Ali Erül

Canlıya saygı

BAYRAM tatili için erkenden yola çıktık. 3. Köprü & Osmangazi Köprüsü güzergahı ile kısa sürede Susurluk’a ulaştık. Önceleri daha ilerideki Gelenbe’de yapıyorduk kahvaltımızı. Bu kez yakın bir dostumuzun uzun süredir dilinden düşürmediği bir “Dr.Kahveci”de verdik molayı; bugün o bölgede 7-8 farklı yerde hizmet veren bir zincir haline dönüşmüş o tesiste.
Hızlı bir servisten sonra hesabı ödemek için kasaya gittim. Kasanın yan tarafında bir bey mutfaktan çıkan tepsilere göz ucuyla bakıyor, bazılarına müdahale ediyordu. Hesabı ödedim, sonra köpeğimiz Frisbee ile tesisin arkasındaki muazzam terasa geçtim.
Arka taraf yoldan anlaşılmayacak gizli bir cennetmiş. Düzinelerce köpek, yüzlerce tavuk ve horoz, inekler, koyunlar, kazlar… Hepsi kendilerine ayrılmış alanlarda özgürce ve tüm doğallıklarında yaşıyorlar.
O sırada kasada gördüğüm bey geldi oraya. Susurluk’ta çalışan Edirne asıllı bir jinekologmuş aslında. Sonra bu girişime soyunmuş. Hayvan dostu oğlunun desteği ile o parkı oluşturmuş, yöre halkının da katkıları ile hayvanların özgün yaşam ortamlarını yaratmış.
Bundan sonra kahvaltı ya da akşam yemeği molası vereceğimiz yeni yerimizi bulmuş olmanın rahatlığıyla ayrıldık oradan ve yolumuza devam ettik…
Bayram sabahı Sapanca’da bacakları ve kuyruğu kesilmiş halde bulunan ve tüm çabalara rağmen yaşatılamayan o masum köpek haberi ile uyandık.
Nereden nereye! Birisi tüm rastladığı canlıların sorumluluğunu üstlenip, en sağlıklı ve mutlu şekilde ve özgürce yaşamaları için tüm kaynaklarını seferber ederken bir diğeri kendisine hiçbir yükü olmayan, zararsız ve masum bir canlıyı katlediyor.
Bu insan hangi nefret, öfke ve kötülük ortamında yetişmiş ve yaşıyor ki bir başka canlıya bu acıyı yaşatabiliyor?
Hayır ülkemizde kedilere, köpeklere, atlara, danalara, eşeklere, foklara vs. genel bakış açısı ve tuhaf anlayış değil, sadece vurgulamak istediğim; aynı zamanda bu canlılara, ve çocuklara, ve kadınlara, ve doğaya uygulanan sistematik taciz, hor görme ve yok etme güdüsü esas sorun. Çoğunlukla da erkek elinden, erkek desteği ve erkek hoşgörüsü ile yaşanan bu soykırım lanetlenmesi gereken.
Köpek tüm hayvanlar arasında kendi isteği ile evcilleşmeyi seçen tek tür. Köpek insan ile birlikte olmayı seçmiş, insana çoğu zaman başka bir insandan da yakın bir canlı. Ve sen bu dostu tekmeliyorsun, taş atıyorsun, kurşun sıkıyorsun, üstüne aracını sürüyorsun, hatta sapık emellerine alet ediyor ve bunlarla da yetinmeyip ıssızda bacaklarını ve kuyruğunu kesiyorsun!
Kediler, kuşlar, atlar, ördekler, kısaca tüm hayvanlar aynı yolun yolcusu. Hepsi Sapanca’daki köpek gibi her an böyle vahşet ve kıyım tehlikesi ile karşı karşıyalar ne yazık ki.
Evet hayvan hakları konusunda çok daha fazlası yapılmalı, evet hayvanlara karşı işlenilen suçlar ceza yasaları kapsamında olmalı, ama hepsinden önce yapılması gereken insanımızın içindeki bu öfke ve şiddetin nedenlerini tespit edip bunu ortadan kaldıracak süreçlerin başlatılması.
İnsan olarak yaşamak zaten çok güç bu ülkede, hatta bu evrende. Yazımı yazdığım bugün (20.06.2018) “Dünya Göçmenler Günü”, ve öğrendiğim kadarı ile dünya üzerinde 78 milyon göçmen & vatansız insan var, yani bir Türkiye nüfusu kadar insan yersiz, yurtsuz, vatansız çile çekiyor bir yerlerde.
Ama daha da kötüsü hayvan olarak yaşamak bu dünyada, özellikle de bu ülkede.
Sadece canlı oldukları için bile en az her birimiz kadar yaşama hakları olan, korunmaları, sakınılmaları gereken o masum yaratıklar.
Sokak köpeği ya da kedisi diye bir şey yoktur, onları sokaklara bırakan düşüncesiz sahipler vardır. Levent’in ara sokaklarında dolaşan martıda kabahat yoktur, denizde balık, kıyılarda tabiat bırakmayan insanlardadır suç.
İnsan önce kendi içindeki kötülüğü, şiddeti ve düşüncesizliği yok etmeden hiçbir canlıya ve doğaya rahat yoktur!
Görüşmek üzere.

1 Temmuz 2018

İlgili Haberler

Yazarlar