Timuçin Alpay

Kadıköy – Kalkedon

SİZLER de okumuşsunuzdur; İngiltere merkezli seyahat dergisi Time Out, dünyanın en havalı 50 semtinin listesini hazırladı. Dergi, dünya genelinde ziyaret edilmesi gereken ‘en havalı 50 semt’ arasında 43. sırada Kadıköy’e yer verdi.
Eh, durum böyle olunca bizim Kalkedon’u, yani Kadıköyümüzü bir kez daha gezmek elzem oldu. Ancak, gezi güzergahımı 3 saatlik dilime ve merkezi noktalara göre ayarladım… Diğer bölümleri ise sıraya koydum.
Saat 10.00 gibi yola koyuldum sokağın başından belediye otobüsüne binip Söğütlüçeşme’de Boğa’nın orada indim. Erken saatler olsa da Fenerbahçe’nin maçı nedeni ile neredeyse adım atmak mümkün değil.
Tabii Kadıköy denilince akla en popüler buluşma noktası olan Boğa geliyor. Baktım gençler fotoğraf çektiriyor. Ben de sıraya geçtim. Ne de olsa her Kadıköylünün burada bir fotoğrafı vardır.
Bu görevi ifa ettikten sonra Ahmet Haşim üstadın dizelerine uygun olarak yavaş yavaş tramvay yokuşunu çıkmaya başladım. İlk durak Nazım Hikmet Kültür Merkezi… İnsana huzur veren bir mekan ve bahçe. Hadi ilk çayı burada içip biraz oyalandıktan sonra kalkayım dedim.
Nazım Hikmet Kültür Merkezi adeta merkez olmuş, etrafındaki tüm esnaf dükkanlarını kapatıp yiyecek içecek ve kafeye dönüşmüş. Peki iş var mı? Hem de ne iş… Gençler bekliyor ki birileri kalksın biz oturalım… Yalnız bu kadar cafe ve yeme içme işi nereye kadar onu da bilemiyorum.
Bir şeyi daha belirtmek isterim. Çok açık söylüyorum Time Out dergisinin Kadıköyümüzü dünyanın ilk 50 popüler semti içinde saymasının birinci nedeni Kadıköy Belediyesi, Belediye Başkanı Nuhoğlu’nun vizyonu ve Nazım Hikmet Kültür Vakfı’nın etrafa yaydığı pozitif ışıktır.
Nazım Hikmet Kültür Merkezinden çıkıp arka sokaklardan Moda’ya kadar yürüdüm. Beyoğlu dahil İstanbul’un en büyük ilçelerini gezme fırsatı buldum ama Kadıköy kadar çağdaş, yaşanılır, özgün, özgür, huzurlu, panoramik, cebindeki parana göre her şeyi sunabilen, isteyene İstanbul’un en güzel günbatımı, isteyene sere serpe uzanabilecekleri çayır çimen, isteyene Yeldeğirmeni ve Moda’nın yeni dalga kafelerinde dertsiz tasasız muhabbet sunan başka ilçe görmedim. İsteyene anılarımızı taşıyan tramvay var….Tabii ki Kadıköy’ün geceleri için ayrı bir sayfa açmak lazım.
Sizlere önerim; lütfen Söğütlüçeşme’den Moda’ya oradan da sahile kadar tüm ara sokakları gezin…Ben yıllarca geçtiğim Serasker sokaktaki ilginç heykeli bugün gördüm ve çok şaşırdım. Her sokakta sizi şaşkına çevirecek o kadar çok simge, sembol ve kültür anıtı var ki biz hayatın hızlı akışından dolayı bunları görmüyoruz ve dikkatimizi çekmiyor…
Moda’dan Kadıköy çarşıya inerken yorgunluğunu atmak için şiddetle önerim mistik havası ve Kadıköy’ün tüm entelektüellerinin uğrak yeri Babil Cafe’de çayınızı ya da sıcak çikolatanızı içmeyi unutmayın…Öğlen saati giderseniz Aysel Hanımın ev yemeklerinden sürpriz çeşitleri de bulabilirsiniz.
Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim Babil Cafe’ye gittiğiniz her saatte dağcılardan dünya gezginlerine, yönetmenlerden oyunculara kadar her düzeyde meslek sahibi ile sohbet edebilirsiniz. Gelenler zaten müşteri gibi değil yan, komşu gibi kabul görüyor.
Babil Cafe’den çıkıp tekrar çarşının kalabalığına karıştım. Balıktan sebzeye pastırmadan sızma zeytinyağına kadar İstanbul’un en kaliteli yiyecek ve içecekleri burada… Her dükkanın önünde durup “sarı makinelere“ bakar gibi uzun uzuuun bakıyorsunuz… Tabii ki, fiyatlar memleket hali.
Çarşının sonuna geldiğimde saatime baktım 14.30… Evet tam zamanı dedim ve ilk gençlik yıllarından bu yana uğrak yerimiz olan Yanyalı Fehmi Lokantası’na girdim. Bilenler bilir içeri girerken sağ tarafta tezgahta Türk Mutfağından ne isterseniz mevcut… Ama ben Cumartesi akşamı yorgunu olduğumdan mide dinlendirmek babından yalnızca kelle paça çorbasını tercih ettim… Ancak gözüm de hünkar beğendide kalmadı değil…
Osmanağa camisinin önünden yine bir belediye otobüsüne binip ver elini bizim memleket… Haftaya Yeldeğirmeni ve rıhtım… Kadıköy boşuna dünyanın en iyi 50 semtinden biri seçilmemiş, gidin ve görün lütfen…

31 Ekim 2018

İlgili Haberler

Yazarlar