Ali Erül

“Günaydın!”

SABAH saat 7:00…Yalıkavak sahilde yürüyoruz…Karşıdan tek tük insan geliyor ve çoğu sabah yürüyüşünde. Dikkatimi çeken ise o saatte yürüyenlerin büyük bir çoğunluğunun karşılaştığı insanlara selam vermesi, birbirimize yakın mesafelere gelindiğinde “günaydın” demesi. Selam vermeyenler ise cart tonlarda renkli, fosforlu, markalı ve pahalı spor giysileri içinde hızlı ve hırslı yürüyenler genelde. Hafif kızgın da gibiler sanki. “Fast and Furious 3” seti gibi biraz onlarla karşılaşıldığında. Kendileri ile, ya da bizler ile sorunları var sanki, ya da kimse ile iletişim kurmak istemeyen çok yüce, çok güçlü, çok üstün insanlar onlar.
Şaka bir yana hiçbir külfeti, maliyeti ve riski olmayan bir tek kelime ne kadar farklı yapıyor günün başlangıcını. Neredeyse 30 derecede 1 saat yürüdükten sonra o selamlaşmaların verdiği olumluluk ile döndüm eve ve güpgüzel bir günün müjdecisi oldu o ruh hali.
Bir insan ile selamlaşmanın ne yaptırımı olabilir ki! En fazla görmezden, duymazdan gelir karşındaki. Öyle yapsın, ne olur ki, geçer gidersin en sonunda!
Bir hazmedememe, bir çözememe, bir olamama sorunu var bazı insanların. En yakın arkadaşı ya da en sık iş yaptığı kişinin cep telefonunu sekretere arattırıp sonra bağlanmalar, aracını gideceği yerin en yakınına park etme takıntıları, kuyrukta sırasını bekleyememe anksiyeteleri filan.
Geçtiğimiz sene Atatürk Havalimanı Dış Hatlar’ın önündeki araç teslim yerinde 8-9 araba sıradayız araç teslimi için. O sırada en son gelen pahalı ve havalı giyimli çiftten kadın olanı görevli memura giderek “Uçağımız az sonra kalkacak, bizim aracı hemen alabilir misiniz?” dedi telaşla. Sıradaki müşteri kabul etmedi ama bir sonraki kişi bizlere de sorarak kendi sırasını verdi bu aceleci çifte. Neyse zamanlı gittiğimiz için sıramızı bekledik, aracımızı teslim ettik, check-in ve pasaport işlerimizi tamamlayıp içeri girdik, hatta free shop alışverimizi de yaptık. Kahvemizi alıp dış terasa çıktık. 1-2 dakika sonra terasın otomatik kapısı açıldı ve kimler geldi yanımızdaki yere? Evet, o aceleci çift! Ellerinde alışveriş torbaları filan. Kadın hiç umursamaz bir halde idi ama adam benimle göz temasından kaçınarak kadına hızlıca bir şeyler söyledi ve gerisin geri içeri girdiler.
Bu çok önemli, çok acele işleri olup kimse ile de iletişim kurmak istemeyen insanların bir ortak özelliği daha var. Utanma duyguları ya hiç yok ya da prematüre düzeyin ötesine geçemiyor. Ya bir parça aklın varsa sırasını çaldığın, hakkını gasp ettiğin bu insanlar ile bir yerde karşılaşabilirim diye düşünmez misin? Arabanla yaptıkların plakan ile, diğer yaptıkların ise ortak tanıdıklar ve son dönemde sosyal medya ile hep peşinde. Neyine güveniyorsun, nasıl savunacaksın kendini? Sabah Bahçeköy’de sağa dönen şeride girip son anda benim şeridimin en önüne geçiyorsun, arabanı görüyorum, plakanı not alıyorum. Ve 3 gün sonra eve dönerken uğradığım markette arabanı görüp bekliyorum senin oradan çıkmanı. Bu saatten sonra bu konularda eğitilmemiş, görgü sahibi olamamış insanları düzeltmek olası değil belki ama tepki verme yolu ile yine de caydırıcı olmak ve diğer insanlara örnek olmakta fayda var. Eğer böyle yapılmazsa toplumsal norm, “yeni normal” bu düşüncesiz ve saygısız bireysel egolar olacak çünkü.
Neyse şu “günaydın”a dönelim yine. “Selam verdim, rüşvet değildir diye almadılar” demiş ya Fuzuli yüzlerce yıl önce aynı davranış ve beklenti bozukları hala geçerli toplumsal yaşamın birçok anında.
Kimseden esirgemeyin bir günaydını, selamı. Bırakın karşınızdaki düşünsün neden diye, bırakın onu rahatsız etsin duymazdan, görmezden gelmek, siz bu son derece insanca davranışın huzuru ile gününüzü aydın ederken bırakın o dolansın çözemediği problemlerin yumağına…
Görüşmek üzere.

1 Eylül 2018

İlgili Haberler

Yazarlar