Okan Utkueri - Ali Erhan Tamer

Insurtech aktivitesini artırmak için EV ÖDEVLERİMİZ

Ülkemizde insurtech konusunun konuşulmaya, gündemde daha fazla yer tutmaya başladığını görmek sevindirici. Ama, hala alınacak çok uzun bir yol var önümüzde. Bu ay sayfalarımızda “Ülkemizdeki insurtech girişimlerin sayısını artırmak için neler yapılmalı?” sorusunu yanıtladık.

“Sigortanın Geleceği” başlıklı bu sayfalarda, sigorta sektörünü ilgilendiren yeni nesil teknolojiler, dijitalleşme, inovasyon, teknolojik okuryazarlık ve startup ekosistemi gibi konu başlıkları üzerinde paylaşımlar yapıyoruz.

Bu konulara kafa yoran herkesin ortak hayali, ülkemizde bu alandaki aktivitenin artması, yeni teknolojilere dayalı, müşteri deneyimini iyileştiren, inovatif çözümlerin, yeni ve güzel örneklerin karşımıza daha çok çıkması.

Dolayısıyla, bu süreci tetiklemek ve desteklemek adına, kurumsal hayatın içindeki oyuncuların yanı sıra, başta girişimciler olmak üzere, startup ekosistemi içerisindeki paydaşlara da önemli görevler düşüyor. 

Dünya genelinde insurtech girişimler açısından son derece aktif ve hareketli bir dönemden geçiyoruz. Bu alana yönelik ciddi bir ilgi var ve yatırım tutarları hızla artıyor.

Ülkemizde ise, halen bu alanda başlangıç aşamasındayız diyebiliriz. Elbette, son dönemlerde bu konunun çok konuşulmaya, gündemde daha fazla yer tutmaya başladığını görmek sevindirici. Ama, hala alınacak çok uzun bir yol var önümüzde.

Bu çerçevede, bu ayki sayfalarımızda şu sorunun yanıtını arayacağız; ülkemizdeki insurtech girişimlerin sayısını artırmak için neler yapılmalı? 

Bu sorunun yanıtına girmeden önce, insurtech tanımını netleştirmekte fayda var.

“INSURTECH” KAVRAMI NE İFADE EDİYOR?

Genelde sigorta sektöründeki teknolojik ve dijital dönüşümü ifade etmek için kullanılan insurtech tanımı üzerinde biraz kafa karışıklığı olduğunu söylemek lazım. 

Insurtech kavramını, “sigorta değer zincirinin bir veya birden fazla halkasına yönelik, yeni teknoloji, ürün ve iş modeline dayalı inovatif çözümler sunan startup girişimlerin oluşturduğu ekosistem” olarak tanımlamak mümkün.

Global düzeyde, insurtech girişimler çok geniş bir yelpazede faaliyet gösteriyorlar. 

Oto sigortası alanındaki girişimler, telematik cihazlar, bağlantılı ve sürücüsüz araçlarla ilgili gelişmeleri yakından izliyor. 

Büyük veri, yapay zeka ve derin öğrenmeye dayalı çözümler, başta underwriting, risk seçimi ve hasar süreçleri olmak üzere çok farklı alanlara odaklanıyor. 

Sağlık ve hayat sigortasında ise, giyilebilir teknoloji ve bio-genetik alanındaki girişimler ciddi fark yaratıyor.

Aynı zamanda, nesnelerin interneti (IoT) başta konut sigortası olmak üzere, bireysel sigortalar alanında çok ciddi bir değişim yaratıyor. 

Ayrıca “drone” teknolojisi ve insansız hava araçlarındaki gelişmeler, birçok kurumsal sigorta alanını ilgilendiriyor.

Mobil teknolojilerin artık günlük hayatın ayrılmaz bir parçası haline gelmesiyle birlikte, “peer-to-peer” modeline dayalı platformlar ve müşterinin anlık ihtiyaçlarıyla ilgili seçeceği teminatları “on-demand” platformlarla karşılayan çözümler gitgide yaygınlaşıyor.

Öte yandan, ortaya çıkan anlık ve kişisel bilgiye dayalı, inanılmaz büyüklükteki veri havuzlarından optimum faydayı sağlamak için kafa yoruluyor.

Bir diğer önemli gelişme de, “blockchain” teknolojisi üzerinde.

Elbette, tüm bu yaşananların yasal düzenlemelerle uyumu ve düzenleyici otoritelerin öncelikleri ile örtüşmesi ayrı bir süreç. 

Yani bahsettiğimiz olay, sadece internet üzerinden sigorta ürünleri satmaktan çok daha geniş ve derin.

Farklı sigorta branşlarında, sigorta şirketleri ve müşterilerin ihtiyaçlarına dokunan, hayatlarını kolaylaştıran, maliyetleri azaltan, süreçleri kısaltan ve yaşanan dijital değişim süreci ile uyumlanmayı sağlayan birçok uygulamayı bünyesinde barındırıyor.

GLOBAL INSURTECH AKTİVİTESİ NİÇİN BU KADAR HIZLI BÜYÜYOR?

Dünya genelinde 2.500 civarı aktif insurtech girişiminin faaliyet gösterdiği tahmin ediliyor. Son 5 yıl içinde yatırım alan insurtech sayısı ise 750 civarında. Bunların yaklaşık %50’si ABD’de, %35’i Avrupa’da, geri kalanlar ise diğer ülkelere dağılmış durumda.

Bu girişimlere yapılan yatırım tutarı ise son yıllarda hızla artıyor. 2018 yılında 195 adet girişime 4 milyar dolar düzeyinde yatırım yapıldı. Son 10 yıllık gelişimi ise aşağıdaki grafikte görebilirsiniz.

PEKİ BU ARTIŞIN ARKASINDAKİ ETKENLER NELER?

Öncelikle, startup girişimlerin odaklandığı, çözüm üretilmesi gereken problemli alanlar, sigorta sektöründe bol miktarda mevcut. 

Geleneksel çalışma alışkanlıkları ve mevcut yapıdaki kronik problemli noktaların bu ilgiyi tetiklediğini söylemek mümkün. Ayrıca, müşteri ile olan iletişim, deneyim yönetimi açısından sektörün yaşadığı zorluklar da girişimlere önemli fırsatlar sunuyor. 

Bir diğer önemli etken ise, son dönemlerde öne çıkan, yapay zeka, blockchain, robotik süreç otomasyonu, nesnelerin interneti, mobilite, giyilebilir teknoloji, bio-genetik gibi yüksek teknolojiye dayalı inovatif çözümlerin tamamının sigortacılık alanına dokunuyor olması.

ÜLKEMİZDE INSURTECH’LERİN SAYISI NASIL ARTIRILABİLİR?

Global anlamdaki bu olumlu gelişmelere karşı, bizdeki durum farklı. 

Ülkemizdeki startup ekosistemi içerisinde hala çok az sayıda insurtech girişimi var. İlgi yüksek olmasına rağmen, bu alana odaklanan girişimci sayısı ve atılan somut adımlar çok kısıtlı.   

Bu noktada kritik sorular şunlar: Ülkemizde sağlıklı bir insurtech ekosistemi nasıl oluşturulabilir? Sigorta alanındaki teknolojik inovasyon çalışmaları nasıl canlandırılabilir? Bu alandaki girişim sayısını artırmak için ne yapılabilir?

Bu gözle bir değerlendirme yapıldığında, hem girişim ekosistemin ana oyuncularını hem de sigorta sektörü paydaşlarını ilgilendiren ev ödevleri ortaya çıkıyor. Bu alanda bir başarıya ulaşabilmek adına, işbirliği içerisinde, farklı paydaşların bir araya geldiği toplu bir harekete ihtiyaç var. 

Atılması gereken adımları 3 ana başlık altında toplamak mümkün:

Girişimciler nezdinde sigorta farkındalığını artırmak

• Üniversiteler, teknokentler ve farklı hızlandırma programlarındaki aktif girişimciler, sigorta sektörünü yeteri kadar tanımıyor. 

• Girişim fikirleri bu kişilerin yaşadığı, gözlemlediği sorunlar ve problemlere dayanıyor. Dolayısıyla, girişimcilerin kafa yorduğu fikirler arasında henüz sigorta konuları yok.

• Sigortacılığın oynadığı rolü ve yaşamın içine ne kadar entegre bir sektör olduğunu girişimcilere anlatmak gerekiyor. Bir şekilde, sigorta kavramını girişimcilerin radarına sokmalıyız. 

• Aynı zamanda, sigorta sektöründeki problemleri, çözüme ihtiyaç duyulan alanları girişimcilere aktarmak gerekiyor. 

• Ayrıca, bu mesleğin global yönünü de vurgulamak lazım. Startup kavramının özünde global bakış açısı yer alıyor. Insurtech girişim fikirlerinin hedef pazarı olarak sadece bizim piyasamızı değil, global düşünmek lazım.

Sigorta sektörü nezdinde startup kavramını tanıtmak 

• Startup ekosisteminin dinamikleri çok farklı. Özellikle, ana oyuncu olarak sigorta şirketlerinin bu dinamikleri iyi anlaması gerekiyor. 

• Bu amaçla, insurtech girişimleri ile sigortacılar arasında köprü vazifesi görecek kurumlara ihtiyaç var. 

• Şirketlerin oynayabileceği en temel roller, girişimcilerin fikirlerini dinlemek, API platformlarını açarak startup girişimcileri ile işbirliği fırsatlarını sağlamak ve onların ilk müşterisi olmak. 

• Şirketler ayrıca kuluçka merkezleri, hızlandırma programları gibi destekleyici faaliyetlere ciddi katkı sağlayabilir. 

• Bu sayede, hem insurtech girişimlerini yakından izlerken, hem de yaratıcı çözümlere, yeni inovatif fikirlere direkt ulaşma imkanına kavuşurlar.

• Kurumların içindeki inovasyon kültürünü desteklemek, kurum içinde girişimci yönü güçlü çalışanlar için öğrenim ve gelişim fırsatları oluşmasını sağlayacaktır.

• Sigorta sektörünü iyi tanıyan, halen kurumsal hayatın içinde olan, ama girişimci olmayı arzulayan sektör çalışanlarını desteklemek çok önemli katkı sağlayacaktır.

Diğer paydaşların desteği

• Global anlamda girişim dünyasının hukuki düzenlemelerin önünde gittiği görülüyor. Öte yandan, sigorta alanında regülasyon konusu çok hassas öneme sahip. Düzenleyici ve denetleyici otoritenin bu ekosisteme yakın olarak, makul esneklikleri sağlayacak mevzuat değişikliklerini hayata geçirmesi büyük katkı sağlayacaktır.

• Girişim dünyası, hızlı hareket eden, bürokrasi ve geleneksel kuralların dışında işleyen bir yapı. Bu yönünü bilerek, TSB ve diğer meslek örgütlerinin girişim ekosistemine destek olması çok değerli olacaktır.

• Öte yandan, kamu kurumları ve meslek örgütlerinin, girişimcilerin alanına girmeyerek, onlara fırsat tanımaları da çok önemli.

• Özellikle sektörü tanımayan girişimciler için etkin bir mentor desteği en önemli ihtiyaçlardan birisi. Bu amaçla, zengin bir mentor havuzu oluşturmak gerekiyor. 

• Melek yatırımcı ağları, girişim sermaye şirketleri gibi girişimcilere sermaye desteği sağlayan kuruluşlar nezdinde de farkındalığı sağlamak, insurtech girişimlerinin finansal kaynaklara ulaşımını kolaylaştıracaktır.

• Kuluçka merkezleri ve hızlandırma programlarında yer alan insurtech girişimleri takip etmek, rekabete dikkat ederek, aralarındaki işbirliği fırsatları yaratmak faydalı olacaktır.

Bir taraftan farklı alanlardaki mevcut girişimcilerin sigortacılığa yönelik startup fikirleri üretmesi ve bu alana yönelmesi, aktiviteyi ve sayıyı artıracaktır. Ama öte yandan, sigorta şirketi, acente, broker, eksper ve sektöre hizmet sağlayan şirketlerde çalışmakta olup, bu sektörü tanıyan, bilen beyaz yaka çalışanlar arasından çıkacak girişimcilere de ihtiyaç var. Muhtemelen esas başarıyı sağlayacak olan girişimciler bu gruptan çıkacak.

Çünkü genel fikir, sigortacılık gibi sektör bilgisi gereken, kompleks alanlardaki girişim fikirlerinin başarıya ulaşması için alan bilgisinin çok önemli ve kritik olduğu. İlk müşteriyi bulmak, yatırımcı desteği almak gibi kritik aşamalarda, sektör deneyimi olan beyaz yaka girişimciler ciddi avantaja sahip.


28 Haziran 2019

İlgili Haberler

Yazarlar