Sema Tüfekçiler

İlk yazım

BU benim ilk yazım, bundan böyle bu güzel yazarlar ailesinin ben de bir üyesi olarak elimden gelenin en iyisini yapmaya büyük özen göstereceğim, bu vesile ile sizlerle beni buluşturan Sevgili Metin Öztürk ve ekibine çok teşekkürlerimi sunarak yazıma başlamak isterim.
İnsanlar hayatlarının çok büyük bir bölümlerini okullarda ve işyerlerinde geçirmektedirler, bu sebepledir ki buralardaki mutluluk / mutsuzluk veya başarı / başarısızlık, bu süreçlerinde önemli bir yer oluşturmaktadır.
Son günlerde sizler de şu haberi okumuşsunuzdur; Danimarkalılar işyerlerinde o kadar mutlular ki bunun için sadece bu ülke ve birkaç diğer Nordik dillerinde var olan bir kelimeleri bile var: arbejdsglade, yani iş yerinde mutluluk, evet doğru duydunuz, Danimarka’da iş yerlerinde çalışanları mutlu etmek için çok uzun süreden beri devam eden güzel bir gelenek ve gayret varmış.
Araştırmalar işyerindeki mutluluğun özel hayata olumlu sirayeti ve bunun da mutlu insanlar yarattığı, bu insanların daha uzun ve kaliteli yaşadığı, daha üretken olduğu ve daha çok kazandığı, daha iyi vatandaş olduğu konusunda hemfikirler.
Türklerde ise durum biraz daha farklı, Akdeniz ruhumuz, çabuk parlayan ama çabuk sönen sinirlerimiz, işlerimiz ile özel manevi bağlar kurarak işe farklı anlamlar katışımız, söz geçiremediğimiz egolarımız, komplekslerimiz, iş /özel yaşam dengesizliğimiz,  özel yaşamdan tavizler vererek iş yapma / yaptırma modellerimiz tek adamcılığımız, sistemsizliğimiz ve daha bir sürü zararlı alışkanlıklarımız bizi diğer ülke çalışanlarına göre biraz daha farklı kefelerde incelenmemizi gerektirmektedir.  Ama her nerede çalışıyor olursak olalım, arada bir durup es vermek insanlığımızın çok naturel bir ihtiyacı. Dini kurallara göre ekim biçim 7 yılda bir durdurulmalı ve daha iyi ürün almak için bir süre dinlendirilmeli toprak. Bu dinlence önemli bir motivasyondur, kişinin rahatlaması, düşünmesi, gözlem yapması, yenilenmesi ve en önemlisi ruhun bedeni yakalaması ile bu döngü bu şekilde evrimini tamamlamalıdır. Hatta MBA yaparken çok değerli bir hocam bana, MBA’in kariyerimiz boyunca minimum 3 defa tekrar edilmesini yani 7 yılda çağı yakalamak adına yenilenerek bizlerin de yenilenmesini salık vermiş idi.
İşte ben bu ruh hali ile geçtiğimiz mayıs ayından beri benim için bir şans olan bu motivasyon sürecini dibine kadar kullandım, profesyonel es kararımı müteakip, İstanbul’u en özlediğim yerleri ile gezdim, sürekli ertelediğim sağlık sorunlarımı tek tek ve rahatlıkla çözdüm, sıraya koyduğum tüm kitapları içime sindire sindire okudum, kızımla bol vaktimizin şımarıklığını yaşadık, ailem ile uzun seyahatlere çıktım, özlediğim tüm dostlarım ile buluştum, kucaklaştım, anılarımız ile coştuk, yeşerdik, Bodrum’u ilk defa bu kadar rahat yaşadım yaz boyunca, plansızlığın tadını çıkarttım, uykuya doydum, yemeklerimi ilk defa belki de 10 dakikadan uzun sürelerde yiyebilme ve tadına varmanın lüksünü yaşadım, uzun bir süredir eğitim vermek ve sektöre gençlerimizi yetiştirmek ve sevdirmek konusundaki hassasiyetim, çok değerli bir üniversitenin sertifika programına eğitmen olarak katılmam ile daha da önem kazandı, bu konudaki anlamlı çabamın ne kadar doğru olduğunu bir kez daha bu dönemde anlamış oldum ve yaz boyunca iki dönem öğrencilerimizi mezun ederek keyifli ve başarılı bir eğitim süresini beraberce yaşadık. Anlayacağınız 27 yıllık çalışma hayatımda özlem duyduğum ve vakitsizlikten ötelediğim her şeyi bu 5 aya sığdırabildim. Gerçekten de yavaşlayınca zamanın uzadığına bizzat kendim şahit oldum .
Bilmek, hayat ve kendimize ait anlamları doğru yere oturtmaktır.Yapmak bu anlamlara göre davranmak ve bu süreçte gereken yetenekleri geliştirmektir. Ve bilmekle yapmak bir süre sonra yapabilmeye ve yeterince ustalaşıldığında ise olmaya dönüşmektedir.
Tamer Dövücü / Alıntı
Ben bu dönemimi henüz bilmek basamağında geçirdiğimi düşünüyorum, ama bu konuda fena sayılmam, artık her şeyi değil ama birçok şeyi bilerek doğru yerlerine oturtmaya başladım bile , kariyer molam bana çok iyi geldi…
Böyle bir mola ile geçen, 27 yıldan bu yana ‘ilk yazım’, sizlerle buluşmamı sağlayan ilk yazımın konusu oldu işte…
Herkese merhabalar.
Sema…

8 Kasım 2016

İlgili Haberler

Yazarlar