CEO’lar cevaplıyor: Doğal afetler reasürans fiyatlarını nasıl etkileyecek?

Monte Carlo ve Baden Baden’da gerçekleştirilen reasürans görüşmelerinde ana gündem maddesi yılın ikinci yarısında yaşanan doğal afetlerdi. Sektör yöneticileri, bu afetlerin yol açtığı 100 milyar dolar civarındaki sigortalı hasarın reasürans fiyatlarını artıracağını belirtse de, artışın ne kadar olacağı konusunda farklı görüşler aktardı. GRC Howden Reasürans Brokerliği Genel Müdürü Vedat Basan, daha sert bir piyasaya geçileceğini belirtti. Mapfre Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Volkan Babür ise “Sel ve dolu olayları reasürans fiyatlarını etkilemez” diye konuştu. Lockton Re Senior Vice President Okan Çağlayan da piyasadaki kapasite fazlasının fiyat artışını dengeleyebileceğini söyledi.

Geleneksel reasürans görüşmeleri, eylül ayında Monako’daki Monte Carlo’da, ekim ayındaysa Almanya’daki Baden Baden’da gerçekleştirildi. Her yıl sigortacıların ve reasürörlerin bir araya gelip karşılıklı olarak görüştüğü ve bir sonraki senenin reasürans piyasasını belirlediği bu toplantılarda yılın gündemi doğal afetler oldu.

ABD’de gerçekleşen Harvey, Maria ve Irma kasırgaları, yine ABD’nin Kaliforniya eyaletinde gerçekleşen geniş çaplı orman yangınları ile Meksika’daki depremler yılın ikinci yarısında büyük hasara yol açtı. Swiss Re kasırgalar ve Meksika depremlerinden 95 milyar dolar sigortalı hasar beklediğini açıklarken, AIR Worldwide da Kaliforniya yangınlarının 10.5 milyar dolar sigortalı hasara yol açabileceğini ifade ediyor.

Böyle bir ortamda, yaşanan doğal afetlerin fiyatlara etkisi de en merak edilen konuların başında geliyor. Konuya dair fikrini aldığımız sektör yöneticilerinin hepsi farklı görüşler öne sürdü. Buna karşın hepsi de yaşanan doğal afetlerin piyasayı büyük ölçüde etkilediği konusunda hemfikirdi.

FİYATLAR KONUSUNDA FARKLI GÖRÜŞLER

Monte Carlo ve Baden Baden görüşmelerinin ardından görüşünü aldığımız Lockton Re Senior Vice President Okan Çağlayan, son 5 senedir görülen düşük katastrofik hasar frekans seyrinin, 2017 yılının 3. çeyreğinde son 10 yılın en yüksek seviyesine çıktığını ifade etti. 2018 yılında artık fiyatların düşmeyeceğini, ancak fiyat artışının ne oranda gerçekleşeceği konusunda henüz kesin bir şey söylenemeyeceğini dile getiren Çağlayan, “Emin olduğumuz tek konu; bu şiddette bir kasırga silsilesinin 2018 kasırga sezonunda tekrar meydana gelmesi durumunda piyasanın önemli ölçüde sertleşme sürecine gireceğidir” dedi.

Görüşünü aldığımız bir diğer yönetici olan GRC Howden Reasürans Brokerliği Genel Müdürü Vedat Basan ise, her ne kadar “soft market koşulları bitti” denilemeyecek de olsa, reasürans kapasite sağlayıcıları nezdinde 2018 yılının daha sert bir piyasaya geçiş dönemi olacağını belirtti. Reasürans koruması satın alan sigorta ve reasürans şirketlerinin bu yılki hasarlar sonrasında daha yüksek maliyetlerle doğal afet kapasitesi satın alma gerekliliklerinin kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Basan, “Aynı zamanda, hasarlardan etkilenen dünyanın en büyük Kıta Avrupa’sı reasürans piyasası ve İngiltere merkezli Lloyd’s piyasası da uzun yıllardır ilk kez kârsızlık problemi ile karşılaşacak ve  birçok reasürörün sermaye artırımı gerçekleştirme gerekliliği de doğabilecek” diye konuştu.

Mapfre Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Volkan Babür ise, afetler sonucunda görülen fiyat artışının beklendiği kadar yüksek olmadığını ifade etti. “Önce Monte Carlo, sonrasında da Baden Baden görüşmelerinde reasürans fiyatlarında ciddi artışlardan bahsedildi. Bu artışın bahsedilen kadar yüksek olmadığını Türkiye piyasası yenilemelerinde görmeye başladık” diyen Babür, afetlerin fiyat yükselişine etkisinin önceleri bahsedilen %25-30 seviyesinde değil, yaklaşık %5-10 arasında olduğunu aktardı.

GRC HOWDEN REASÜRANS BROKERLİĞİ GENEL MÜDÜRÜ VEDAT BASAN: DAHA SERT BİR PİYASAYA GEÇİLECEK

GRC Howden Reasürans Brokerliği Genel Müdürü Vedat Basan, uzun yıllardır süregelen soft marketin bittiğini söylemenin çok sert bir yaklaşım olacağını ifade etti. Basan, “Ancak, sektörde yer alan önemli kapasite sağlayıcılarının tümünü etkileyen doğal afet zararları, pazarın tüm lider oyuncularının 3. çeyrek sonuçlarının negatif seyrine yol açtı. Uzun yıllardır süregelen soft market koşulları, sigortalıların da her yıl daha düşük maliyetle sigorta satın alma beklentisini sağladı ve gerçekleştirdi. Bu trendin ne şekilde farklılaşacağını yıl içerisinde daha net olarak deneyimleyeceğiz” diye konuştu.

“30 YILDAKİ EN AĞIR HASAR”

Aynı yıl içerisinde yaşanan büyük ölçekli birçok felaketin, sigorta ve reasürans piyasalarının son 30 yılda karşılaştıkları en ağır sonuçları doğurduğuna dikkat çeken Basan, “Reasürans koruması satın alan sigorta ve reasürans şirketlerinin bu hasarlar sonrasında daha yüksek maliyetlerle doğal afet kapasitesi satın alma gereklilikleri kaçınılmaz oluyor. Aynı zamanda, hasarlardan etkilenen dünyanın en büyük Kıta Avrupa’sı reasürans piyasası ve İngiltere merkezli Lloyd’s piyasası da uzun yıllardır ilk kez kârsızlık problemi ile karşılaşacak ve birçok reasürörün sermaye artırımı gerçekleştirme gerekliliği de doğabilecek” dedi.

“KÜRESEL ISINMAYA GÖRE HESAPLAR GÜNCELLENMELİ”

Temmuzda İstanbul’da yaşadığımız dolu ve sel olaylarını da yorumlayan Basan şunları söyledi: “Teknik kârlılığın güncel bir sorun olarak sürekli gündemde kaldığı piyasamızda, aynı yıl içerisinde ve sigorta penetrasyonunun nispeten daha yüksek olduğu sigorta branşları ve coğrafyasında tekrarlanan bu tip hasarlar, doğal afet sonrası acil hasar yönetim süreçlerinin de yeniden yapılandırılmasını sağlayacaktır. Küresel ısınma; geçmiş yılların istatistikleri baz alınarak hesaplanan risk primlerinin ve olası hasar senaryolarının gerçekleşen güncel veriler ışığında gözden geçirilmesini şart koşuyor.”

Reasürans fiyatlarının yükselmesinin dereceli olarak sigorta primlerini de etkileyeceğine dikkat çeken Basan, “Katastrofik hasar bilançolarının, sigorta maliyetlerine aynı yıl içerisinde doğrudan yansıtılması, sigorta prensipleri ile bağdaşmıyor. Bu nedenle 2018 ve gelecek yılların doğal afetler açısından ne şekilde sonuçlanacağı da, sigorta primlerinin ne yönde bir dalgalanma seyrinde olacağı konusunda önemli bir gösterge olacaktır” diye konuştu.

“REASÜRÖRLER TÜRKİYE’YE GÜVENİYOR”

Reasürans piyasalarının uzun yıllardır Türkiye’ye kapasite sağladığını, ayrıca,  sektörümüzdeki yoğun yabancı sermaye varlığı paralelinde de ülkemizdeki sigorta uygulamalarını yakından takip ettiğini dile getiren Vedat Basan, “Reasürans piyasalarının Türkiye’ye pozitif bakış açısı, ülkemizin coğrafi konumu ve gelişmekte olan sigorta ve reasürans piyasalarına yakınlığı nedeniyle de artarak devam ediyor. Yabancı sermayenin, sigorta şirketlerinde gerçekleştirdiği yatırımlara ilave olarak, sigorta aracılığı faaliyetlerinde artarak sürdürdüğü yatırımlar da, piyasaların sektörümüze güvenle baktığının göstergesi olarak yorumlanabilir” dedi.

MAPFRE SİGORTA GENEL MÜDÜR YARDIMCISI VOLKAN BABÜR: TEMMUZDAKİ SEL VE DOLU OLAYLARI REASÜRANS FİYATLARINI ETKİLEMEZ

Mapfre Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Volkan Babür, Kuzey Amerika’da yaşanan birçok kasırga ve doğal afetin bu sene tüm reasürans piyasalarını etkilediğini ifade etti. Bununla beraber, reasürörlerin “katastrofik reasürans” dışında hâlâ rekabetçiliklerini devam ettirdiğini söyleyen Babür, bu nedenle, “soft market bitti” yorumunu yapmanın çok mümkün olmadığını belirtti.

Örneğin Eylül 2017’de Almanya’nın Münih kentinde 50’ncisi düzenlenen IMIA, yani Uluslararası Mühendislik Sigortaları Birliği Konferansı’nın açılış konuşmasında Başkan Oscar Treceno, “Sigortacılar olarak artık soft market fazında değiliz, artık ‘sıvı’ market fazına girmiş bulunuyoruz. Bundan daha yumuşak ve kaygan başka bir dönem hatırlamıyorum’ dedi. Yine aynı konferansta açıklanan “IMIA Mühendislik Sigortaları Fiyat İndeksi Araştırması geçmiş dönemlerde oluşan büyük katastrofik olayların fiyatlarda, özellikle ihtiyari fiyatlarda bir düzelme ya da artma eğilimi yaratmadığını ortaya koydu” diyen Babür, şöyle devam etti: “Kısacası, ucuz kapasite bulunduğu sürece fiyatlarda ciddi bir düzelme beklemek doğru olmaz.”

“FİYAT ARTIŞI BEKLENDİĞİ KADAR YÜKSEK DEĞİL”

Irma ve Harvey kasırgalarının ABD’de verdiği toplam ekonomik hasarın 150-200 milyar dolar civarında olduğunun tahmin edildiğini aktaran Babür, “Bu rakam Ağustos 2005’teki Katrina Kasırgası’nın verdiği etkiden %25 daha fazla. Bu yıkıcı sonuç, tüm reasürörleri bir adım geri çekilerek mevcut durumlarını değerlendirmeye, kârlılıklarını gözden geçirmeye ve fiyatlama politikalarını revize etmeye itti. Önce Monte Carlo, sonrasında da Baden Baden görüşmelerinde reasürans fiyatlarında ciddi artışlardan bahsedildi. Bu artışın bahsedilen kadar yüksek olmadığını Türkiye yenilemelerinde görmeye başladık” dedi. Reasürans fiyatlamasının her portföyün hasarlılık boyutu ile doğru orantılı olduğunu kaydeden Babür, “Ancak, yurtdışında yaşanan olayların fiyat yükselişine etkisi önceleri bahsedilen %25-30 seviyesinde değil, yaklaşık %5-10 arasında değişiyor. Tabii ki, bu durumun tüm dünyada, özellikle de Kuzey Amerika’da daha farklı etkisi olabileceğini de unutmamak gerekiyor” diye konuştu.

“PRİMLER ARTARSA SEBEBİ KÂRSIZLIK OLUR”

Temmuz ayında İstanbul’da yaşadığımız dolu ve sel olaylarının anlaşmaları nasıl etkileyeceğini sorduğumuz Babür, şunları söyledi: “Temmuz ayında yaşananlar, Türkiye piyasası için çok olağan dışı bir iklim olayıydı. Sigorta şirketleri, eksperler ve tamir firmaları yaşanan dolu ve sel olayına hazır değildi. Yaşanan bu felaketi beklenen büyük İstanbul depremi öncesinde piyasanın tatbikatı olarak değerlendiriyorum. Şirketlerin tamamının bu olayda nerede aksaklıklar yaşadığını iyi değerlendirerek eksik taraflarını geliştirmesi gerekli. Aksi halde, hasarlarının bir an evvel ve eksiksiz olarak tamir olacağı ya da tazmin edileceği beklentisi ile sigorta poliçesi alan vatandaşlarımız mağduriyet yaşayabilir” dedi.

Söz konusu olayların reasürans anlaşmalarını nasıl etkileyeceği konusunun henüz net olmadığını söyleyen Babür, sözlerine şu şekilde devam etti: “Her sigorta şirketinin kendi reasürans programı çerçevesinde, kendisinin dayanabileceği kadar bir muafiyeti var. 17-28 Temmuz tarihlerinde yaşanan dolu ve sel hasarları, piyasada faaliyet gösteren birçok şirketin reasürans muafiyeti altında kalacağı için bu hasarlar sadece şirketlerin net kârlılıklarını etkileyecek ama reasürans programlarında çok fazla etki yaratmayacaktır. Dolayısıyla piyasada bir fiyat artış trendi görülürse; bunun reasürans etkisi değil de şirketlerin kendi kârlılıklarının etkilenmiş olmasından kaynaklandığını bilmemiz gerekiyor.”

“FİYAT DALGALANMALARINI BAŞARIYLA ATLATIRIZ”

“Konut ve küçük işletmelerin sigortalarında; dolu ve sel hasarları ile yurtdışı olayların etkileri neticesindeki CAT maliyet artışları nedeniyle; şirketler bir miktar orijinal fiyat artışı çabası içinde olabilir. Ancak bunun çok uzun süreli olabileceğini tahmin etmiyorum. Yılbaşında fiyatlarda bir miktar artış olsa bile ilk çeyrek ile ikinci çeyrek arasında tekrar bir normalizasyon beklemek çok yanıltıcı olmaz sanırım” diyen Babür, sözlerini şöyle noktaladı: “Tüm bu değerlendirmelere rağmen, Türkiye gelişmekte olan ve kişi başı sigorta primi açısından kat edilecek çok yolu olan bir ülke. Tüm reasürörler de bu potansiyelin farkında. Bu nedenle bu dalgalanmaların başarıyla atlatılacağına olan inancımız tam.”

LOCKTON RE BAŞKAN YARDIMCISI OKAN ÇAĞLAYAN:PİYASADAKİ KAPASİTE FAZLASI  FİYAT ARTIŞINI DENGELEYEBİLİR

Lockton Re Başkan Yardımcısı Okan Çağlayan, özellikle son 5 senedir görülen düşük katastrofik hasar frekans seyrinin, 2017 yılının 3. çeyreğinde son 10 yılın en yüksek seviyesine çıktığını söyledi. 2005 yılı Katrina kasırgası ve 2011 yılında gerçekleşen Japonya’daki tsunami, Yeni Zelanda depremleri ile Tayland sellerinin ardından piyasaların kümülatif bazda büyük doğal afet hasarlarıyla karşı karşıya kaldığını belirten Çağlayan, birçok reasürans şirketinin son 5 yıldaki kârının önemli bir kısmını kaybettiğine dikkat çekti.

Bununla birlikte, reasürans piyasalarına yeni kapasite girişinin devam ettiğini ifade eden Çağlayan, “Piyasadaki kapasite fazlası, kasırgalardan canı yanmış olan reasürörlerin fiyatları artırma isteklerini dengeleyebilir. 2018 yılında reasürans fiyatlarının daha da düşmeyeceğini  söyleyebiliriz. Fakat fiyat artışının tek haneli mi çift haneli mi olacağını aralık ayında daha net görebileceğiz. Emin olduğumuz tek konu; bu şiddette bir kasırga silsilesinin 2018 kasırga sezonunda tekrar meydana gelmesi durumunda piyasanın önemli ölçüde sertleşme sürecine gireceğidir” dedi.

“DOLU FAKTÖRÜ FİYATLARI ARTIRACAK”

Türkiye özelinde de konuşan Çağlayan, dolu ve sel olaylarının büyük ölçüde sigorta şirketlerinin konservasyonunda kaldığını, katastrofik hasar fazlası reasürans anlaşmalarını önemli ölçüde vurmadığını söyledi. Çağlayan, şunu da ekledi: “Fakat, dolu faktörünün dahil edileceği anlaşmalarda bu hava olayının eskiye göre fiyatlara artış yönünde etkisi olacağını rahatlıkla ifade edebiliriz.”

Türkiye’deki deprem riskinin, hâlâ kasırga riskini üzerlerinde taşıyan reasürörler için dengeleyici bir unsur olduğunu dile getiren Çağlayan, “Euroya karşı hızla değer kaybeden Türk Lirası, euro bazında olan katastrofik teminat ihtiyacını modelleme programlarında düşük göstermektedir. Modellemeye dahil edilmeyen ferdi kaza, kasko kümülleri gibi birçok faktör sebebiyle birçok şirketin benzer koruma limitlerini almalarını beklemekteyiz. Devalüasyon seyrinin böyle gitmesi halinde sertleşebilecek piyasa koşullarının Türkiye piyasasına olan etkisi beklenenden az olacaktır” diye konuştu.

 

26 Aralık 2017

İlgili Haberler

Yazarlar