Faruk Ömrüuzak

Bandıra bandıra Bandırma

BU yazımı 19 Mayıs 2019 tarihinde yazıyorum, Mustafa Kemal Atatürk’ün Kurtuluş Savaşımızı başlatmak üzere Samsun’a çıktığı tarihten tam 100 yıl sonra…
100 yıl önce Yüce Atatürk‘ün Samsun’a ilk adım attığı günleri hatırlatmak istiyorum.
Osmanlı İmparatorluğu on cephede dört yıl sürdürdüğü savaştan yenik çıkması sonucunda 30 Ekim 1918 tarihinde kayıtsız bir teslim anlaşması olan Mondoros Ateşkes Antlaşmasını imzalamak zorunda kalmış ve böylece imparatorluğun yıkılış süreci başlatılmıştı. Ateşkes anlaşması gereği Yıldırım Ordular Komutanı Alman generali ve Osmanlı mareşali Otto Liman von Sanders Türkiye’den ayrılınca, Güney Cephesi Komutanlığı Mustafa Kemal’e devredildi.
Güney Cephesinin komutanlığını üstlenen Mustafa Kemal, İngilizlerin İskenderun’u işgal etmelerine karşı hükümetten İngilizlere hak veren bir cevap alınca görevinden istifa eder. Hükümet Mustafa Kemal’i Harbiye Nezaretine atayarak İstanbul’a çağırır. İstanbul’a vardığında İtilaf Donanması’nın 55 parça gemisini Marmara’da gören Mustafa Kemal, yaveri Cevat Abbas’a “Üzülme, geldikleri gibi giderler” derken, başlatacağı milli mücadelenin zaferle sonuçlanacağına olan kesin inancını dile getirmektedir.
Samsun’a hareket edeceği 16 Mayıs 1919 tarihine kadar geçen 6 ay içinde İstanbul’da kalan Mustafa Kemal, İsmet İnönü, Ali Fuat Cebesoy, Rauf Orbay, Kazım Karabekir gibi silah arkadaşlarıyla birlikte milli mücadelenin hazırlıklarını yapmış, artık süre Anadolu’ya geçmeye gelmiştir.
Mustafa Kemal’in Anadolu’ya geçmek için beklediği fırsat, İngilizlerin Kars bölgesinde kurulan Milli Şuralar’ı destekleyen Yakup Şevki Paşa’nın görevden alınmasını istedikleri bir notanın hükümete verilmesiyle doğdu. Hemen arkasından 21 Nisan 1919’da İngiliz Yüksek Komiseri Amiral Calthrope bölgede asayişin sağlanması, aksi halde antlaşmaya göre bölgeye asker çıkararak kendilerinin bölgede kontrol sağlayacakları konusunda ikinci bir nota daha verdi. Caltrophe’nin notası hükümette telaş uyandırdı ve iddiaları doğru bulan hükümet, bir İngiliz müdahalesine meydan vermemek üzere bölgeye bir komutan gönderilmesine karar verdi. Damat Ferit Paşa Hükümeti bu göreve uygun kişi olarak Mustafa Kemal’i seçti.

  1. Ordu Müfettişi olarak geniş yetkilerle görevlendirilen Mustafa Kemal’in atama kararını Vahdettin bekletmeden imzaladı. İstanbul’dan uzaklaşmış olacağı için işgal güçleri de bu göreve Mustafa Kemal’in seçilmesine itiraz etmediler. İngilizlerle sıkı ilişkiler içinde olan Damat Ferit Paşa da Mustafa Kemal’in İstanbul’dan uzaklaştırılması konusunda Vahdettin’le birleşmiş görünüyordu.
    Görev onaylanınca “Harbiye Nezaretinin kapısından çıkarken, kafes açılmış, önünde geniş bir âlem kanatlarını çırparak uçmaya hazırlanan bir kuş gibi idim…” diyerek sevincini dile getiren Mustafa Kemal, yola çıkıncaya kadar gerçek duygularını hükümetten gizlemek zorundaydı. Ona verilen resmi görev, Samsun tarafında Rumlara saldıran Türkleri yola getirmek, Anadolu’da milli teşkilatlanmaları ortadan kaldırmaktır. Oysa O’nun asıl amacı ve görevi Kurtuluş Savaşını başlatmak ve ulusal egemenliğe dayalı tam bağımsız yeni bir Türk Devleti kurmaktır.
    İşte bu amaçla Mustafa Kemal, 16 Mayıs 1919’da Yunan ordusunun İzmir’i işgalinden bir gün sonra 18 dava arkadaşıyla birlikte Kaptan İbrahim Hakkı Durusu yönetimindeki Bandırma Vapuru ile İstanbul’dan yola çıkar ve 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basar. İlk adımın 100 yıl önce atıldığı yolculuğun sonucunu hepimiz biliyoruz.
    Bandırma gemisiyle başlayan zafer sonucu kazanılan değerlerin bandıra bandıra tadına varıyoruz. Bütün amacımız bu değerlere sahip olmak ve onları yitirmemek. Atatürk’ümüzün aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyor, 19 Mayıs’ın 100. yılını kutluyorum.

28 Mayıs 2019

İlgili Haberler

Yazarlar