ekonomik hasar 1.4 trilyon dolara, sigortalı hasarsa 503 milyar dolara yükseldi.

Ekonomik hasardaki artış 1995-2005 döneminde bir önceki 10 yıllık döneme göre %53.9, 2005-2015 dönemindeyse %19.6 oldu. Sigortalı hasar ise 1995-2005 döneminde bir önceki 10 yıllık döneme göre %89.5, 2005-2015 dönemindeyse %38.9 artış gösterdi.

ŞİDDETLİ YAĞIŞLAR SIKLAŞACAK

Dünyanın geri kalanı gibi, iklim değişikliği Türkiye’yi de etkiliyor. Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu’nun 2012 tarihli “İklim Değişikliği Risk Yönetimi” raporuna göre, dünyada son 50 yılda görülen her 10 doğal afetten 9’u şiddetli hava ve iklim olaylarından kaynaklanıyor. Türkiye’de de iklim değişikliği sonucunda kış yağışlarında azalmalar, sıcaklıklarda artışlar gerçekleşiyor ve son dönemde maruz kaldığımız kuraklık, sel ve taşkınlar giderek sıklaşıyor. Güncel iklim şartları bakımından Türkiye’de küresel iklim değişikliğinin etkileri daha çok su kaynaklarının azalması, sıcak hava dalgaları, kuraklık ve sellerdeki artış ile birlikte tarımda verimliliğin düşmesi olarak kendini gösteriyor. Bazı bölgelerde azalan yağışlarla artan hava sıcaklıkları, ciddi kuraklık ve su sıkıntılarına neden olurken, bazı bölgelerde ise su ve rüzgâr erozyonu nedeniyle önemli toprak kayıpları oluyor. Ormanlarımızın yapısı böcek ve hastalıklara karşı dayanıksız hale geliyor ve kitlesel boyutlarda olmasa da gözle görülür ağaç kurumaları ve orman yangınları artış gösteriyor. Son yıllarda Türkiye ormanlarında artış kaydeden bu tür hasarların birincil nedeninin asit yağışları, ozon yaralanması ile birlikte iklim değişimi olduğuna dair kuvvetli bulgular bulunuyor. İklim değişikliği sebebiyle, gelecekte de Türkiye’de aşırı hava olaylarının sıklaşacağı öngörülüyor. İlk 30 yıllık dönemde, şiddetli yağışlı günlerin sayısının tüm ülkede artması bekleniyor.

SELİN TÜRKİYE’YE YILLIK FATURASI 100 MİLYON DOLAR

Son yıllarda Türkiye’de iklim değişikliğine bağlı olarak sadece büyük şehirlerde meydana gelen sel hasarlarının neden olduğu maddi hasarlar, depremlerin neden olduğu hasarlara yaklaştı. Türkiye’de, 1963 yılında 140 civarında sel yaşanmışken, 2010 yılında 160’tan fazla sel meydana geldi. Her yıl yaşanan ortalama 200 civarında sel afeti sonucunda, yılda ortalama 100 milyon dolar ekonomik hasar meydana geldi. Dolu hasarı ise tarım sigortası ödemelerinde birinci sıraya yerleşti. Türkiye genelinde 1940-2010 yılları arasında meydana gelen dolu yağışlarına bakıldığında, 1960’lı yılların ikinci yarısından itibaren dolu yağışlı gün sayısı 50’lerden 200’ün üzerine çıktı.

“RİSK AZALTMADA SEKTÖR DAHA ETKİN OLMALI”

Kadıoğlu’na göre, afetlerden korunma ve kayıpları azaltmaya yönelik sigorta uygulamaları son yıllarda giderek artan bir önem kazanıyor. Diğer ülkelerden uygulamalar bazı konularda farklı olsa da, Türkiye’de sigortacılık etkinlikleri artan risk koşullarıyla beraber artıyor. Birçok ülkede, afetlerin ülke ekonomisine vereceği zararları azaltmak, önlemek yani risk yönetimi konusunda sigorta şirketlerine de önemli sorumluluklar yükleniyor. Bu amaçla, her türlü afet sigorta kapsamına alınıyor. Sigorta şirketleri ve aracı kuruluşlar risk faktörlerinin yerinde belirlenmesi, risk azaltma ve önlem konularında büyük sorumluluk taşıyor. Kadıoğlu, Türkiye’de de sigorta sektörünün risk analizi ve azaltma konularına da aktif bir şekilde katılmasının, iklim değişikliği risk yönetimi bakımından çok önemli olduğunun altını çiziyor.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ SEKTÖRE PAHALIYA PATLIYOR

Temmuz ayında İstanbul’da yaşanan aşırı yağış olayları, Türkiye’nin iklim değişikliğine karşı ne kadar savunmasız olduğunu kanıtlar nitelikte oldu. Temmuz ayında gerçekleşen aşırı yağış, dolu ve sel olayları, sigorta sektörüne pahalıya patladı. Verisk Analitik’in yan kuruluşu olan PCS’e göre, yağışların sektöre faturası 300 milyon dolar, yani yaklaşık 1.1 milyar lira. Türkiye Sigorta Birliği’nin açıklamasına göre de, sigortalı hasar 500 milyon lirayı geçiyor.

BÖLGEDE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNDEN EN ÇOK ETKİLENECEK 3. ÜLKE TÜRKİYE

Türkiye’de kış yağışlarında azalmalar, sıcaklıklardaki artışlar, son dönemde artan kuraklık, sel ve taşkınlar, iklim değişikliğinin sonuçları arasında. Türkiye için gerçekleştirilen bölgesel iklim modeli çalışmalarının neticeleri, gelecekte de bu değişikliklerin süreceğini gösteriyor. Dünya Bankası tarafından yayınlanan raporun aktardığı bir çalışmaya göre Türkiye, 21. yüzyılın sonlarına doğru Avrupa ve Orta Asya bölgesinde ekstrem iklim olaylarına en çok maruz kalacak 3. ülke olacak.

ERKEN UYARIYLA CAN KAYIPLARI AZALSA DA EKONOMİK HASAR YETERİNCE AZALTILAMIYOR

Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu’na göre, hidrometeorolojik afetleri diğerlerinden ayıran en önemli özellik, bunların yapılacak izleme veya ölçümlerle önceden tespit edilerek önlenebilmesi veya erken uyarılarla can kayıplarının en aza indirilebilmesi. Diğer bir deyişle, hidrometeorolojik afetlerin “Önceden Tahmin Edilerek Erken Uyarılarının Yapılabilmesi”, deprem gibi doğal afetlerden onları farklı kılan tek ve en önemli özellik. Bu özellikten yararlanarak, afet yönetim programlarının bir parçası olan meteorolojik tahmin ve erken uyarı ile son yıllarda can kayıplarında önemli düşüşler sağlanıyor. Buna rağmen,  tahmin ve erken uyarılarındaki gelişmelerle, ekonomik kayıplar istenildiği ölçüde azaltılamıyor.


Renk Özcan
renk@sigortacigazetesi.com.tr

24 Kasım 2017

İlgili Haberler

Yazarlar