Sema Tüfekçiler

Cittaslow

İTALYANCA citta (şehir) ve İngilizce slow (yavaş) kelimelerinden oluşan Cittaslow, “sakin şehir” anlamında kullanılıyor. Cittaslow ağı ise küreselleşmenin şehirlerin dokusunu, sakinlerini ve yaşam tarzını standartlaştırmasını, yerel özelliklerini ortadan kaldırmasını engellemek için “slow food” hareketinden ortaya çıkan kentler birliği olarak faaliyetlerini yürütüyor.
Küreselleşmenin etkisiyle şehirler hızlı çalışılan, hızlı yaşanılan ve üretmekten çok tüketen, kendi kendine yetmeyen yaşam alanları haline gelmiştir. Adeta, özellikle büyük şehirlerde, şehirler insanların güvenle barınmalarından ziyade, onların çok hızlı hareket etmeleri ve çok daha hızlı çalışmalarını, hızlı yemek yemelerini, kısacası hızlı yaşamalarını teşvik eder bir hale dönüşmüş durumda ve insanların tüketim için yaşadıkları sahneler halini almış durumdadır. Yaşamın hızlanması sonucu insanlar daha hızlı yemek yemek, daha hızlı alışveriş yapmak, gidecekleri yere daha hızlı varmak için belli bir tempo içinde koşturup durmaktadırlar.
Bu yaşam tarzı modern insanda depresyon, kalp hastalıkları ve kanser gibi birçok hastalığa neden olmasının yanı sıra; kentleri de sürdürülemez hale getirmiştir. Hızlı yaşam tarzının oluşturduğu kentler artık kendi kendine yetmemektedir. Bu kendi kendine yetmeyen kentler de sadece yakın çevresindeki değil, dünyanın birçok köşesindeki kaynakları, üstelik binlerce kilometre uzaklıktan getirterek yok ederken, aynı zamanda hem doğayı hem de insanları hızla tüketmektedir.
Tüketim odaklı hayatın insanlara mutluluk ve huzur getirmediği, insanların farklı bir yaşam biçimi aramaları kentsel boyutta Cittaslow hareketini ortaya çıkarmıştır. Cittaslow felsefesi yaşamın, yaşamaktan zevk alınacak bir hızda yaşanmasını savunmaktadır. Cittaslow hareketi, insanların birbirleriyle iletişim kurabilecekleri, sosyalleşebilecekleri, kendine yeten, sürdürülebilir, el sanatlarına, doğasına, gelenek ve göreneklerine sahip çıkan ama aynı zamanda altyapı sorunları olmayan, yenilenebilir enerji kaynakları kullanan, teknolojinin kolaylıklarından yararlanan kentlerin gerçekçi bir alternatif olacağı hedefiyle yola çıkmıştır.
İtalya’da 1999 yılında başlayan “sakin şehir” uygulaması, şehirleri 7 ana başlık altında değerlendirerek, şehirlere bu unvanları vermek için bir dizi incelemeden geçirmektedir. Bu kriterler; Çevre Politikaları, Altyapı Politikaları, Kentsel Yaşam Kalitesi Politikaları, Tarımsal, Turistik, Esnaf ve Sanatkârlara Dair, Misafirperverlik, Farkındalık ve Eğitim İçin Planlar, Sosyal Uyum ve Ortaklıklar başlıkları altında çeşitli alt başlıklar ile değerlemeye alınmaktadır.
Ve ne mutlu bize ki, Köyceğiz, Türkiye’nin 16’ncı Cittaslow yerleşimi seçilmiştir. Köyceğiz ve Bitlis’in Ahlat ilçesinin kabul edilmesi ile Türkiye’de “sakin şehir” uygulaması 17 yerleşime ulaşmıştır. Türkiye’de şimdiye kadar, Kırklareli Vize, Isparta Yalvaç, Aydın Yenipazar, Erzurum Uzundere, Bolu Göynük, Çanakkale Gökçeada, Sinop Gerze, Isparta Eğirdir, Sakarya,Taraklı, Artvin Şavşat, Muğla Akyaka, Ordu Perşembe, Bolu Mudurnu, İzmir Seferihisar, Şanlıurfa Halfeti, Muğla Köyceğiz ve Bitlis Ahlat “sakin şehir” kabul edilmiştir.
Hep beraber biraz yavaşlamaya ne dersiniz?

28 Mayıs 2019

İlgili Haberler

Yazarlar