
Geçtiğimiz ay geleneksel yazarlar yemeğimiz acı bir haberle başladı. Sektörümüzün duayenlerinden Erhan Dumanlı, kardeşinin cenazesi nedeniyle yemeğe katılamadı.
| Elbette bu durum, cenazeye katılamıyor olmaktan ötürü hepimizi çok üzdü. Buradan tüm arkadaşlarım adına sevgili Erhan Dumanlı’ya bir kez daha baş sağlığı dileklerimi iletiyor ve cenaze törenine katılamadığımız için kendisinden özür diliyorum. Keşke daha önceden haberimiz olabilseydi. Acı haberi duyduğumuzda yapacak bir şeyimiz kalmadığından, zorunlu olarak yemeğe devam ettik. Geçen ay yemeğimizi, daha önce de birkaç kez gittiğimiz Kuruçeşme’deki Les Ottomans’da gerçekleştirmeyi planlamış ve rezervasyon yaptırmıştık. Ama bizi, otelin yan tarafında kurulan “Bistro Funfatale” diye bir yere gönderdiler. Bistro Funfatale de Boğaz’ın kıyısında güzel bir mekan elbette… Zaten bu güzelliğin olduğu yerde çirkin mekan mı olur diye düşünüyordum ki, sigara içmek için arkadaşlarla bahçeye çıktığımızda gördüğüm manzara beni gerçekten çok üzdü. Les Ottomans’la Bistro Funfatale arasına plastik bir duvar koymuşlar. Şimdiden hatırlatayım, son dönemde çok moda olan bu yeşil plastik duvarlar yaz sıcağında leş gibi plastik kokuyor. Bununla da yetinmemişler; bahçedeki masaların arasına plastik çalılar ve çiçekler yerleştirmişler. Pes dedim. Sözü Bistro Funfatale’nin yetkililerine bir uyarıyla noktalıyorum: Boğaz’ın kıyısına plastik çalı yakışmıyor… Eğer plastik işi yapacaksanız, gidip Anadolu’nun herhangi bir yerinde fabrika veya atölye kurun, ama Boğaz’dan uzak durun. Lütfen, Boğaziçi’ni de kirletmeyin! (M.Emin Özcan) |





























