Faruk Ömrüuzak

İnsanın yeni gündemi

DİKKAT ettim de son iki yazımı yaşlanmak üzerine kurmuşum.
Acaba bilinçaltının su yüzüne çıkması mı? Yoksa sonu ölüm diye yaşlanmaktan mı korkuyorum? Kalkmış yaş almak diye bir de teselli yaratmışım kendi kendime. Sanki yaş alırsan yaşlanmıyorsun. Kardeşim ister yaşlan, ister yaş al. İşte geldin gidiyorsun. Sevinmen gereken, hiç olmazsa yaşlananlar liginde oynuyorsun. Yani süper ligde. Yaşlanamadan gencecik yaşta çekip gidenler var. Bir de sahaya dahi çıkamayanlar… Doğumda ölenler veya 5 yaşını göremeden attaya gidenler. Demografik göstergeler gelişmiş ülkelerde 65 yaş üzeri nüfusun toplam nüfusa olan oranının % 20’leri geçtiğini gösteriyor. Doğumda ölüm ve 5 yaşına gelmeden ölüm oranı ise genelde %0 2’lerin altında kalırken; doğumda yaşam beklentisi ise 80’li yaşları aşmış durumda. Yani yaşam beklentisi artıyor. Tabii gelişmiş ülkelerde… Bizde de bu beklenti kadın ve erkek olarak 70’li yaşları aşmış durumda. Bizim gibi süper ligde oynanan 65 ve üstü yaşta olanlar için hayli sevindirici bir durum.
Ama madalyonun bir de öbür yüzü var. Bu yaşlıları kim sırtında taşıyacak? Rahmetli Özal böyle olacağını öngörebilseydi, hiç süper emeklilik diye bir şey çıkarıp kişileri 33 yaşında emekli eder miydi? Haydi gençler iş başına, zamanın süper emeklilerine bakmak size düşüyor. Siz de 65 yaşına kadar çalışıverin artık…
Neyse oralara hiç dokunmadan konumuza dönelim. Yaşlansak da, yaş alsak da bir gün emri hak vaki olup göçüp gideceğiz. Gerçi insan evladının günümüzde gündemi değişmiş, 21. yüzyılda ölümsüzlük konusunda muhtemelen ciddi atılımlar yapılacağı konuşuluyor. Modern bilimin öncü gelişmelerinin ölümü yeneceğinden bahsediliyor. Bu konuda atılan adımların öncüleri arasında geriatrist Aubrey de Grey ve ABD Ulusal Teknoloji İnovasyon Nişanı sahibi olan Ray Kurzweil adında bir mucit yer alıyormuş. Bu konuda Google tarafından ölümü çözmeyi hedefleyen Calico adında bir şirket kurulmuş. Finansman sağlamak üzere yatırım fonları oluşturulmuş, başına da bir başka ölümsüzlük savunucusu Bill Maris getirilmiş. Oluşturulan fonlar şimdiden 2 milyar doları aşmış.  Maris “Bana 500 yaşına kadar yaşamak mümkün müdür diye sorarsanız, cevabım evettir” diyor. Çalışmalarının temelini ise “Çünkü yaşamak ölmekten çok daha güzel” görüşü oluşturuyor.
Gerçekten yaşamak ölmekten güzel mi? Çok göreceli bir durum; yeni öğrendim 21. yüzyılda kendi canına kıyanların sayısı, askerler, teröristler ve suçlular tarafından katledilenlerin toplamından fazlaymış. Hal böyleyken ölümsüzlük peşinde koşan Bay Maris’in çabalarını anlamak güç…
Bay Maris’in başlattığı çalışmaların uzun süre alacağı anlaşılıyor; bu nedenle beni fazla da ırgalamıyor ama zaman içinde başarıya ulaştığını farz edelim. Bakalım daha neler neler olur?
Öncelikle, bu gün ancak altmışından sonra emekli olacakların hali nice olur kestiremiyorum. Sosyal Güvenlik Sistemi’nin ve Bireysel Emeklilik şirketlerinin durumunu ise hayal bile edemiyorum. Böyle bir dünyada insanlar hiç emekli olamasalar dahi, Azrail zorunlu olarak görevden alınıp tekaüt olma durumuyla karşı karşıya kalacak… Bir de reenkarnasyon meselesi var. Ölümden sonra tekrar yaşama dönme. İyi de ölüm yok ki kardeşim tekrar yaşama dönelim. Kafam karışıyor.
Anladığım kadarıyla bu proje ecelle ölüme karşı geliştirilen bir proje. Her halde iş kazaları, trafik kazaları gibi nedenlerle ölenler projenin ilgi alanına girmiyor. Onu da sonra ele alırlar diye umuyorum.
Proje uzun soluklu gibi gözüküyor. Bizim projenin sonuna yetişemeyeceğimiz kesin. Ama ölümle savaş önümüzdeki yüzyılların en önemli projesiymiş gibi duruyor.
Ben en çok, yaşamla ve ölümle ilgili eserler veren şair ve ediplerin durumuna üzülüyorum. Ölümsüz bir yaşam sanatçıların bütün eserlerini bir anda anlamsız kılacak diye hayıflanıyorum.
Ölüm yoksa yaşamanın ne anlamı var kardeşim?

31 Mart 2017

İlgili Haberler

Yazarlar