Fazıl Karaman

İkale ve benzeri sözleşmelerle yapılan ödemelerde gelir vergisi

27 MART 2018 tarihli 2. Mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7103 No’lu Kanun ile, Gelir Vergisi Kanununa; hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra çalışana ikale sözleşmesi vb. kapsamında yapılan ödemelerin vergisel durumuyla ilgili hükümler eklenmiştir. Yazımızda, bu yönde yapılan değişiklikler ve vergisel sonuçları kısaca ele alınmıştır.

Gelir Vergisi Kanunundaki “ücret”tanımının içine; hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra karşılıklı sonlandırma sözleşmesi veya ikale sözleşmesi kapsamında ödenen tazminatlar, iş kaybı tazminatları, iş sonu tazminatları, iş güvencesi tazminatları gibi çeşitli adlar altında yapılan ödemeler ve yardımlar dahil edilmiştir. Yasa Maddesi 27 Mart 2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanun gerekçesinde; bu düzenleme ile bu tür ödemelerin ücret kapsamında olduğu hususunun açıklığa kavuşturulduğu belirtilmiştir.

Öte yandan, yine Gelir Vergisi Kanununun tazminat ve yardımlarda istisnalar bölümüne ilave edilen hükümler ile; yukarıda sayılan ödemelerin, çalışanın tabi olduğu mevzuata göre kıdem tazminatına ilişkin istisna tutarın hesabında dikkate alınması gerektiği yönünde hüküm eklenmiştir. Böylece, ödenecek kıdem tazminatlarından istisna edilecek tutar hesap edilirken, bu tür ödemeler de dahil edilerek, ödemeler toplamı üzerinden istisna uygulanacak, istisnayı aşan tutarlar ise ücret olarak gelir vergisine tabi tutulacaktır. Maliye Bakanlığına bu istisna düzenlemesiyle ilgili usul ve esas belirleme yetkisi verilmiştir. İstisna ile ilgili yasa Maddesi de 27 Mart 2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanun gerekçesinde, bu hususlara açıklık getirildiği ifade edilmiştir.

7103 No’lu Kanun öncesinde; vergi idaresi önceleri bu ödemelerin tamamının vergiye tabi olması yönünde görüş vermiş iken, sonrasında görüşleri değişmiş ve 7103 No’lu Kanunla yapılan düzenlemeler mantığında özelgeler verilmiştir. (Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığının 15 Aralık 2010 tarihli ve 53 sayılı özelgesi, İzmir Vergi Dairesi Başkanlığının  8 Mart 2017 tarihli ve 7775 sayılı özelgesi)

1475 No’lu İş Kanununun kıdem tazminatına ilişkin hükümleri halen yürürlüktedir. Anılan yasanın 14. Maddesi uyarınca kıdem tazminatına hak kazanılan haller; işyerindeki kıdem süresi bir yıldan fazla olan bir çalışanın (4857 No’lu Kanun 25/II Maddesi hariç) sözleşmesinin işverence ya da (4857 No’lu Kanun)  24. madde kapsamında, askerlik hizmeti, emeklilik ve evlilik (kadın çalışanlar için) nedeniyle kendisi tarafından feshi durumu olarak sayılabilir. İkale sözleşmeleri, Kanunda belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma koşulları arasında yer almamaktadır. İkale, Borçlar Kanunu kapsamında sözleşme serbestisinin bir sonucu olarak uygulamada ortaya çıkmış bir seçenektir. İkale sözleşmesinde, taraflardan biri diğer tarafa sözleşmeyi anlaşarak karşılıklı olarak sona erdirmeyi teklif eder. Yazılı veya sözlü anlaşan taraflar, ikale sözleşmesinin koşullarını diledikleri gibi oluşulabilirler.

7103 No’lu Kanunla yapılan düzenlemeler konuyu netleştirdiği için olumludur. Ancak, ikale sözleşmesi vb. ödemelerin 7103 No’lu Kanun öncesinde kıdem tazminatı için öngörülen istisnadan faydalanması İş Kanunu hükümlerine göre zor görünmektedir. Öte yandan, bu tür ödemelerin yine 7103 sayılı Kanun değişikliği öncesinde Gelir Vergisi Kanunundaki “ücret”tanımı”kapsamına girip girmeyeceği de kanaatimizce net değildir. Hatta, iş akdi sözleşme ile sona erdirilen davacıya ödenen iş güvencesi tazminatından vergi kesintisi yapılamayacağı hakkında Danıştay Kararı da mevcuttur. (Danıştay 4. Dairesinin 13 Aralık 2016 tarihli E. 2014/3676,  K. 2016/4376 sayılı Kararı)

2 Mayıs 2018

İlgili Haberler

Yazarlar