Erken uyarıyla afet hasarını azaltmak mümkün

21. yüzyılın sonlarına doğru Avrupa ve Orta Asya bölgelerinde aşırı hava olaylarına en çok maruz kalacak üçüncü ülke konumuna geleceği düşünülen ülkemizde, iklim değişikliğinin getirdiği riskler her geçen gün artıyor. Bu sebeple, özellikle meteorolojik afetlere karşı tahmin ve erken uyarı sistemleri giderek önem kazanıyor.

İklim değişikliğinin beraberinde getirdiği riskler, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızla artıyor. Geçtiğimiz yılın temmuz ayında İstanbul’da yaşanan dolu ve sel felaketlerinin yol açtığı 500 milyon lirayı aşkın sigortalı hasarın ardından, bu sene ağustosta Antalya ve Ordu’da yaşanan sel olaylarının da sektöre faturasının yüksek olması bekleniyor.

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) 2007 yılında yayınlanan bir raporuna göre, 21. yüzyılda Türkiye dahil olmak üzere Güney Avrupa’da daha sık, şiddetli ve uzun süreli kuraklıklar, sıcak hava dalgaları ve orman yangınlarının görüleceği düşünülüyor. Ayrıca, kısa süreli fakat şiddetli sağanak yağış görülen günlerin sayısındaki artış ile beraber, ani oluşan sellerde de önemli artışların olması öngörülüyor. İklim değişikliğinin hidrometeorolojik afetlere bağlı can ve mal kayıplarını da artırabileceği belirtiliyor.

ÜLKEMİZDE ŞİDDETLİ YAĞIŞLI GÜNLER SAYICA ARTACAK

Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu’nun 2012 tarihli “İklim Değişikliği Risk Yönetimi” raporuna göre, Türkiye’de de iklim değişikliği sonucunda kış yağışlarında azalmalar, sıcaklıklarda artışlar gerçekleşiyor ve son dönemde maruz kaldığımız kuraklık, sel ve taşkınlar giderek sıklaşıyor. Güncel iklim şartları bakımından Türkiye’de küresel iklim değişikliğinin etkileri daha çok su kaynaklarının azalması, sıcak hava dalgaları, kuraklık ve sellerdeki artış ile birlikte tarımda verimliliğin düşmesi olarak kendini gösteriyor. Bazı bölgelerde azalan yağışlarla artan hava sıcaklıkları, ciddi kuraklık ve su sıkıntılarına neden olurken, bazı bölgelerde ise su ve rüzgar erozyonu nedeniyle önemli toprak kayıpları oluyor. Ormanlarımızın yapısı böcek ve hastalıklara karşı dayanıksız hale geliyor ve kitlesel boyutlarda olmasa da gözle görülür ağaç kurumaları ile orman yangınları artış gösteriyor. İklim değişikliği sebebiyle, gelecekte de Türkiye’de aşırı hava olaylarının sıklaşacağı öngörülüyor. İlk 30 yıllık dönemde, tüm ülkede şiddetli yağışlı günlerin sayıca artması bekleniyor.

Dünya Bankası tarafından yayınlanan bir rapordaysa, Türkiye’nin 21. yüzyılın sonlarına doğru Avrupa ve Orta Asya bölgesinde aşırı hava olaylarına en çok maruz kalacak 3. ülke olacağı ifade ediliyor. Kadıoğlu’na göre, tüm bu gelişmelerin ışığında, afetlerden korunma ve kayıpları azaltmaya yönelik sigorta uygulamalarının önemi giderek artıyor. Birçok ülkede, afetlerin ülke ekonomisine vereceği zararları azaltmak, önlemek yani risk yönetimi konusunda sigorta şirketlerine de önemli sorumluluklar yükleniyor. Bu amaçla, her türlü afet sigorta kapsamına alınıyor. Sigorta şirketleri ve aracı kuruluşlar risk faktörlerinin yerinde belirlenmesi, risk azaltma ve önlem konularında büyük sorumluluk taşıyor. Kadıoğlu, Türkiye’de de sigorta sektörünün risk analizi ve risk azaltma konularına aktif bir şekilde katılmasının, iklim değişikliği risk yönetimi bakımından çok önemli olduğunun altını çiziyor.

‘ŞİRKETLER SİGORTALILARI ÖNLEM İÇİN YÖNLENDİRİYOR’

Bu kapsamda, iklim değişikliğinin beraberinde getirdiği risklerle mücadele etmek ve aşırı hava olaylarının yaratacağı hasarların azaltılması için tahmin ve erken uyarı sistemleri önem taşıyor. Konuyla ilgili görüş bildiren Türkiye Sigorta Birliği Koordinatörü Sevgi Unan, “Özellikle meteorolojik risklerde yapılan uyarılar sayesinde önceden haber alınabildiğinden olası can ve mal kayıplarını azaltmak mümkün. Şirketlerimiz de son yıllarda meteorolojik uyarılara bağlı olarak sigortalılarına ulaşarak önlem almaları konusunda yönlendirmeler yapıyor” ifadelerini kullandı.

TARSİM Genel Müdürü Yusuf Cemil Satoğlu da, erken uyarı sistemlerinin tarım için önemine dikkat çekti: “Tarım alanında teknolojik gelişmelerin en önemlilerinden birisi de tahmin ve erken uyarı sistemi. Bu sistemler yöre çiftçisine, ilçe halkına ve sonuç itibarıyla ülke ekonomisine önemli katkılar sağlıyor. Tarımsal tahmin ve erken uyarı sistemi sayesinde ürünlerde verim ve kaliteyi artırma imkanına sahip oluyor, bununla birlikte ilaçlama ve sulamadaki kayıpların önüne geçiliyor.”

Kayıpların azaltılmasında sigorta bilincinin artmasının önemini vurgulayan Sompo Japan Sigorta Genel Müdürü Recai Dalaş ise şunları söyledi: “İklim değişikliklerinin ülkemizin birçok bölgesinde yoğun ve beklenmedik iklim hareketlerine neden olacağı gerçeğini göz önüne aldığımızda, benzer felaketlerle mücadele etmek durumunda olduğumuzu görüyoruz. Bu sebeple, sigorta bilincinin geliştirilmesi, ülke olarak kritik hedeflerimiz arasında yer almalıdır. Bu bakımdan, penetrasyonun ve sigortalanma oranının artırılması, devletin de bu tür olası hasarlar karşısındaki yükünün azaltılması ve hatta minimum seviyeye indirilmesi açısından son derece önemli.”


Türkiye Sigorta Birliği Koordinatörü Sevgi Unan: Görevimiz ülkeyi afetlere karşı dirençli hale getirmek

“Kamu, özel sektör, birey ayrımına gitmeden toplum olarak bize düşen görev; riski azaltmaya çalışmak, felaketlere karşı önlemler almak, afetlere neden olan eylemleri sonlandırmak ve yaşadığımız bölgeyi, ülkeyi afetlere karşı dirençli hale getirmektir.”

Türkiye Sigorta Birliği Koordinatörü Sevgi Unan, iklim değişikliği ve sektöre etkileriyle ilgili açıklamalarda bulundu. “Gece hava sıcaklıklarında gözlenen ısınma ve kış yağışlarındaki azalma eğilimleri ile özellikle son yıllarda yaşanan yüksek sıcaklıklar, yağış yetersizliğine bağlı yaygın ve şiddetli meteorolojik kuraklıklar ile taşkın, sel, dolu gibi doğal afetlerin sıklığındaki artış dikkate alındığında, Türkiye’nin küresel iklim değişikliğine bağlı olası etkilere oldukça duyarlı olduğu görülmektedir” diyen Unan, son on yıllık dönemde artan deniz suyu sıcaklıklarının da, ülkemizdeki fırtına/hortum frekans ve şiddetinde artışa sebep olduğunu dile getirdi.

Ülkemizde son zamanlarda iklim değişikliğine bağlı olarak yaşanan afetlerin sonuçlarını da aktaran Unan, şunları söyledi: “Sigorta sektörü tarafından İstanbul’da geçtiğimiz yıl, 18 Temmuz’da yaşanan sel nedeniyle yaklaşık 8 bin adet hasar başvurusuna istinaden 112 milyon lira; 27 Temmuz’da yaşanan sel ve dolu nedeniyle 76 bin adet hasar başvurusu için 391 milyon lira hasar ödemesi gerçekleştirilmiştir. Bu yıl 8-9 Ağustos tarihlerinde Ordu’da aşırı yağışlar nedeniyle yaşanan sel, su baskını ve heyelan hasarları konusunda sigortalı zarar verileri henüz elimizde bulunmamaktadır; ancak sektörümüz hasar tespitlerinin tamamlanması ve sigortalıların zararlarının karşılanması için üzerine düşeni yapmaktadır.”

‘ERKEN UYARIYLA HASARI AZALTMAK MÜMKÜN’

İklim değişikliği karşısında alınacak önleyici tedbirlerin kısa vadede kesin çözümler getiremeyeceğini ifade eden Unan, “Yine de, meteorolojik risklerde özellikle yapılan uyarılar sayesinde önceden haber alınabildiğinden olası can ve mal kayıplarını azaltmak mümkündür. Şirketlerimiz de son yıllarda meteorolojik uyarılara bağlı olarak sigortalılarına ulaşarak önlem almaları konusunda yönlendirmeler yapmaktadırlar” diye konuştu.

“Kamu, özel sektör, birey ayrımına gitmeden toplum olarak bize düşen görev; riski azaltmaya çalışmak, felaketlere karşı önlemler almak, afetlere neden olan eylemleri sonlandırmak ve ülkeyi afetlere karşı dirençli hale getirmektir” diyen Unan sözlerini şu şekilde tamamladı: “İklim değişikliğine sebep olan unsurlar ile mücadele etmemiz, şehirleşmenin ve altyapının olası riskleri bertaraf edecek şekilde düzenlenmesi konusunda duyarlılık göstermemiz gerektiği açıktır. Sigortacıların riskin tanımlanması ve analizi, finansal çözümler oluşturulması ve riski azaltıcı davranış biçimlerinin desteklenmesi konusunda önemli tecrübeleri bulunmaktadır. Bu tecrübelerin kamuyla paylaşılması, bilincin yükseltilmesine yönelik adımlar atılması, riskin haritalandırılması ve bölgelendirilmesi, bilgi paylaşımı, finansal maliyet ve risk analizi gibi konularda işbirliğinin geliştirilmesi ülkemiz için önemli bir sinerji oluşturacaktır.”


Sompo Japan Sigorta Genel Müdürü Recai Dalaş: Sigorta bilinci artarsa afetlerde devletin yükü azalır

“Sigorta penetrasyonunun ve sigortalanma oranının artırılması, iklim değişikliği kaynaklı olası hasarlar karşısında devletin yükünün minimum seviyeye indirilmesi açısından son derece önemli. Bu sebeple sigorta bilincinin geliştirilmesi, ülke olarak kritik hedeflerimiz arasında yer almalıdır.”

Sompo Japan Sigorta Genel Müdürü Recai Dalaş, son yıllarda iklim değişikliğinin etkisinin daha da arttığını ve hayatımızı her geçen gün daha çok etkilediğini ifade etti. Ordu’da meydana gelen sel felaketinin de bunun bir göstergesi olduğunu kaydeden Dalaş, “9 Ağustos’ta saat 14:30 sularında başlayan ve 4 saat boyunca süren yoğun yağışın, Ordu ilinde ve ilçelerinde neden olduğu hasarın maddi boyutları oldukça yüksek seviyededir. Devletimiz, imkanlarıyla halkımızı daha önceden uyarmış, ortaya çıkan sel ve yağışın hemen ardından bölgeye müdahale ederek gerekli tedbirleri almıştır. Öte yandan ortaya çıkan maddi hasarın bütünüyle tazmin edileceği ve maddi yaraların sarılacağı yönündeki açıklama, sosyal devlet olmanın bir göstergesi olarak algılanmalıdır” dedi.

‘İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ KAYNAKLI AFETLER GİDEREK ARTACAK’

Buna rağmen, Türk sigorta sektörünün Cumhuriyet tarihi boyunca üstüne düşen tüm yükümlülükleri eksiksiz yerine getirdiğini ve ortaya çıkan birçok felakette sigortalıların yaralarını sarma noktasında son derece başarılı sınavlar verdiğini dile getiren Dalaş, sözlerine şöyle devam etti: “Bugün sektör, gerek özkaynak büyüklüğü; gerekse reasürans koruması olarak, bu tür felaketleri tazmin etme gücü ve kudretindedir. Dolayısıyla, küresel ısınmanın getirdiği iklim değişikliklerinin bundan sonra da tüm dünyada olduğu gibi ülkemizin birçok bölgesinde yoğun ve beklenmedik iklim hareketlerine neden olacağı gerçeğini göz önüne aldığımızda, benzer felaketlerle ne yazık ki yüzleşmek ve mücadele etmek durumunda olduğumuzu görüyoruz.”

Çağdaş bir toplum ve ulus olmak için ülkedeki sigortalılık oranının artırılması ve sigorta sektörünün desteklenmesi gerektiğini kaydeden Dalaş, “Hâlâ Avrupa ve hatta OECD sigortalanma penetrasyonunun çok gerisinde yer alan ülkemizde sigorta penetrasyonu (yazılan prim/GSYİH) %1.5’lerde iken, aynı oran OECD ülkelerinde %7.18 ve Avrupa ülkelerinde ise %6.45 oranlarındadır. Sigorta bilincinin geliştirilmesi, ülke olarak kritik hedeflerimiz arasında yer almalıdır. Bu bakımdan, penetrasyonun ve sigortalanma oranının artırılması, devletin de bu tür olası hasarlar karşısındaki yükünün azaltılması ve hatta minimum seviyeye indirilmesi açısından son derece önemlidir” diye konuştu.


TARSİM Genel Müdürü Yusuf Cemil Satoğlu: Tarımda erken uyarı sistemleri yaygınlaşıyor

“Özellikle tarımsal faaliyetler iklim değişikliğinden ciddi düzeyde etkileniyor ve üretim sekteye uğruyor.
Bu sebeple tarım alanında teknolojik gelişmelerin en önemlilerinden birisi de tahmin ve erken uyarı sistemleri. Bu sistemler, günümüzde modern tarım uygulamaları arasında yerini alıyor.”

TARSİM Genel Müdürü Yusuf Cemil Satoğlu, iklimsel değişikliklerin beraberinde getirdiği doğal afetlerin ve çeşitli risklerin, küresel düzeydeki etkilerini her geçen yıl biraz daha fazla hissettirdiğini belirtti. Dünya Ekonomik Forumu’nun bu yıl yayınlandığı Küresel Riskler Raporu’ndan örnek veren Satoğlu, “Raporda, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi çevre konuları, uzmanların dile getirdiği endişeler arasında açık arayla en ön sırada yer aldı. Ekstrem hava olayları, bir kez daha hem olasılık hem de etki bakımından en önemli küresel risk olarak değerlendirildi” dedi.

Bu etkilerin dünya gündemini olduğu gibi, ülkemizin gündemini de yoğun bir şekilde meşgul ettiğinden bahseden Satoğlu, “Özellikle tarımsal faaliyetler bu durumdan ciddi düzeyde etkilenmekte ve üretim sekteye uğramaktadır. Nitekim son olarak geçtiğimiz günlerde Antalya ve Ordu’da yaşanan ve hayatı altüst eden olağanüstü hava olayları da bunun birer göstergesidir. Yıllarca hasarla karşılaşılmayan yerlerde yaşanan olağanüstü hava koşullarının sonucunda hasarlarla karşılaşılabilmektedir” diye konuştu.

‘PRİMLERDE RADİKAL DEĞİŞİKLİKLER OLMAZ’

“Devlet Destekli Tarım Sigortasında üreticilerin ödeyeceği primlerin belirlenmesinde geçmiş istatistikler, yaşanan hasarlar, bu hasarların hangi sıklıkta, hangi noktalarda meydana geldiği, ürünlerin hassasiyet derecesi ve riskler gibi kriterler öncelikli olarak göz önünde bulundurulmaktadır. Tarım sigortalarında ‘aktüeryal modelleme’ ve ‘skorlama’ gibi uygulamalardan da yararlanılarak, sağlıklı fiyatlandırma yapılması için çalışmalar yürütülmektedir. Ayrıca, primlerin üreticiler tarafından satın alınabilir olması ve sistemin sürdürülebilirliği de önceliklidir” diyen Satoğlu, bu anlamda, kısa vadeli planlar yapılmadığını ve primlerde radikal değişiklikler öngörülmediğini ifade etti. 

Tarımsal erken uyarı sistemlerinin, günümüzde modern tarım uygulamaları arasında yerini aldığı bilgisini veren Satoğlu, teknolojinin gelişmesiyle birlikte modern tarımın da çıtasının yükseldiğini kaydetti: “Tarım alanında teknolojik gelişmelerin en önemlilerinden birisi de tahmin ve erken uyarı sistemidir. Bu sistemler yöre çiftçisine, ilçe halkına ve sonuç itibarıyla ülke ekonomisine önemli katkılar sağlamaktadır. Tarımsal tahmin ve erken uyarı sistemi sayesinde üreticiler, arazilerine yönelik sıcaklık, hava nemi, yağış miktarı, rüzgar hızı ve yönü, toprak sıcaklığı, güneşlenme, toprak nemi gibi bilgilere, don ve fırtına uyarısı, iklime ve zararlılara karşı erken uyarılar, ilaçlama ve sulama önerileri ile ürünlerinde verim ve kaliteyi artırma imkanına sahip olmakta, bununla birlikte ilaçlama ve sulamadaki kayıpların önüne geçilmektedir. Başta Devletimiz, Bakanlığımız ve il teşkilatları ile yerel yönetimler, meteoroloji bölge müdürlükleri, STK’lar, çeşitli kurum ve kuruluşlar erken uyarı sistemlerini üreticilerin hizmetine sunmak ve bu anlamda üreticileri bilinçlendirmek üzere çalışmalarını sürdürmektedir. Örneğin; son yıllarda pek çok noktada tahmin ve erken uyarı istasyonları kurulduğunu gözlemliyoruz” dedi.

Satoğlu sözlerine şöyle devam etti: “Sistemde yer alan ve tarım sigortası poliçesi düzenlemeye yetkili sigorta şirketlerinin acenteleri, üreticileri Devlet Destekli Tarım Sigortaları Sistemi çerçevesinde uygulanan hasar önleyici ve azaltıcı önlemlerin alınması halinde prim fiyatlarında uygulanan indirimler hakkında bilgilendirmeli ve bilinçlendirmelidir. Ayrıca bu tür araç ve ekipmanlar Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından çeşitli destekleme yöntemleriyle desteklenmektedir.”

‘HASARA KARŞI ÖNLEM ALMAK MÜMKÜN’

Üreticilerin, tarımsal faaliyetlerini sürdürürken can ve mal kaybını azaltmak ya da önlemek ve çeşitli doğal afetlerin etkisinden korunmak üzere önlemler alabileceğini dile getiren Satoğlu, şu örnekleri paylaştı: “Örneğin, ‘dolu’ riski için dolu ağı ve örtü sistemleri, ‘don’ riski için rüzgâr pervaneleri, sisleme ve yağmurlama sistemi meydana gelebilecek zararları engelleyici ve belirli ölçüde azaltıcı etkiye sahiptir. Yine seralar için, çevre betonu olmasının, hasarın etkisini belirli ölçüde azalttığı ya da ortadan kaldırdığı bilinmektedir.”

Yine de, doğaya karşı koymanın, doğal afetlerin ve çeşitli risklerin beraberinde getireceği zararların tam manasıyla engellenmesinin mümkün olmadığını belirten Satoğlu, “Bununla birlikte, afetlerin ve diğer risklerin vereceği zararların en aza indirgenmesi ve risklerin transfer edilmesi mümkündür. Üreticiler için tek ve en etkili yöntem olan tarım sigortasının ihmal edilmemesi önemlidir” diye konuştu.

Renk Özcan
renk@sigortacigazetesi.com.tr 

19 Eylül 2018

İlgili Haberler

Yazarlar