Mehmet Muratoğlu

Fırtınaya karşı yönetim!..

HAYATIMIZIN belirsizlik dönemlerine girmeye hazırlandığı bu anlarda neler yapmalıdır? Nasıl stratejiler geliştirilmeli ve hangi fırsatlar karşısında yetenek hızı nasıl kullanılmalıdır?
Kurumsal ilerleyişinden ve sürdürülebilir karlılığından geriye dönüşü olmayan bir büyüme stratejisi karşısında, yönetim becerisini ve esnekliğini hangi boyutlarda değerlendirmelidirler?
Çoğu şirketin, fırtınalı dönemlerde ayakta kalabilmesi ve dış çevre faktörlerinden kaynaklı darbelere karşı kendi savunmasını geliştirmesi için sahip olduğu kurumsal kapasitesi, yadsınamayacak önem taşımaktadır. Yapısal gücü ve direnç gösterebilme konularında ne gibi önlemler alacağı, beklenmedik değişimlere uyum sağlamak ve yeni fırsatlardan yararlanmak için nasıl bir geçiş dönemİni yöneteciği başlıca kilit alanlar olarak çözülmesi gereken durumlardır.
Tüm bu nedenlerdendir ki, beklenmedik anda karşımıza çıkan böylesine fırtınalı dönemlerde, nasıl yönetim göstereceğimiz kurumsal olarak cevap bulması gereken en önemli sorudur.
Mucizevî bir yönetim davranışı gösterme ve geleceği önceden görmek gibi yeteneklere sahip olma beklentisi içinde olmanıza gerek kalmaksızın, yapılabilecek en doğru şey öncelikle elinizde neyin bulunduğunu belirlemeniz ve bunu yönetmeye hazırlanmanız olmalıdır. Kurum yöneticileri, başlarında bulundukları organizasyonların varlığını sürdürmelerinden ve elde ettiği sonuçlardan sorumludurlar.
Kontrol edemediğiniz şeyin gelecek olduğunu dikkate alırsanız, gelecek hakkında önceden bir şeyler söylemek neredeyse imkânsız gibi bir şeydir. Gelecek ile ilgili söylemeye çalıştığınız her şey sizin olmasına niyetlendiğiniz düşüncelerinizden başkası değildir.
Fırtınalı dönemlerde yönetim, her şeyin eskisi gibi olmayacağı, çoğuyla belki de ilk defa yüz yüze geleceğiniz yeni gerçeklerin ortaya çıkacağı bir süreç olacaktır. Bu anlarda, yöneticilerin her zaman savunduğu ideal olanı değil, idealin kaybolmaya başladığı, kontrollerinin dışına çıkan durumları iyileştirmeye çabaladıkları anları görmeye başlarız.
Bu tip durumlarda, sahip olunan ve hemen başvurulan yöntemlerden en önemlisi her duruma karşı A; B; C gibi adlandırdığımız güçlü planlama yapma yeteneğimizdir. Ancak planlama, uygulamaların pek çoğunda ortaya çıktığı gibi, yüksek düzeyli bir kararlılığa ve istikrara dayanmaktadır.
Planlama, genellikle geçmişe ait eğilimlerle işe başlar ve bu eğilimlerin sonuçlarının analiziyle gelecekte uygulama alanlarını belirler. Bunu yaparken belki farklı analizler kullanılabilir. Ancak kullanılan argümanlar ve yöntemler büyük ölçüde aynıdır. Malesef bilinen yöntemler artık işlememektedir. Çünkü fırtınanın yaklaştığı bir dönemde en olası öngörü, fırtınanın eşsiz olaylara neden olacağından daha ileriye gidememektedir. Ancak uygulamaya koyacağınız yeni stratejilerin başarısızlıkla sonuçlanması, yaratacağı yeni fırsatların da varlığını ortadan kaldırmayacaktır. Belki de ortaya konan stratejilerin yarın için, yeni ve en büyük şansları nerede doğuracağını ve hangi niteliklerde fırsatlara olanak tanıyacağını kimse bu dönemlerde öngöremez. İşte yöneticiler için, yüz yüze kalınan bu yeni gerçeklerden yararlanma ve fırtınayı fırsata çevirme yönetimi; riskin her zaman taşındığı, ancak yönetsel beceriler açısından da en heyecan verici bir ortamı hazırlar.
Hepimiz biliyoruz ki, fırtınalı dönemler kurumların sürdürülebilirliği için tehlikenin en yakında durduğu dönemlerdir. Ancak en büyük tehlike, önünüzde duran gerçeği kabul etmemeniz ile başlar. Doğaldır ki, karşılaşılacak yeni gerçekler kimsenin beklentilerine uymuyor olabilir. Günümüzde yaşanan en büyük ve en “kusursuz fırtına” şirketlerin yönetimlerinde karar organlarını ellerinde tutan insanların, gerçeklerle olmasını istediği durumlar arasında yaşadıkları git gel sonucundaki çatışmalardır. Ancak, görünmeye başlayan fırtına; ona karşı yeni gerçekleri anlayabilen, bunları kabul edebilen ve kullanabilen liderlerler için büyük fırsatlardan biri de olabilir.
“Bırak fırtına geIsin! BöyIeIikIe gücünün sınırIarını göreceksin!”

27 Temmuz 2018

İlgili Haberler

Yazarlar