Mehmet Muratoğlu

İş yerindeki yalnızlığın  işten ayrılmaya etkisi!..

İşletmelerde, çağdaş yönetim anlayışı uygulamalarına geçiş yaşanırken, çalışanları bekleyen en rahatsızlık verici durumun “Tükenmişlik sendromu” olduğunu daha önceki yazılarımda da belirtmiştim. Günümüzde çalışanların motivasyonunu etkileyen, onları aşırı yorgunluk ve bitkinlik duygusuna sokan, kariyer hedeflerinden uzaklaştıran, hırs ve idealizm kaybı yaşatanın “Tükenmişlik sendromu” olduğunu buradan anlatmaya çalışmıştım. Bireylerdeki duygusal tükenme, beraberinde duyarsızlaşmalarına neden olmakta ve düşük başarı hissi, kişilerce yoğun yaşanmaya başlamaktadır. Bunun sonucunda da, kişiler başarısızlık duygularına son vermek amacıyla işten ayrılma niyetine girmektedirler. Mevcut bu bulguların yanı sıra, başka bir durumun daha kişilerin işten ayrılma niyetlerini etkilemektedir. Bu duruma da “İş yerinde yalnızlığın, işten ayrılma niyetine etkisi” denmektedir.

Kişinin arzu ettiği sosyal ilişki düzeyine erişememesi nedeniyle maruz kaldığı, rahatsızlık veren psikolojik bir durumu gösteren bu yalnızlık düzeyi, bireyin sadece genel yaşamıyla sınırlı kalmayıp, iş yerinde de artan bir şekilde hissedilmektedir. Bazı zamanlar, kişi genel yaşantısında bu sorunla karşılaşmazken, iş yerinde sosyal ortamdan uzak kalması nedeniyle kendisini yalnız hissedebilir. Bilim insanları, iş yerinde yalnızlığı, kişinin arzu ettiği ile yaşadığı (mevcut) ilişkiler arasındaki olumsuz farklılık ve bu farklılığı giderme gücünden yoksunluk sebebiyle ortaya çıkan bir durum olarak tanımlamaktadır. İş yeri verimliliğinin çalışanlar arasında sağlıklı ve güçlü ilişkilerin varlığına bağlı olduğu tartışılmaz bir örgütsel kavramdır. İş yaşamında en gerekli olan arkadaşlık sevgisi kişileri yalnızlıktan uzaklaştırarak, çalıştığı yere olan aidiyetlik duygusunu artırır.

Ancak çalışanların çoğu için sosyal bir çevrede olmak, sosyal yoksunluk ve yalnızlık hisleriyle baş edebilmek için yeterli bir ortamın sağlandığı anlamına gelmemektedir. Bundan dolayıdır ki, iş yerinde yaşanan yalnızlık, genel yalnızlıktan farklı olarak, sadece iş ortamında etkin olabilmektedir. Bir başka ifadeyle günlük yaşamında sosyal açıdan doyurucu ve yalnızlık hissetmeyecek sağlıklı ilişkileri olan bir kişi, iş ortamında sosyal ilişkiler kurmak amacıyla gerçekleştirdiği sosyal çabalarında sıkıntılar yaşayabilmektedir. Bu durum da çalışanın, iş yerinde gittikçe yalnızlaşan ve bulunduğu ortamdan dışlanmış, yalnızlık ve dışlanmışlık duyguları yaşamasına neden olabilmektedir.

Peki, yaşanılan bu durum, işyerindeki çalışanlar üzerinde tam olarak nasıl bir etki yaratmaktadır? Yapılan araştırmalar sonucunda, iş yerindeki yalnızlığın, çalışılan organizasyona olan bağlılığa, güvene, yaşanılan iş stresine, iş doyumuna ve iş performansı üzerine etkileri olduğu görülmüştür. Çalışanların işyeri bağlılığı, beklenilen bir tutum olmakla beraber, onların yalnızlık hissetmeyeceği ve aynı zamanda bulunduğu organizasyonun amaç ve değerlerine en yüksek seviyede bağlı, birer davranış içinde olmaları gerekmektedir. Organizasyon içinde yalnızlık hisseden çalışanların, bu yukarıda saydığımız tutumları göstermeleri olanaksızdır. Bunun sonucunda hissedilmeye başlanılan işten ayrılma duygusu, bir müddet sonra işten ayrılmayla sonuçlanan bir niyete dönüşmektedir. Hepimiz biliyoruz ki işten ayrılma niyeti, çalışanın işletmede kalma konusunda olumsuz bir karar vermesi sonucu olarak tanımlanmaktadır. İşten ayrılma niyeti, ayrılma kararını iki şekilde etkilemektedir. İşten ayrılma niyeti organizasyon yapıları açısından sadece işten ayrılma davranışına yol açması nedeniyle değil, örgütsel ve bireysel olumsuz etkileri nedeniyle de önemlidir. İşyerlerindeki donanımlı çalışanların işten ayrılmalarıyla sonuçlanan eylemleri, kurumsal sermayenin en büyük kaynağı olan entelektüel sermayede azaltıcı bir etki yaratacağı da ayrı bir gerçektir.


MEHMET MURATOĞLU
mehmet@etkinyonetim.com

3 Kasım 2017

İlgili Haberler

AvivaSA’dan Türkiye’nin 10 yılı araştırması: %67, çocuklarının geleceğine garanti istiyor

AvivaSA, 10. yıl iletişim çalışmaları kapsamında “Türkiye’nin 10 Yılı” araştırması ile geçmiş ve gelecek 10 yıla ışık tuttu. Araştırmaya katılanların %67'si gelecek 10 yıl içinde “çocuklarının geleceklerini garanti altına almanın” ilk tercihleri olduğunu belirtti. Geçmiş 10 yıla ilişkin “Ah Keşke!” denen şey ise, en yüksek oranda (%34) “Keşke boş zamanlarımı daha dolu dolu geçirseydim” oldu. Araştırmada ayrıca, son 10 yıl içinde, Türkçe pop şarkısı ve şarkıcısı, Türk filmi, Türk dizisi, Türk sinema ve tiyatro oyuncusu ve Türk sporcusu gibi alanlarda, Türk insanının en başarılı bulduğu isimlere de yer verildi. Tarkan, Kenan İmirzalıoğlu, Arda Turan, Ali Sunal isimleri ve Recep İvedik filmi ile Diriliş Ertuğrul dizileri ilk sırada yer aldı.

“Dünyanın yarısının kullandığı işletim sistemindeki güvenlik açıklarına dair rapor trende unutulur ve…”

Lloyd’s ve Cyence tarafından yayımlanan siber risk raporunda siber saldırıların mevcut sonuçlarını daha iyi anlamak için iki senaryo üzerinden ilerleniyor. İki senaryo da, siber saldırılara karşı alınan önlemleri sağlamlaştırabilmek için analistlerin hayal güçlerinin bir ürünü. Oldukça ilginç olan bir senaryoya göre, bir siber güvenlik analisti, içinde küresel piyasanın yarısı tarafından kullanılan bir işletim sisteminin güvenlik açıklarına dair raporu trende unutuyor. Bu rapor “derin web” üzerinden satışa çıkarılıyor. Birisi de sistemdeki açıkları kullanarak maddi kazanç sağlamak amacıyla raporu satın alınıyor.

Yazarlar