Okan Utkueri

Davos Zirvesi’nden sigortacılara mesajlar

Bu yılın raporunda özellikle teknolojik risklerin meydana gelme olasılığı açısından çok daha önem kazandığını söylemek mümkün. Teknolojik gelişmeler bir yandan fırsat olarak ele alınırken, bir yandan da ciddi bir siber güvenlik riskinden söz ediliyor.

Dünya Ekonomik Forumu’nun gerçekleştirdiği geleneksel Davos Zirvesi, bu yıl 23-26 Ocak 2018 tarihlerinde düzenlendi.

Bu zirve kapsamında hazırlanan “Küresel Riskler Raporu” üzerinde her yıl detaylı bir çalışma yürütülüyor.

Sigortacılık mesleğinin temelinin risk unsuruna dayandığını düşündüğümüzde, bu rapordaki tespitlerin sektörümüz adına da önemli mesajlar taşıdığını söylemek sürpriz olmaz.

Bu anlamda, raporun hazırlanma sürecine destek olan 2 stratejik ortağın da (Marsh&McLennan Companies ve Zurich Insurance Group) sigorta sektöründen olması bir tesadüf değil elbette.

Rapor kapsamında, önümüzdeki 10 yıl içerisinde global sistemi ilgilendiren riskler ve bunlara yönelik ana trendler ele alınıyor.

Ana risk kategorileri olarak belirlenen 5 alan;
1. Ekonomik
2. Teknolojik
3. Jeopolitik
4. Çevresel
5. Sosyolojik

Bu yıl 13. kez yayınlanan rapor, ana temaları ortaya koyan, üst seviye bir nitelik taşısa da, bu raporun temel unsuru risk olan sigorta sektörünü çok yakından ilgilendirdiğini ve yakından incelenmesi gerektiğini düşünüyorum.

2018 RAPORUNDAKİ TESPİTLER

Küresel Riskler Raporu’nun içeriği, dünya genelinde alanında öncü konumdaki 1000 civarında uzman ve fikir önderini kapsayan, detaylı bir algı araştırması ve ankete dayanıyor. Alınan yanıtlar, Dünya Ekonomi Forumu bünyesinde oluşturulan ekip tarafından kapsamlı bir rapora dönüştürülüyor.

2017 yılında yaşanan gelişmeler ışığında, bu yılın Küresel Riskler Raporu’nda 3 ana kategorinin öne çıktığı net olarak görülüyor.

  • Çevresel riskler ve doğa olayları
  • Teknolojik riskler ve siber güvenlik
  • Jeopolitik gerginlik ve sosyal olaylar

Önceden belirlenen 30 adet global risk arasından, katılımcılar tarafından seçilen ana riskler, meydana gelme ihtimali ve yaratacakları etkinin boyutuna göre derecelendiriliyor.
Geçen yıl olduğu gibi, çevresel risklerin bu sene de çok ön planda olduğu görülüyor.

Bu yılın raporunda özellikle teknolojik risklerin meydana gelme olasılığı açısından çok daha önem kazandığını söylemek mümkün. Teknolojik gelişmeler bir yandan fırsat olarak ele alınırken, bir yandan da ciddi bir siber güvenlik riskinden söz ediliyor.

Dünya genelinde internete bağlı yaklaşık 8.4 milyar cihaz olduğu düşünüldüğünde ve teknolojinin yaşamımıza ne kadar entegre olduğu dikkate alındığında, interneti kilitleyen ve yaşamın birçok boyutunu ciddi anlamda etkileyen bir siber saldırının yaratacağı zararlar ürkütücü düzeyde.

Global ekonomik krizin etkilerinin yoğun hissedildiği 2007 – 2010 arasındaki dönemde ağırlıklı olarak ekonomik riskler ön plandayken, son 3 yıla ait raporlarda jeopolitik, teknolojik ve çevresel risk faktörleri daha öncelik kazanmış durumda.

2008 – 2010 arasındaki 3 yıllık dönemde, öncelikli toplam 30 riskin 19 adedi ekonomi kategorisinde belirlenmiş. Son 3 yıl içerisindeki toplam 30 risk arasında ise, ekonomik riskler sadece 1 kez yer almış.

Raporda altı çizilen önemli bir nokta da, insanlığın yaşam standardı, bilimsel ve teknolojik gelişmeler açısından tarihsel olarak en iyi koşullara sahip olması. Öte yandan toplumsal uzlaşı ve kompleks risklerle birlikte mücadele konusunda önemli sıkıntılar yaşanmasının, ciddi sistematik risklerin oluşmasına sebep olduğuna dikkat çekiliyor.

“Meydana gelme ihtimali” açısından değerlendirildiğinde, 2018 raporunda katılımcıların belirlediği en önemli 5 risk faktörü;
1. Aşırı hava olayları
2. Doğal afetler
3. Siber saldırılar
4. Veri sahtekarlığı ve bilgi hırsızlığı
5. İklim değişikliği ile mücadelede başarısızlık

“Yaratacağı etkinin boyutu” kriterine göre ise, ön plana çıkan en önemli 5 risk;
1 Kitle imha silahları kullanımı
2. Aşırı hava olayları
3. Doğal afetler
4 . İklim değişikliği ile mücadelede başarısızlık
5. Su krizi

**

SİGORTACILAR İÇİN ÜÇ ANA BAŞLIKTA RİSK

2018 Küresel Riskler Raporu incelendiğinde, sigortacılık açısından öne çıkan 3 ana risk kategorisi dikkat çekiyor.

Aşırı hava olayları ve doğal afetler

Global iklim değişikliği ve sıcaklık artışı ile birlikte seylap, fırtına, kasırga gibi doğa olaylarının frekans ve şiddeti artıyor. Bunlara depremi de dahil edersek, doğal afetler sonucu ortaya çıkan katastrofik zararlar, sigorta sektörü için önemini korumaya devam edecek gibi görünüyor.

2017 yılında yaşanan 3 büyük kasırga (Harvey, Irma ve Maria) ile birlikte Meksika’da meydana gelen depremler, sigorta sektörü için 100 milyar doların üzerinde bir hasara sebep oldu. Dünyanın bir çok bölgesi ile birlikte ülkemizde de, fırtına, dolu, sel gibi hava olaylarında ciddi artış gözlemleniyor.

Teknolojik riskler ve siber saldırılar

İnternet, sosyal medya, dijitalleşme ile birlikte teknoloji günlük hayatımızın önemli bir parçası haline geldi. Bir taraftan yaşamı kolaylaştıran birçok faydası olmakla birlikte, bu alanda yaşanan gelişmeler riskleri de beraberinde getiriyor.

Bilgi güvenliği, büyük veri kullanımı, dijital cihazlar, robot teknolojisi ve siber riskler, önümüzdeki dönemde sigorta sektörünün gündemini meşgul edecek gibi görünüyor.

2017 yılında yaşanan “WannaCry” adı verilen siber saldırının 150 ülkedeki yaklaşık 300.000 bilgisayarı etkilemiş olması, durumun ciddiyetini net olarak ortaya koyuyor.
Politik riskler ve terör

Önümüzdeki dönemde, toplumsal huzursuzluk, göç olayları ve terör hadiselerinin daha da artarak devam etmesi önemli riskler arasında. Oluşacak güvenlik sorunlarının, bireyler ve kurumların faaliyetleri ile dünya ticareti adına önemli tehditler yaratmasından endişe ediliyor.

Politik riskler, halk hareketleri ve terör olayları sonucu meydana gelen kayıpların karşılanması noktasında sigorta sektörüne önemli bir görev düşmesi kaçınılmaz olacak.

**

Yukarıdaki 3 ana risk unsuru ile birlikte, Küresel Riskler Raporu’nda belirtilen risklerin boyutu ve ölçeği değerlendirildiğinde, sigorta sektörü açısından iki farklı bakış açısı ortaya konabilir. Bir taraftan, sigorta sektörüne ilgi ve ihtiyaç daha da artarken, diğer yandan sektörün bu riskleri karşılama konusunda işi daha da zorlaşacak.

Teknolojik riskler, siber saldırılar, hava olayları, doğal afetler, politik riskler, terör gibi büyük boyutlu risklerin daha da ön plana çıkması, sigorta sektörüne olan ihtiyacı ve sigortacılığın oynadığı rolün önemini daha net olarak ortaya koyacak.

Bireyler, kurumlar ve toplumlar açısından ekonomik faaliyetlerin, global sistemin ve teknolojik gelişmelerin sürdürülebilir bir yapıda devam ettirilebilmesi noktasında, sigortacılığın fonksiyonu daha da artacak.

Öte yandan, bu risklerin frekansı ve daha da önemlisi, şiddetinin artması ile birlikte, sektörün ana konusu bu risklere karşı talep edilen teminatların karşılanması olacak. Sigortalanabilir risk kategorisinde ele alınıp, makul primlerle bu risklerin karşılanması daha da zorlaşabilir.

Sigorta sektörünün yeterli finansal sağlamlığı, risk iştahını ve çevikliği ortaya koyabilmesi önemini devam ettirecek. Bu noktada, özellikle sermaye gücü, aktif yapısı ve reasürans korumalarının kalitesinin oynadığı rol daha da ön plana çıkacak.


okanutkueri@gmail.com

2 Şubat 2018

İlgili Haberler

Yazarlar