Mehmet Muratoğlu

Karar vermenin sanatsal estetiği…

YAŞADIĞIMIZ sürece yüzlerce, belki de binlerce karar alma anını yaşarız. Bazen, “sabah kahvaltımı nasıl yapsam?” gibi basit karar verme durumunu yaşarken, bazen de işyerindeki kariyer gelişiminizle ilgili önemli kararlar verme durumunu yaşayabilirsiniz. Bakıldığında yaşamdaki başarı ölçütlerinizin, bunlar ve bunlara benzeyen önemli kararların toplamı olduğunu düşünebilirsiniz.
Gerçekten kendinizi sorguladığınızda, yaşamınızda kaç tane iyi karar aldığınızı, daha da önemlisi sorunlarınıza çözüm olacak önemli kararları aldığınızı söyleyebilecek misiniz? Evet, daha da iyi kararlar alabilir miydiniz acaba?
Bütün bu sorgulayıcı yaklaşımlar bizim hayatlarımızla ilgili karar verme yetilerimizin daha da gelişmesinei sağlar ve sonuçları yakınımızdakilerin yaşamlarını yakından etkiler.
İş yaşantımızdaki kararları kendimizin yol haritasını etkilediği kadar, organizasyon içindeki başarıya ait olma sorumluluğumuzu da yakından etkilemiş olacaktır. Bunun yanı sıra bir de şirkete yön veren, aldığınız kararlarla onun geleceğini belirleyen, attığınız imzalarla başarısı veya başarısızlığında iz bırakan bir liderlik rolünü gerçekleştiriyorsanız, işte o zaman karar verme beceriniz sizi ya daha iyiye, ya da yok olmanın başlangıcına yaklaştıracak demektir. Çoğu kez kendimizle yüzleştiğimizde, kararlarımızın değerini yaşadığımız deneyimlerimizle anlamış oluruz. Verdiğimiz kararların getirisi, sizin karar verme koşullarınızla oluşacaktır. Bir tarafta, karar verme turlarında ısınmanızı gerçekleştiririrken, diğer tarafta koşulların sizin için uygun olup olmadığını kontrol etmelisiniz.
Koşullar üzerine konuşmuşken, karar verirken üstlendiğiniz rolün önemini bir kez daha vurgulamak zorundayım. Şayet üstlendiğiniz sorumluluk, liderlik gibi merkezi bir konum arz ediyorsa, o zaman yalnızca bir başrol oyuncusu değil, aynı zamanda olayın bir kahramını sayılırsınız. Karar verme koşulları içinde en çok alkışı alanın siz olması kadar doğal bir şey olamaz o zaman. Ancak, tek bir şartla: Koşullara mı teslim olacaksınız? Yoksa, koşulları mı tutsak alacaksınız? Bu iki soru arasındaki tercihiniz, sizi ya kahraman ya da yolun başındaki kişi yapacaktır. Böylesi bir duruma en güzel örnek, günümüzü de ilgilendiren kriz anı kararlarıdır. Bir lider, kriz dönemlerinde ne yapar, onun üstesinden nasıl gelir? Hangi kararları aldığında başrol oyuncusu olur? Kahraman olmak için krizi nasıl çözümler?
Esasta, krizin birden çok kelime anlamı olmasına karşın, tümünü “Bir şeyin tehlikeli boyutlara gelmesi” olarak özetleyebiliriz. İşte bu nedenledir ki, kriz anında yaptığınız hataların hiçbiri, strateji oluştururken yaptığınız hatalar kadar yıkıcı olmayabilir. Çünkü sizi krize götüren esas ölümcül hatalar, strateji oluştururken aldığınız kararların toplamından ibarettir. Şayet kriz anında çözümlemeniz gereken bir baskı hissetmek istemiyorsanız, koşulların gerektirdiği kararları önceden nasıl tasarlamanız gerektiğini düşünmelisiniz. Kriz yönetimlerinde en önemli konu, karar değerlerinizin tasarımlandırılmasıdır. Tıpkı bir tiyatro oyunundaki sahne tasarımı kadar önem taşır! Tiyatro sahnesinde oyuncunun bastığı zemin malzemesi, onun hareketlerini kısıtlamaması ve güvenli olması demektir. Yani lider, karar anını tasarlarken kullanacağı bütün kaynaklara sonuna kadar güvenmeli, onları en doğru şekilde kullanmalı. Bir söyleşide, sahne tasarımı ile ilgili mülakat veren kişinin “Sahne dekorunda işlevsellikle estetiğin çok dengeli buluşması gerek. Dekor değişimlerinin akıcı olmasını sağlayacak pratik, modüler parçalar kullanılmalı. İnce çizgilerle, doğru renklerle oyunu ifade edebilen; yönetmene ve oyuncuya yaratıcı olanaklar tanıyan estetik düzeyi yüksek dekor tasarlamak, iyi bir eğitim ve deneyim gerektiriyor” dediğini okumuştum. Aynı düşünceden yola çıkarak, kararların işlevselliği ve onların işlevsellik değerini artıran estetiğinin önemini vurgulamak gerekmez mi? Başka bir ifadeyle, “Liderler verdikleri kararlarda sanatsal yaratıcılığın ve güzellik denen kavramın bilimsel değerlerini ortaya koyduklarında en iyi kararları vermeye başlarlar” diyebilir miyiz?

23 Kasım 2018

İlgili Haberler

Yazarlar