Eşber Erülgen

Doktor

ALLAH’IN bir lûtfu olarak sağlıklı bir yaşamım oldu. Babamın memuriyeti icabı göçtüğümüz Mersin’de yakalandığım sıtma dışında çocuk hastalığı bile fazla olmadım, doktorlarla ilişkim olmadı.
İlerleyen yıllarda aile fertlerinin rahatsızlıkları gibi nedenlerle çok doktor tanıdım. Bunların içinde oğlumun doğumunu gerçekleştiren Dr. İsmail Türsan beni çok etkilemiştir. Eşimin, hamileliğin ilk ayından itibaren başlayan rahatsızlığını 7,5 ay süresince evde takip ederek sonuca ulaştırırken bu ziyaretler için bir ücret almayı kesinlikle reddetmişti. Kendisi ile bir sohbetimiz sırasında, “Doktorluk rahiplik gibi bir iştir, manevi bir hizmet olarak yapılmalı, ücreti karşılığında yapılan bir iş niteliğinden uzak tutulmalıdır” demişti. Galatasaray Lisesi mezunu olan
Dr. İsmail Türsan, Türkiyenin ilk planörcülerindendi. Spor araba ve sürat tutkunluğu ile Kadıköy’de çok ünlüydü.
104 veya 105 yaşında vefat etti. Nur içinde yatsın, nesli tükenmiş, asil bir insandı…
Verem Savaş Derneği’nin İstanbul yöneticilerinden Dr. Haşmet Deren’i çalıştığım bankanın daimi hekimi olarak tanıdım, kısa sürede dost olduk. Onu genel doktorlar gibi vasıflandırmayacağım. Çok içip, az yiyen bir yapısı vardı. Şöyle bir sözünü hatırlarım: “Obur dişleri ile mezarını kazar.” O da kadehleri ile kazdı sanki. Rahmetle anıyorum.
Zaman içinde hastanede acil’e gelen hastadan ücret alınmadığı için, kendisine yok dedirten ve müdahale etmeyen doktor da gördüm.
Doğuştan arızalı bebek kalp kapakçıklarının onarımını yapan bir doktor şehir değiştirerek İstanbul’a yerleşti. Zaman içinde by-pass uzmanı olarak şöhret yaptı. Aslında çok başarılı olmadığı için şehir değiştirdiği duyuldu. Ancak bu duyumlardan önce yaptığı ameliyatta eniştem hayatını kaybetti. Onu tanıdığıma lânet etmişimdir. Böylesini de gördüm.
70 yaşımdan sonra “eskimeden kaynaklanan” arızalar normal olarak bende de baş gösterdi. Kulaktan dolma bilgilerim arasında kalp krizinin, göğsün kravat bölümünde ağrı ile baş gösterdiği yönündeydi. Kıbrıs’ta denizden çıkarken göğsümde oluşan ağrıyı önemsemeyip herhalde terli denize girdiğim için oldu şeklinde geçiştirdim. Bu ağrılar bir hafta kadar orada ve dönüşte burada da aralıklarla devam etti. Gittiğim hastanede beni karga tulumba acile teslim ettiler. Terli denize girme diye teşhis ettiğim her bir olayın enfarktüs olduğunu ve işareti olan ağrıların kravat bölümünde yani dikey değil yatay olduğunu öğrendim. Anjiyo, stent uygulaması, iki gün yoğun bakım ve bir gün normal oda istirahati ile taburcu edildim. Bütün bunları yapan, Kardiyoloji Uzmanı Doçent Dr. Refik Erdim beni hayata döndürdü. Devamında altı ayda bir kontrolündeyim.
Bir süre sonra prostat kanseri ortaya çıktı. Bütün bedenimin değişikliğe uğramasına sebep olan, hormon tedavisi ile kontrol altına alındı. Ancak kemiklere sirayeti mümkün olduğu için pet ct denilen bir sistemle tüm vücut taraması yapıldığında iskelet sağlam bulunmuş ancak akciğerde kanser tespit edilmişti. İlk etapta fikir sorulan operatörler %40 akciğerin alınmasını tavsiye ettiler. Devreye giren cankurtaranım Dr. Refik Erdim şiddetle karşı çıkarak başka çare aranmasını talep etti. Sonuçta radyasyon onkolojisi bölümüne sevkedildim. Burada ışın tedavisi de denilen, radyoterapi ile hadise önlendi. Üç ayda bir toraks bt ile yapılan kontrollerin bu ay yapılan tekrarında sürenin altı aya çıkarılması başarılı bir sonuç alındığının işareti olarak görülüyor.
İlk defasında yaptığı anjiyo ve taktığı stent ile kalbimi, ikinci müdahalesi ile %40 akciğerimi kurtaran Kardiyolog Doçent Dr. Refik Erdim için yazabileceğim her şey kifayetsiz kalır. Minnettarım…

BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?

Yetişkin bir insan günde ortalama 23.000 kez nefes alır.

28 Mayıs 2019

İlgili Haberler

Yazarlar