Erhan Dumanlı

Eğitim sistemimizdeki sorunlar (3)

GEÇEN ay öğretmen adaylarının kendi branşlarıyla ilgili sınavlarda ne kadar başarısız olduklarını gördük (örneğin: Lise matematik öğretmenleri 50 soru üzerinden ortalama 9’unu doğru yapabildi). Öğretmenlik Alan Bilgisi Testi (ÖABT) neticelerinin bana verdiği mesaj şu ‘öğretmen adayları iyi bir eğitim almıyor ve bu eksiklikleri talebeye de yansıtıyor’. Bu da halka halka yayılıyor ve çok eksik bilgilerle donatılmış talebeler ve mezunlar yetiştirilmesine kadar gidiyor. Büyük oranda PISA’dan iyi neticeler alınmamasına da sebep oluyor.
Ne yapılması gerekiri bulmaya çalışırken, son zamanlarda PISA’da çok önemli bir başarı elde etmiş olan Estonya’nın sırrını öğrenelim.
Estonya diyor ki önce ‘Nasıl insan yetiştireceğinize karar verin’. Bizde bu cümlenin maalesef tek bir cevabı yok, bilimsel cevap verenler de vardır, dini ağırlıklı cevaplar verenler de vardır, aşırı milliyetçi cevaplar verenler de. İşte o yüzdendir ki sağlam temelleri olan bir eğitim politikası bir türlü oluşturulamamıştır.
Konu merkezli öğretimden öğrenci merkezli eğitime geçmelisiniz diyor Estonyalı yetkililer. Beceri odaklı ve uygulanabilir bir müfredat ile konuya başlamak gerekir derler. İnternetin öneminin anlaşılması ve yaygınlaşmasıyla, eğitimde finans okuryazarlığı, girişimcilik, kariyer planlama gibi konular önem kazandı der yetkililer. Estonya’da 2008 yılında temel okullar ve yüksek kalitede eğitim veren liseler için çalışmaya başlamışlar. Öncelikle öğrencinin ilkokuldan liseye geçişinde nasıl bir insan olmasını istediklerini tanımlamışlar.
Bu insan Estonya’nın geleceğine katkıda bulunmalı demişler ve müfredatta bunun tanımını yapmışlar. Bilgi birikimi, beceriler ve en önemlisi gelecek için yeterliliklere sahip iyi bir partner ve vatandaş olmalı demişler.
Estonyalı yetkililer diğer ülkelerin eğitim bakanlıkları, okul sahipleri, girişimciler ve meslek grupları ile işbirliğine önem vermişler. Odaklanılan temel nokta insan olmuş. Yaratılan yeni müfredat daha çok öğrenme çıktısı, sonuç ve daha az öğretim içeriğine sahip, konular arasında daha fazla entegrasyon var.
Lisede daha az zorunlu ders var, bu da daha fazla seçmeli derse, esnek okullara ve öğrenci sorumluluğunun gelişmesine imkan veriyor. Öğrenciler, demokratik değerlere, eleştirel düşünceye, yaratıcı ifade yeteneğine, sosyal ve kültürel kimliğe sahip olarak yetiştiriliyorlar.
Estonya bu işi gerçekten çok güzel planlamış ve uygulamış, tabii ki önünde (AB ülkeleri) çok iyi örnekler var. Bu arada küçük nüfus uygulamaları kolaylaştırmış. Peki yukarıdaki yapılanları biz Türkiye’de uygulayabilir miyiz, tabii ki bize uyarlanmış şekillerini. Bu konular üzerinde çalışmalıyız, mevcut sistemler maalesef bizi bir yere götürmüyor. Sokağa çıktığınız zaman her adımda bu eğitim eksikliğinin örneklerini devamlı görüyoruz, araba sürerken, yürürken, metroya, asansöre binerken, maçta yapılan tezahüratta vesaire vesaire.
Bu köşede yazmaya başladığımdan beri hep ‘eğitim’ etrafında yazmaya çalıştım, ben hala Türkiye’nin en önemli sorununun eğitim olduğu kanısındayım. Maalesef her geçen gün bu sorunun katlanarak büyüdüğünü görüyorum, hala istekli ve gerçekçi çözümler üretilmiyor, inşallah yanılırım.

2 Mayıs 2017

İlgili Haberler

AvivaSA’dan Türkiye’nin 10 yılı araştırması: %67, çocuklarının geleceğine garanti istiyor

AvivaSA, 10. yıl iletişim çalışmaları kapsamında “Türkiye’nin 10 Yılı” araştırması ile geçmiş ve gelecek 10 yıla ışık tuttu. Araştırmaya katılanların %67'si gelecek 10 yıl içinde “çocuklarının geleceklerini garanti altına almanın” ilk tercihleri olduğunu belirtti. Geçmiş 10 yıla ilişkin “Ah Keşke!” denen şey ise, en yüksek oranda (%34) “Keşke boş zamanlarımı daha dolu dolu geçirseydim” oldu. Araştırmada ayrıca, son 10 yıl içinde, Türkçe pop şarkısı ve şarkıcısı, Türk filmi, Türk dizisi, Türk sinema ve tiyatro oyuncusu ve Türk sporcusu gibi alanlarda, Türk insanının en başarılı bulduğu isimlere de yer verildi. Tarkan, Kenan İmirzalıoğlu, Arda Turan, Ali Sunal isimleri ve Recep İvedik filmi ile Diriliş Ertuğrul dizileri ilk sırada yer aldı.

“Dünyanın yarısının kullandığı işletim sistemindeki güvenlik açıklarına dair rapor trende unutulur ve…”

Lloyd’s ve Cyence tarafından yayımlanan siber risk raporunda siber saldırıların mevcut sonuçlarını daha iyi anlamak için iki senaryo üzerinden ilerleniyor. İki senaryo da, siber saldırılara karşı alınan önlemleri sağlamlaştırabilmek için analistlerin hayal güçlerinin bir ürünü. Oldukça ilginç olan bir senaryoya göre, bir siber güvenlik analisti, içinde küresel piyasanın yarısı tarafından kullanılan bir işletim sisteminin güvenlik açıklarına dair raporu trende unutuyor. Bu rapor “derin web” üzerinden satışa çıkarılıyor. Birisi de sistemdeki açıkları kullanarak maddi kazanç sağlamak amacıyla raporu satın alınıyor.

Yazarlar