Faruk Ömrüuzak

Hayal-i Bodrum

BU yıl kış çok sert olmadı ama çok uzun sürdü. Bu da yaz hayallerimizin filizlenme süresinin uzamasına ve Bodrum özlemimizin daha da artmasına neden oldu. Bir taraftan Boğaz’daki erguvanlar yaprağa dönerken, “Ahh Bodrum” diyerek iç çekmelerimiz arş-ı alayı sardı.
Aman, “Bodrum” derken, şu iki lahmacunla ayranın yüz liraya satıldığı, bir dilim karpuza elli liranın ödendiği ve turistin geldikleri gibi tabanına bakarak geri dönmeleri için her türlü fiyat fantezilerinin yapıldığı merkez ilçe veya absürd tatil yerleri anlaşılmasın. Biz Bodrum’un içini değil köylük yerini; denizini, dağını özlüyoruz. Başka yerleri özlemeye ne hayalimiz ne de paramız yeter.
Deniz, doğa ve Bodrumlu hemşerilerimiz bizi bekliyor. Bodrum’da beraber olmaktan keyif aldığım birçok komşum ve dostum var. Onlarla gerçekten hoşça zaman geçiriyoruz. Bir de hiç tanışmadığımız hemşerilerimiz var ki onlar beni tanımıyorlar. Hiçbirisi ile tanışmadım ama olsun, onlar benim dostlarım. Ben onları tanıyorum ya, yeter bana.
Kim mi onlar? En başta Halikarnas Balıkçısı’yla onun kadim dostu Herodot geliyor. Birisi M.S. 20’nci yüzyılda yaşamış büyük Türk edebiyatçısı, hümanist ve doğa dostu; diğeri M.Ö. 5’inci yüzyılda Bodrum’da yaşamış Yunanlı tarihçi ve antik yazar. Aralarında 25 asır fark var ama sanki ikisi de aynı yıllarda yaşamış gibi çok yakın dost.
Halikarnassoslu Herodotos, kendisi Yunan olsa bile bizim hemşerimiz. Gezilerinde gördüğü yerleri ve insanları anlattığı, “Herodot Tarihi” (Historia) olarak bilinen eseriyle ilk tarih yazarı ve tarihin babası olarak tanınıyor. Aslında Historia yalnızca bir tarih kitabı değil, aynı zamanda çeşitli ulus ve ülkeler üstüne, efsaneyle karışık coğrafi ve sosyolojik bilgiler de veren bir hazine.
Herodot Bodrum’da yaşadığı için nasıl Halikarnassoslu Herodotos adını almışsa, kendisinden 25 asır sonra aynı topraklarda yaşamış dostu Cevat Şakir Kabaağaçlı da Bodrum’un antik çağlardaki adı olan Halikarnassos’tan esinlenerek Halikarnas Balıkçısı adını almış. Balıkçı 1890’da İstanbul’da doğmuş. İngiltere’de Oxford Üniversitesinde Yakın Çağlar Tarihi okuyan Cevat Şakir, üniversiteyi orada bitirmiş ve yurda dönmüş. 1925 yılında yayınlanan “Hapishanede İdama Mahkûm Olanlar Bile Bile Asılmaya Nasıl Giderler?” başlıklı yazısı nedeniyle üç yıl süreyle kalebentliğe Bodrum’a sürülen Cevat Şakir burada “Halikarnas Balıkçısı” olmuş. 1,5 yıl Bodrum’da cezasını çekmiş ve İstanbul’a dönerek cezasının yarısını da burada tamamlamış olmasına rağmen yürekten bağlandığı Bodrum’a geri dönmüş. Burada meyvecilik, süngercilik, balıkçılık, bahçıvanlık, turist rehberliği yapmış ve denizle ilgili eserler yazmış. Balıkçının sayesinde Bodrum da bu günkü Bodrum olmuş.
Sade bir dille eserlerinde denizin içi ve dışına ait her şeyi, ömrünü verdiği Bodrum’u, Ege Denizi’nin efsanelerini, Akdeniz savaşlarını konu alan yazar, anlattıklarını bir gözlemci gibi değil, olayları bizzat yaşayan bir insan duygularıyla kaleme almış ve balıkçı, gemici, süngerci, dalgıç, kaptan ve tayfa gibi ekmeğini denizden çıkaran kişiler, yazarın hikâye ve romanlarının konusunu oluşturmuşlar.
Eski Yunan kültürünün Ege kıyılarımızdan doğduğunu düşünerek, oradaki kültürü kendi kültürümüz olarak almamızı isteyen yazar bu düşünceleri ile “Mavi Hümanizma” hareketini başlatmış. İşte bu nedenle Herodotos’un çok yakın dostu.
Balıkçı ve Herodot’un dışında Bodrum’un yetiştirdiği kişiler arasında Turgut Reis, Neyzen Tevfik gibi önemli isimler ve Askona Mehmet gibi renkli kişiliğe sahip başka hemşerilerimiz de var. Onlardan da sonra bahsederim.
Şimdi, sanki Poseidon’la İlayda el ele tutuşmuşlar; Akdeniz’in Ege’yle buluştuğu sular, tirhandillerle, guletlerle, sessiz sakin bizleri bekliyor.
Gelecek ay sizlere Bodrum’dan seslenebilme ümidiyle hepinizin tatil hayallerinin gerçekleşmesini dilerim.

29 Haziran 2017

İlgili Haberler

AvivaSA’dan Türkiye’nin 10 yılı araştırması: %67, çocuklarının geleceğine garanti istiyor

AvivaSA, 10. yıl iletişim çalışmaları kapsamında “Türkiye’nin 10 Yılı” araştırması ile geçmiş ve gelecek 10 yıla ışık tuttu. Araştırmaya katılanların %67'si gelecek 10 yıl içinde “çocuklarının geleceklerini garanti altına almanın” ilk tercihleri olduğunu belirtti. Geçmiş 10 yıla ilişkin “Ah Keşke!” denen şey ise, en yüksek oranda (%34) “Keşke boş zamanlarımı daha dolu dolu geçirseydim” oldu. Araştırmada ayrıca, son 10 yıl içinde, Türkçe pop şarkısı ve şarkıcısı, Türk filmi, Türk dizisi, Türk sinema ve tiyatro oyuncusu ve Türk sporcusu gibi alanlarda, Türk insanının en başarılı bulduğu isimlere de yer verildi. Tarkan, Kenan İmirzalıoğlu, Arda Turan, Ali Sunal isimleri ve Recep İvedik filmi ile Diriliş Ertuğrul dizileri ilk sırada yer aldı.

“Dünyanın yarısının kullandığı işletim sistemindeki güvenlik açıklarına dair rapor trende unutulur ve…”

Lloyd’s ve Cyence tarafından yayımlanan siber risk raporunda siber saldırıların mevcut sonuçlarını daha iyi anlamak için iki senaryo üzerinden ilerleniyor. İki senaryo da, siber saldırılara karşı alınan önlemleri sağlamlaştırabilmek için analistlerin hayal güçlerinin bir ürünü. Oldukça ilginç olan bir senaryoya göre, bir siber güvenlik analisti, içinde küresel piyasanın yarısı tarafından kullanılan bir işletim sisteminin güvenlik açıklarına dair raporu trende unutuyor. Bu rapor “derin web” üzerinden satışa çıkarılıyor. Birisi de sistemdeki açıkları kullanarak maddi kazanç sağlamak amacıyla raporu satın alınıyor.

Yazarlar