Ali Erül

“Ceteris paribus”

Latince bir terimdir kendileri. Çoğunlukla ekonomi alanında kullanılıyor ama aslında pozitif bilimler ve sosyal bilimlerin birçok alanına uygulanması olasıdır. Genel olarak “Bütün diğer değişkenler sabit iken bir değişken ile oynanırsa sonuç/etkisi ne olur” egzersizlerinde kendilerine başvurulur. Mesela piyasadaki tüm değişkenler/göstergeler sabitken emekli maaşlarına önemli bir zam yapılırsa bunun ekonomiye ve mali göstergelere yansımaları ne olur gibi. Günümüzde ceteris paribus yaklaşımı tek başına yetersiz kalmaktadır çünkü ekonomi, piyasalar, tüketici zevkleri ve davranışları bundan 30-40 yıl öncesinin öngörülebilirliğinde değildir, böyle olsa bile o kadar hızlı bir değişim ve dönüşüm vardır ki var sayımlar ile karar alabilmek gerçekten çok zordur ama en azından bu yazı için faydalanacağım bu terimden.

Sizler de okumuş ya da izlemişsinizdir son Kurban Bayramı’ndaki trafik kazası haberlerini. Uzatılmış hali ile 10 günü bulan bu tatilde meydana gelen trafik kazalarında 120 civarı kişi yaşamını yitirdi. Günde ortalama 12 kişi demek bu. Öte yandan resmi istatistiklere göre son yıllarda yılda ortalama 5.000 civarı kişi yaşamını yitiriyor trafik kazalarında. 5.000 / 365 yaptığınızda günlük ortalamayı 13.70 kişi olarak bulursunuz. Yani aslında bayram tatillerindeki ölüm sayısı ile sair günlerdeki ölüm sayısı arasında kayda değer bir fark yok. Hatta bayramlarda marjinal bir iyileşme olduğundan bile bahsedilebilir belki. Tatiller dahil bize her gün ceteris paribus aslında.

Yine son bayramda gazetelerde çıkan haberlerde bu uzatılmış tatil sayesinde turizm işletmecilerinin 10 milyar TL’lik (yaklaşık 3 milyar USD) bir ciro yaptığını ve bunun ülke ekonomisine ne kadar önemli bir katkısı olduğunu filan okudunuz belki. Türkiye İstatistik Kurumu rakamlarına göre Türkiye’nin 2016 Gayri Safi Milli Hasılası (üretilen tüm mal ve hizmetler toplamı) yaklaşık 800 milyar USD, yani günde 2,2 milyar USD kabaca. Bu 10 günlük tatilde ekonominin en az %50’sinin kontakt kapattığını düşünürsek GSMH kaybı 10 gün * 1,1 milyar USD = 11 milyar USD. Kısacası sonuçta değişen bir şey yok gibi, olsa olsa bir cepten diğer cebe… Üretsek de üretmesek de, sadece tüketsek de bize her gün ceteris paribus.

Bundan otuz küsur sene evvel bir arkadaşınıza ait, o zaman bile 10 yaşında olan bir araç ile İstanbul’dan Bodrum’a 8,5-9 saatte gidersiniz. Gece yolculuğu olduğu için yollar görece boş, hız kontrolü neredeyse yok, serde delikanlılık filan. Aynı yolu bugün yaparsınız bir de. Kıyaslanmayacak kadar gelişmiş bir araç ile, trafikteki tüm gelişmeleri anlık takip ettiğiniz uygulamalar ve haritalar eşliğinde, önemli bir kısmı artık bölünmüş yollar ve otobanlar olan bir parkurda. Evet artık ciddi hız kontrolü ve bunun korkusu vardır, evet artık 20 yaşında bir delikanlı değildir direksiyondaki ama süre bir tarafınızı yırtsanız bile yine 8,5 – 9 saattir asgari. Üstüne bir de tonla otoban ve köprü parası ödüyor olmanın dayanılmaz hafifliği! Aradan on yıllar geçse de terminlerimiz hala aynı ceteris paribus.

Yol, araç filan demişken aracınız orta yaşa gelmiştir ama değiştirmenizi gerektirecek öncelikli bir gerekçe yoktur henüz, ya da belki değiştirecek maddi olanağınız. Öte yandan yılların ve yolların izleri de vardır aracınızda, her tarafında ufak tefek çizikler, vuruklar, göçükler, paslanma başlangıçları filan. Söz konusu olan araç değil de eviniz olsa hiç tereddüt etmeden bir boyacı ile anlaşır ve ilk fırsatta evinize boya & badana yaptırırsınız. Ama iş aracı boyatmaya gelince durur kalırsınız. Çünkü boyatsanız ileride aracı satmaya yeltendiğinizde “Bu araç boyanmış, ne oldu?” açmazı ile karşılaşırsınız. Boyatmasanız, aracınız “orijinal” kalsın isterseniz bu sefer de “Bu araçta çok masraf var” eleştirisi gelir. Ne yaparsanız yapın aracınıza bir kuruş fazla vermez kimse, ceteris paribus olur sonuç.

Hani derler ya “gribe yakalandığında ilaç alırsan 7 günde, almazsan 1 haftada atlatırsın” diye, bizim buraları da aynen öyle işte.

Görüşmek üzere.


alierul@gmail.com

 

 

 

 

3 Ekim 2017

İlgili Haberler

Yazarlar