Eşber Erülgen

İstanbul’un tarihi anıtları – 5

Türkiye denilince İstanbul, İstanbul denilince Taksim Meydanı ilk akla gelen noktalardır. Bu meydanın ağırlık noktası 1928 yılında açılışı yapılan Taksim Cumhuriyet Anıtı ise, ikinci nokta da 1969 yılında hizmete giren Atatürk Kültür Merkezi’dir. 1946 yılında temeli atılıp 10 yıl tahsisat yokluğundan beklemiş ve 1969 yılında tamamlanmış ancak bir yıl sonra çıkan yangın nedeniyle 1977 yılına kadar faaliyetlere kapatılmıştır. 1999 depreminden sonra güçlendirme, yıkılıp yeniden inşa edilme gibi alternatif çalışmalar sonuç vermeyince 2007 yılında faaliyeti durduruldu.

Başta 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yasası hükümleri olmak üzere, bölgenin sit alanı ve yapının birinci gurup anıtsal yapı olarak tescil edilmiş olması sebepleriyle, binanın yıkılarak yeniden yapılması direniş, protestolar, davalar, kampanyalar nedeniyle gecikti ve bana 10 yıl boyunca tekrar kaderine terk edildi.

Zaten geçtiğimiz yıllarda inşa edilen alt geçitlerle yeniden düzenlenen (!) meydanda bu iki anıt dışında dikili ağaç bile kalmamıştır.

Nihayet, 2017’nin sonlarında Atatürk Kültür Merkezi’nin tasarımcısı merhum mimar Hayati Tabanlıoğlu’nun oğlu Murat Tabanlıoğlu tarafından tasarlanan proje ile çözümlere uzlaşma sağlanmış gözükmektedir. Bu projeye göre yeni AKM’de 1300 kişilik eski salon, 2500 kişi olarak inşa edilecek. Konser salonları, tiyatro salonları, sinemalar, kütüphaneler, tasarım dükkânları ve kafeler, restoranlar bulunacak. Ek binada ise 800 kişilik tiyatro salonu, 1000 kişilik konferans salonu, 285 kişilik sinema salonu, 250 kişilik oda tiyatrosu, sergi salonu, kütüphane ve 885 araçlık otopark yer alacak. AKM tek bir binadan, geniş kapsamlı büyük bir komplekse dönüşecek. Atatürk Kitaplığı ve Teknik Üniversitenin yer aldığı kongre vadisi yönünde ikinci bir meydan oluşacak ve bu kademeli binaların üzerinde bir park yer alacak.

Dünyanın tüm gelişmiş ülkeleri meydanları ile anılır. AKM nin yeni tasarımında meydana kurulacak dev ekrandan halk, çimlerde, banklarda oturarak veya ayakta içerideki programları izleme fırsatı bulacak. Böylece Taksim Meydanı da uluslararası bir değer kazanmış olacak. Bu tasarımın 2019’un ilk çeyreğinde bitirilmesi planlanıyor.

Bu tasarımın Taksim’e önemli bir görünüm kazandıracağı mutlak, ancak meydanın çıplak haline çare “Belediye Parklar ve Bahçeler Müdürlüğü dışında” yapılacak bir tasarımla üretilmelidir.

“Binanın içinde kullanılabilir hiçbir malzeme bulunmamaktadır. Sahne asansörü dahil kullanım eşyası yok olmuştur. Harabe görünümündeki binada güçlendirme çalışmalarının izleri görülüyor. Hem taşıyıcı kolonlarda hem de duvarlarında yarıklar açılıp demir ve beton mukavemet gücünün test edildiği görülmektedir. Birçok noktada karot (beton delme, kesme ve kırma işlerinde kullanılan bir mekanik sistem) uygulamalarının izleri mevcuttur. Açığa çıkan taşıyıcı sistemdeki demirlerin korozyona uğradığı parçalanıp toza döndüğü görülmektedir.”

Yukarıdaki bilgiler geçtiğimiz günlerde Atatürk Kültür Merkezi’ni gezen Hürriyet Gazetesi muhabiri ile İstanbul İl Kültür Turizm Müdürü Coşkun Yılmaz’ın tespitleridir.

1961 yılından beri ikamet ettiğim Levent’te Emlâk Bankası evlerinin dışında kalan tüm apartmanlar bu tarihten sonra inşa edilmiş olup, yüzde doksanı ufak tefek tamiratlar dışında hizmete devam etmektedir. Atatürk Kültür Merkezi’nin harabe haline gelmesinin sebebini benim mantığım almıyor.

Konu bu KÖŞE’nin boyunu aşar duruma geldiği için devam etmemeyi uygun görüyorum.


EŞBER ERÜLGEN
esberulgen@ttmail.com

2 Şubat 2018

İlgili Haberler

Yazarlar