Sema Tüfekçiler

E-hastalıklar

AKILLI telefonu, bilgisayarı, sosyal medyayı aktif olarak takip edeyim ve kullanayım derken, acaba ben de son zamanların moda hastalıklarına yakalanmış olabilir miyim diyorsanız, işte buyurunuz.
Teknolojinin gereğinden fazla kullanılması diyor uzmanlar, ama bu gereği ne kadardır, herkesin üst limit çizgisi farklı bir yerde midir, bunu henüz çözememişler ki, böyle genel geçer bir ifade ile “herkes gereği kadar kullansın“ diyerek kestirip atmışlar. Ve bunu gereğinden fazla kullanmayı da bir hastalık kategorisine alarak, adına e-hastalık demişler. E hastalık sen de yani adını bile dijital dünyadan almışsan, sakın çözüm olarak da, dijital bazlı, bilgisayara bağlı veya mobil uygulamalı bir çözüm paketi ile gelinmesin bizlere, hani korkunun üstüne gidilir de, bağımlılığın üstüne de gidilerek tedavi olunabilir mi acaba?
Nomofobi, fomo, facebook depresyonu, siberhondrik, photolurking gibi isimleri olan bu rahatsızlıkları yaşayanlar, çoğu zaman farkına bile varamıyorlarmış. İşte sizler farkına varın diye, birkaç tanesine ilişkin bulduğum açıklamalarım;
Nomofobi; Cep telefonunun bozularak veya diğer sebepler ile çalışmaması ve kişinin iletişim bağlantısının kesilmesi halinde panikleyerek korkması durumu, nefes darlığı, titreme, baş dönmesi gibi belirtilerle kendini gösteriyor.
“Çabuk şarj getirin, yedek telefonu olannnnn, eyvah hayattan koptum, ben şimdi akşam hangi yoldan eve gideceğim, alışveriş siparişlerim kaldı“ gibi serzenişleri vardır.
Fomo; Sosyal medyadaki gelişmeleri takip etmeyince yaşanan kaygı ve gerginlik.
“Eyvah, kim, nerede, ne yaptı, ben niye bilemiyorum, derhal bilmem gerek, bilsem ne olacaksa, ama olsun bileyim ben yine de, belki bir gün lazım olur“, gibi serzenişleri vardır.
Ego sörfü; Belirli aralıklarla kendi isimlerini internette aratmaları durumu, bir çeşit e-narsist de denilebilir.
“Ya kim yapıyor bunları, Mr. X’in ismi benden daha çok çıkıyor, Zelihaaaaaa arasana bana bizim sosyal medyacıyı“ gibi serzenişleri vardır.
Siberhondrik; Kişi hastalandığında, doktora değil, internete başvuruyor ve buradan tedavi arama ve uygulama yöntemini tercih ediyor.
“Saçların dökülmesin diye, deve baş parmak tırnak suyuna, Hint Okyanusu tuzu ve Bayrampaşa Pazarından alınacak bir avuç toprak eklenerek haftada 8 kez kafaya sürülecekmiş“ gibi serzenişleri vardır.
Photolurking; Herhangi bir sosyal ağ platformunda insanların fotoğraflarına saatlerce bakarak uzun zaman geçirmek ve bunu sürekli yapmak.
“Ya, herkes ne güzel gününü gün ediyor, herkes zayıf, herkes zengin, havada aşk kokusu var, herkesin yüzlerce arkadaşı var, kimse çalışmıyor, stres yok, nereler buralar acaba“ gibi serzenişleri vardır.
Facebook depresyonu; insanların hayal kırıklıklarını facebook’tan paylaşması sonrası depresyona daha yatkın hale gelmesi.
“Facebook’ta, sevgilimden ayrıldım diye yazdım, hiç tanımadığım bir kız o zaten benim sevgilimdi demez mi, sonra ona da hiç tanımadığım bir başka kız, o benimle evlenmek için senden ayrıldı yazmış, depresyonun dibindeyim“ gibi serzenişleri vardır.
Göreceğimiz üzere, sigara ve alkol nasıl bağımlılıksa, teknoloji de ciddi bir bağımlılık türü olarak hayatımıza girmiş durumdadır. Artık onsuz yapamıyoruz. İletişmek artık sadece akıllı telefonlarımız aracılığı ile oluyor. Alışveriş, sağlık, reklam, bilgi edinme, kira ödeme, para havalesi, resim çekmek, video seyretmek ve binlercesi ile hayatımızın merkezinde olan bu cihazın fazlası hastalık olarak nitelendiriliyor. Ve bunun tek çözümü kişinin kendisini bu cihaz ve mecralardan bir dönem de olsa uzak tutarak derhal dijital detoksa girmesi olarak öneriliyor.
Stresten uzak ve temkinli teknolojik yakınlık ve dostlarınız ile daha çok vakit geçireceğiniz, bol sağlıklı günler dilerim.

31 Mart 2017

İlgili Haberler

Yazarlar