Herkese BES…

Bireysel Emeklilik Sistemi’nde (BES), gönüllü olan yapıda 14 yılda 6 milyon 900 bin katılımcıya ve 72 milyar lira fon büyüklüğüne, 2017 yılı itibariyle başlayan Otomatik Katılım’da ise 3.3 milyon katılımcı ve yaklaşık 1 milyar lira fon büyüklüğüne ulaşıldı. Söz konusu rakamlar sevindirici fakat bizim gibi 20 milyondan fazla genci olan bir nüfusa sahip bir ülke için ne yazık ki yeterli değil. Bu yorumu ülkenin potansiyelini bilen hemen hemen herkesin dile getirdiğini söylersek yanılmış olmayız herhalde. Bu yorumlar sıklıkla “BES’i nüfusun tabanına nasıl yayabiliriz?” yönlü soruların sorulmasına neden oluyor. Bilindiği gibi “Otomatik katılım”ın güncellemesine yönelik çalışmalar sürüyor ve 2018 yılı itibariyle önemli değişikliklere tanık olacağız.

Fakat genel olarak, “BES’i hedeflenen 400 milyar lira gibi bir büyüklüğe ulaştırmak için daha fazla neler yapılabilir” diye düşünüldüğünde ise geçtiğimiz günlerde Katılım Emeklilik Genel Müdürü Ayhan Sincek’in açıklamaları çok dikkat çekiciydi. Sincek, 18 yaş altına dönük hazırlıkların söz konusu olduğu Bireysel Emeklilik Sistemi’nin (BES), sahip çıkılması gereken ana yapı olduğuna dikkat çekerek, “Sadece çalışanlar değil ev kadınları da sisteme katılıyor ve destek veriyor. Toplumun her kesimi gelecek planlamasını gönüllü BES ile yapabiliyor. Bu anlayışla iyi bir ivme yakalayan gönüllü BES’in değerlerini hatırlatmak gerektiğine inanıyorum. Dünyadaki gelişmelerden de örnek alınarak güncellemelerle sistem güçlenerek devam etmeli” ifadelerini kullandı. Sincek, gönüllü BES’e dikkat çekti ve toplumun tüm bireylerini içine alan bir BES’ten söz ederek çıtayı daha da yukarı taşıdı.

BES’TE SINIRLAMA OLMAMALI

Bu fikirlerin çok güzel olduğunu ve sektördeki şirketleri cesaretlendirdiğini düşünüyorum. Genelden bakıldığında BES toplumsal bir proje. Bu nedenle de sınırları olmamalı. Bu durum bana otomatik katılım başladığı zaman bir arkadaşımın, “Neden 45 yaşla sınırlandırıldı, bu yaş üstünde çalışanlar neden giremiyor?” sorusunu hatırlattı. Bu nedenle BES gibi yapılar, tüm nüfusu kapsayacak şekilde dizayn edilmeli. Bunun için de üzerinde çok iyi çalışılarak, vatandaşların yaşam ve gelir durumlarına göre detaylı bir şekilde matematiği yapılmalı. Sonrasında insanın doğumuyla başlayarak ölümüne kadarki zamanı kapsayan yeni bir BES planı oluşturulmalı. Ona, şuna, buna BES değil, “Herkese BES” kavramı üzerinden yol alınmalı. Başka ülkelerdeki örnekleri incelemek yerine, bize ama tamamen bize ait bir kurguda tıpkı DASK’ta ve TARSİM’de olduğu gibi bizim BES’imiz ile örnek bir ülke konumuna ulaşabiliriz. Evet yüzde 25 devlet desteğinin sadece bizim ülkemizde olduğu düşünüldüğünde, yine sadece bizde olan bir uygulamayı bulabileceğimizi düşünüyorum. Tabii ki burada en önemli etken herkesin anlayabileceği ve faydasının en iyi şekilde anlatıldığı yoğun bir tanıtımdan geçtiğini de unutmamak gerekiyor.

13 Eylül 2017

İlgili Haberler

Yazarlar