Eşber Erülgen

Hayvanseverlik?

HAYVAN sevgisi son dönemde ön planda ne sebepse? İnsan denen yaratık var olduğundan beri hayvan derileri ve kürkleri ile örtünmüşken, son yıllarda kürk giyen hanımlar taşlanacak neredeyse. Et yememek gibi akımlar aldı başını gidiyor. Tabiat kanunlarına karşı çıkmak değil de nedir? Büyükbaş ve küçükbaş dediğimiz hayvanlar, özene bezene beslenir, yünü kırkılarak, sütü sağılarak istifade edilir. Kesim hayvanı denilen bir kısmı ise kesilerek eti yenir.
VEJETARYEN denilen bir kesim; çeşitli nedenlerle et, balık, kümes hayvanları tüketmezler. Ayrıca hayvanların ürettiği yumurta, süt, bal ve benzeri ürünleri de yemeyenler vardır, onlara da VEGAN deniliyor. Bunların bir kısmı, yemek için beslemenin ve öldürmenin yanlış olduğunu, diğer bir kısmı etsiz beslenmenin daha sağlıklı olduğunu savunanlar olduğu gibi, Budizm, Hinduizm ve Hıristiyanlığın bazı mezheplerine bağlı kimselerse canlılara zarar verilerek elde edilen besinin yenmemesi gerektiğine inandıkları için bu akıma tabi olmuşlardır.
Bana göre genel manada hayvan sevgisi sonucuna bağlı değillerdir.
Her zaman olduğu gibi girizgâh yapmaya çalışırken yine konuyu uzatıp maksadımdan uzaklaştım ama, fazla bilgiden zarar gelmez.
Son günlerin hayvan sevgisi gösterileri genellikle kedi ve köpeklerle alâkalı. Eline bir kutu kuru mama ve ev artığı yemek alan her köşe başına birkaç avuç bırakarak sokaklarda dolanıyor ve bunun adı HAYVAN SEVERLİK oluyor. Oysa bu bonkörlükle beslenen kediler hormon yüklemesi nedeniyle, normalinde 12 ay olan ergenlik dönemine 4 / 5 ayda ulaşarak çiftleşip doğurmaya ve kedi neslinin daha da artmasına sebep olmaktadırlar.
Hayvan sevgisini tatmin etmek için kişilerin evlerinde kedi, köpek, kuş ve akvaryum balıkları beslemeleri yüz yıllardan beri var olan bir olgudur. Geçmiş yıllarda bu köşede teferruatlı olarak anlatmıştım, onun için kısaca değineceğim. Benim doğduğum evde, bahçedeki kümeste horoz Hasan ve onun haremini teşkil eden birçok tavuk, zaman zaman kaz, ördek ve hindi vardı. Ön bahçedeki havuzda ve evin içindeki akvaryumda babamın cins cins renkli balıkları ve ayrıca evin demirbaşı kedimiz vardı, hayvan sevgimizin bunlarla haşır neşir olarak başlamış olacağını tahmin ediyorum. Geçenlerde ayaküstü bir sohbette birisi “kedi evlerde fare tutsun diye beslenirdi” diye bir cevahir yumurtladı ve itirazlarla karşılandı. Nitekim, dede yadigârı konak yarısı’ndan ayrılıp apartman dairesinde yaşamaya başlamamızdan sonra da evimizden kedi hiç eksik olmamıştır, fare sorunu olmamasına rağmen.
Yıllar sonra bahçeli dairemde otururken emekli olduktan sonra buz mavisi gözlü Sibirya kurdu bir “Husky”ye sahip olup onunla bahçede oynaşmayı hayal ederken karşıma çıkan gri uzun tüylü aslan yeleli kedim “CUGU” ile 10 seneye yakın beraberliğimizden aldığım keyfe saygımdan, onun arkasından bir daha kedi almamaya karar verdim. O bir başka sevgi, bir başka bağlılık.
Ağaç diplerine bir avuç mama koymakla o mutluluğa varamazsınız!..
Ben bir kedi dostuyum onun için 4/5 aylık cılız yavruların çiftleşip doğurması bile beni üzüyor. Sokak kedisinin de bir yaşamı, beslenmesi ve mutlulukları mutlaka vardır. O da sokağın zor şartlarında yaşar ve her canlı gibi bir sebepten ölür. Tabiatın bahşettiği haline bırakmak gerek gibi geliyor.
Köpek tamamen ayrı bir konu, evde beslenmesine tamamen karşıyım. Hele normal kurt köpeği, husky veya Kangal çoban köpeğini evde beslemek tam bir cinayettir. Küçük süs köpeklerini evde beslemek ezelden beri var olan bir zevktir. Besleyenler günde iki kere sokağa çıkartmak zorunda olduklarını bilmelidir. Banyosu, pedikürü belirli sürelerde mutlaka yapılmalı. Bu kadar insan bu külfetlere katlandığına göre onun da verdiği bir mutluluk var demek ki.
Kuyuya düşen bir yavru köpeğin kurtarılması faaliyetinin her cins basında birinci derecede yer bulması sebebiyle hayvan sevgisi konusunun ön plana çıkmasının etkisi ile bu konuya girdim. İyi de oldu.

31 Mart 2017

İlgili Haberler

Yazarlar