BES’i anlatırken biraz daha dikkat lütfen…

Uzun süredir BES’le ilgili yazmadığımı fark ettim. Tam da bunu düşünürken, bir yakınımın BES’le tanıştıktan sonra yaşadığı tatsız bir durumu dinleyince, bunu mutlaka yazmalıyım dedim. Arkadaşımın başına gelen, ülkemizdeki ticari hayatın birçok alanında gördüğümüz, satıcıların bazı detayları anlatmadan ürünü satıp sonrasında “müşteri dönerse bakarız” şeklinde olabilen tutumlarının bir örneği.

BES’in hayatımıza girdiği ve fazla bilinmediği dönemlerde BES’e giren arkadaşımız, birkaç yıl sonrasında ekonomik zorluklar nedeniyle birikimini alarak sistemden çıkmış. Sonrasında ilerleyen yaşının da otomatik BES’e girmesine engel olması nedeniyle artık geçti diye düşünürken, 10 yaşındaki çocuğunu sisteme nasıl sokabileceği ile ilgili benimle konuşmaya karar vermiş. Kendisine bunun çok güzel bir düşünce olduğunu ve mutlaka BES’e tekrar giriş yapması gerektiğini söyledim. Aslında arkadaşımın sisteme girme nedeni 10 yaşındaki çocuğuna birikim yapmak. Sonrasında bankası aracılığıyla kredi kartından aylık belli bir tutarla kesilecek şekilde kendi adına BES yaptırdığını belirten arkadaşım, çocuğunun da isminin sözleşmede yer aldığını söyledi. Aylık 190 lira birikimlerini takibe başlayan arkadaşım, BES hesabında 17 lira birikiminin olduğunu görünce şaşırmış. BES şirketini aramış ve aldığı cevap kendini çok şaşırtmış, bir o kadar da kızdırmış. Arkadaşıma ilk ayki birikiminden toplam 173 liranın sistem masrafı olarak kesildiği ve bu nedenle birikiminin 17 lira olduğu cevabı verilmiş. Sonraki ayın 190 lirasının ise 35 günlük süre içinde birikime ekleneceği belirtilmiş. Yani iki ayda 380 lira birikim yaptığını düşünen arkadaşımın birikimi kesinti nedeniyle sadece 207 lira.

Sistemi bilen fakat bu kesintinin başta yapılmasının çok yanlış bir durum olduğunu belirten arkadaşım şu eleştiride bulundu: “Gönüllü bir şekilde sisteme giren birinden neden ilk ayda masraflar alınır? Bir yıl beklense ve bu birikim 2 bin lirayı aşmış devlet desteğiyle de belli bir tutara ulaşmış olurdu. Kesinti burada yapılsa daha iyi olmaz mıydı? Bana sisteme giriş öncesinde ilk ay ne kadar kesinti yapılacağı söylenmedi. İnan çok şaşırdım. Kandırıldığımı düşünüyorum.”

Bu durum bana pazarda yaptığımız alışverişleri hatırlattı. Pazardan domates alacaksınız; haklı olarak pazarcı tezgahının önüne en taze ürünleri koyar, müşteri almaya karar verdiğinde ise satıcı tezgahın sadece önünde değil, her yerindeki domateslerden müşterinin torbasına ürün koyar. Eve gelip baktığınızda mutlaka birkaç tane çürük domates vardır torbada. Arkadaşımın BES’e girişinde yaşadığı durum da bunu hatırlatır nitelikte. BES’in yaşlılığımızda bize büyük faydası olacağını, devletin büyük destek verdiğini, çok önemli bir tasarruf aracı olduğunu anlatıyoruz. Ilep destek, daima destek diyoruz ki, gönüllü girilen sistem 14 yılda 70 milyar lira büyüklüğe ulaştı. Otomatik BES ve üzerinde çalışılan 18 yaş altına BES’le birlikte fonun 2020’li yıllarda 400 milyar lira gibi bir büyüklüğe ulaşması hedefleniyor. Bu gelişmeler çok güzel ve ülke ekonomimizin güçlenmesi açısından çok önemli.

BES’i insanlarla tanıştıran kişilerin tüm detayları neden baştan anlatmadıklarını irdelememiz gerekiyor. Bugün hemen hemen tüm bankalar müşterilerini BES’le tanıştırmak için yoğun çaba gösteriyor. Bu da sistemin büyümesindeki en büyük etkenlerden. Fakat bankaların BES danışmanı olmayan çalışanları da satış hedefleri nedeniyle müşterilerine “BES’e giriş yapmak ister misiniz?” diye soruyor ve banka müşterisi de BES’e ilgi duyuyorsa bankacıyı kırmıyor ve sisteme giriş yapıyor. İşte burada biraz daha dikkat etmemiz gerekiyor.

11 Nisan 2018

İlgili Haberler

Yazarlar