Mehmet Muratoğlu

“Bütünleşmiş değer” için tehlikeli hastalıklar örneği…

BUGÜNLERİN getirisi, değer üretiminden çok uzakta. Önümüzdeki günlerde sigorta şirketleri dahil, her işletmenin başarısı, sadece değerlerle ilişkili olacaktır.
Değer kavramı ihtiyacın çeşitliliğine göre değişmekle birlikte, genel olarak tanımlandığında, bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık veya bir şeyin parayla ölçülebilen karşılığı olarak ifade edilmektedir. Dar anlamda ve özetle; bir gereksinmeye karşılık yüksek ve yararlı nitelik yaratmaktır. Sorumuz ise: Değer kavramını bu kadar önemli kılan nedir?
İş anlayışında değer kavramını üç farklı evrede değerlendirebiliriz:
Üretime dayalı bir dönem ve ürün veya hizmetin kullanıma açılmasıydı ki, bu dönemde üretim ağırlıklı iş anlayışı yaygındı. Başka bir ifadeyle ihtiyaç kadar üretiyor, tüketilmesi için ekstra bir çaba gerekmeksizin tüketilmesini bekliyordunuz.
İkinci evre, rekabete dayalı, aynı mal ve hizmetleri sağlayan birden fazla üreticinin olduğu bir dönemdi.
Üçüncü evre ise sadece ihtiyaca karşı denk gelen bir üretimden çok, ihtiyaçta fark yaratan, sadece ihtiyacın görünen kısmıyla değil, onu tamamlayan ihtiyaçları da gidermek için tasarlanan “bütünleşmiş değerler”in sözkonusu olan bir süreçten bahsedilmekteydi.
Bütünleşmiş değerlere, sigortacılıkla ilgili “manidar” sayılabilecek bir örnek vermek istiyorum.
“Prudential Finance” şirketinin Kanada’daki sigorta operasyonlarının başkanı olan Ronald D. Barbaro, kendi döneminde (1985-1990) ciddi bir yaratıcılık yaklaşımıyla hayat sigortalarında “bütünleşmiş değerler” için önemli bir düşünce devrimi gerçekleştirmiştir. Hayat sigortacılığında, geleneksel bir yaklaşım olan, sigortalıya taahhüt edilen teminat tutarlarının kişinin ölümünden sonra hak sahiplerine ödendiğini hepimiz bilmekteyiz. Evet, 120 yıldır hiç değişmeden o günlere gelmiş bu fikir, Ronald Barbaro tarafından ortaya atılan “Yaşarken Ödeme” fikriyle birlikte yeni bir boyut kazanmış ve geleneksel olan yaşam sigortaları alanında çok önemli bir değişime imza atılmıştır.
Don Barbaro, artık hak edilen teminat tutarlarının aileye veya diğer hak sahiplerine ödenmesi yerine, poliçe sahibinin ölümcül hastalıklardan birisinin riski altında olduğu tespit edilirse, kendisine de teminat tutarının %75’inin ödenmesi gerektiği kavramını ortaya attı. Böylece hastaya gereken özenli bakım veya tedavi harcamaları için gerekli paranında tedariğinin sağlanmış olması fikri gerçekleşmiş oluyordu. Bu kavram, hayat sigortacılığında bir devrim oldu ve Barbaro’nun 1990 yılında ABD’deki Prudential şirketinin başına getirilmesinin nedenlerinden birisiydi.
Yaşam sigortalarını, insanların yaşamları ve değerleriyle bütünleştiren bu kavramla, sigortalılar hem çok önemsediği bağımlıları için değer yaratmış oluyor hem de yaşamları sırasında karşı karşıya kaldıkları yaşamsal riskleri de, yaşarken güvence altına almış oluyordu. Bütünleşmiş değerlere örnek olan sigortacılık anlayışında Ron Barbaro, basit bir kavram değişikliği yaratarak, hayat sigortalarının ölümle ilişkisinin ötesinde yaşamın da önemini vurgulayarak, büyük bir yaratıcılığa ve yeniliğe imza atmış oldu.
Bu anlatıkklarımı manidar olarak nitelememin nedeni ise; hayat sigortacılığında “tehlikeli hastalıklar” veya “Kritik Hastalıklar” olarak bilinen bu yaşam güvencesinin, ülkemizde halen yeterince yaygınlaşmadığı ve sigortalılara tam olarak anlatılamadığıdır. Belki bunun devamında şöyle bir soru sormak gerekebilir. Biz sigortacılar, kendimiz bunu ne kadar önemsiyoruz? Şimdi, bütünleşmiş değere ve devamında hayat sigortacığına şöyle bir “Önerim” de olabilir: Türkiye’deki hayat sigortacılığı üretiminin içinde %82’lik bir payla kredi hayat sigortacılığı yer almaktadır. Biliyoruz ki, kredi hayat sigortalarındaki bu yüksek payda bankalar üzerinden yapılan satışlarla gerçekleştirilmektedir. O halde, bu tür hayat sigortalarında, tehlikeli hastalıkların da içinde yer aldığı veya birlikte vefata dayalı bir hayat sigortası geliştirerek, banka müşterilerine öldükten sonra ödenen teminatın yanı sıra, kritik bir hastalığa yakalandığında ve devamında çalışamaz ya da gelir elde edemez duruma geldiğinde de, kendisinin teminat altına alındığı ve yaşarken dahi para alabileceği söylenebilir…

2 Ocak 2019

İlgili Haberler

Yazarlar