Sema Tüfekçiler

E7 & G7

GLOBAL ekonomik gücün belirli gelişmiş ekonomilerden uzaklaşarak hızlı büyüme potansiyelleri olan ülkelere doğru kayacağı bilgisini çok önemli bir kurumun raporunda okuduktan sonra acaba Türkiye bu işin neresindedir diye merakım arttı ve bu yazı ortaya çıktı. Öncelikle ekonomik gücün simgesi haline gelen G7 ülkelerine (ABD, Kanada; Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya ve Japonya) baktım ve net küresel zenginliğin şu an itibarıyla %64’ünü bu ülkelerin oluşturduğunu gördüm ve adalet kavramının bu dağılımda ülkeler arasında ne kadar adaletsiz olduğunu üzülerek bir kez daha anladım. Daha sonra Türkiye’nin de içinde bulunduğu E7 ülkelerine baktım (Türkiye, Brezilya, Rusya, Endonezya, Meksika, Hindistan ve Çin) Bunların da GSYH 20 trilyon USD ile azımsanmayacak ölçüde büyük bir güç oluşturduklarını gördüm. Okuduğum raporda 2050 yılında bu sıralamanın E7 ülkeleri lehine değişeceğini gördüm. Buna göre Çin 2050 yılında dünyanın bir numaralı ekonomisi olacak ve bunu Hindistan ve ABD takip edecek görünüyor. Türkiye bu sıralamada 11. sırada yer alacak ancak dünyanın şu anki mevcut yapısı ile bu hedeflere ulaşmanın ne kadar da zor olacağını düşünmeden edemiyor insan, zira bir ülkenin büyüklüğünün göstergesi tek başına ekonomi olamaz. Milli güç unsurları olarak tanımlanan; ekonomik, siyasi, askeri, kültürel, psiko-sosyal, bilimsel, teknolojik ve coğrafi güç unsurları da ülkenin büyüklüğüne etki edebilecek önemli etkenlerdir. G7 içerisinde yer alan Kanada’nın iktisadi büyüklüğü dışında gazetelerde gördüğümüz Dünya Siyaseti’ni etkileyecek herhangi bir gücünün olmadığını hepimiz biliyoruz. G7 300 yıldır birçok ortak kültüre ait ve aynı kriterlere haiz ülkelerden oluşmakla birlikte E7 ülkeleri bulundukları coğrafya, ekonomileri, siyasi etkileri, kültürel ilişkileri ve derinlikleri ile gelecekteki dünyada etki uyandırabilecek kapasitede görünmekteler . Bu sebeple E7 ülkelerini oluşturan ve farklı coğrafyadan, farklı kültürden bambaşka bir anlayış oluşturabilecek potansiyel bu güç sanırım herkes tarafından korkuyla izlenmektedir. Hangi gün sabah gazeteyi açtığınızda son dakikanızı etkileyen bir güncel olay ile karşılaşmıyorsunuz? Dünyanın geleceğinin ezber bozarak üç beş ülkenin uygulamaları dışında şekillenebilmesi sizleri de benim kadar heyecanlandırmıyor mu? Daha geniş bir temsili sağlayabilecek bir yapı tüm dünyayı daha yaşanabilir ve daha güvenli bir hale getirebilecektir ve bana göre Türkiye yeni güvenlik ,politik, askeri ve ekonomik yapıların oluşması için E7 veya benzeri teşkilatlanmalara önderlik edecek kadar derinliği olan bir devlet konumundadır. Rapora göre Türkiye’nin 2050 yılına kadar ortalama yıllık büyüme beklentisi %3 olarak tahmin edilmiştir. Yine 2050’de mili gelirin 4.087 milyar USD ile dünyanın 11. büyük ekonomi sıralamasına gireceği öngörülmektedir. Daha önceki yıllarda ismi popüler olmayan Çin’in 2030 yılından önce dünyanın en büyük ekonomisi olabileceği de güçlü varsayımlar arasında yer almaktadır. Bir buçuk milyar nüfusu ile dünyanın kirlenmesine en fazla etkisi olan Çin’in 2030’da en büyük ekonomi olması insanlık açısından ne kadar adaletlidir? Gelişen ekonomilerde görülen ortak özelliklerden olan üretim-tüketim ve verimliliğin artması; kırdan kente göçün artması; sanayileşme ve endüstrinin gelişmesi, çevre düzenlemeleri gibi hizmet yatırımlarının artması; şehirlerde doğum oranının azalması; yaşlı nüfusun artması; şehirde alt ve üst yapı sistemlerinin gelişmesi; doğal afetlerle mücadele etme yöntemlerinin geliştirilmesi ve siyaset& hukuk & insan hakları farkındalığının arttığı görülmeliyken benim bunları çok fazla göremediğim ülkemde,  bu büyük firmanın görebildiği farklı gerçekler varmış demek ki. Önemli olan benim ne düşündüğüm değil, güzel memleketimin öncelikli olması kaydıyla tüm dünyanın daha refah, huzur ve barış içerisinde yaşamasıdır tek dileğim.

2 Ekim 2018

İlgili Haberler

Yazarlar