Fazıl Karaman

Kârın sermayeye eklenmesi sonucu bedelsiz alınan iştirak hisselerinin kayıtlara alınması

9 Ağustos kâr yedeklerini (serbest yedek akçeleri ya da dönem kârını) sermayeye eklediklerinde pay sahiplerine bedelsiz olarak nominal bedelle hisse senedi (pay senedi) vermektedir. Bu hisselerin kârını sermayeye ilave eden kurumlara iştirak etmiş olan (bedelsiz hisseleri alan) kurumda ne şekilde değerlendirileceği hususu 1 Seri No’lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin 5.6.2.4.3. bölümünün 2. paragrafında belirtilmişti. Tebliğin bu bölümüne göre; bir kurum, iştirak ettiği kurumun kârlarını sermayesine eklemesi sonucu aldığı bedelsiz hisseleri bir yandan nominal değeri ile aktifteki iştirakler (ya da bağlı ortaklıklar veya menkul kıymetler) hesaplarına ilave ederken karşı hesap olarak da aynı tutarı temettü (kâr payı) gelirleri hesabına kaydedecektir. Bu şekilde kayıtlara alınan kâr payları, tam mükellef kurumlardan elde edilmişse (girişim sermayesi dışındaki diğer fon ve yatırım ortaklıkları katılma payları ve hisse senetleri hariç) kurumlar vergisi açısından iştirak kazancı istisnası kapsamında vergi dışı kalmaktadır. Bu kayıt sonucu, iştiraklere ait hisse adedi artmakta ancak, bedelsiz alınan hisseler nominal değeri ile kayıtlara alındığından sonuçta buna bağlı maliyet düşmemektedir. Bu hisselerin daha sonra satışında ise; satış bedelinin hissenin nominal değerini aşan kısmı satış kârını oluşturmaktadır.

Tebliğin söz konusu paragrafı Danıştay 4. Dairesi Başkanlığı’nın 14.06.2017 tarih ve Esas No: 2013/2951, Karar No: 2017/5260 sayılı Kararıyla iptal edilmiştir.

İptal kararı dikkate alınarak, bu şekilde alınan hisse senetleri için aşağıdaki şekilde hareket edilmesi gerekecektir:

İştiraklerin kâr yedeklerini sermayeye eklemeleri sonucunda sermaye artışı nedeniyle alınacak bedelsiz hisseler aktifte ve pasifte herhangi bir artışa neden olmayacaktır. Diğer bir ifadeyle; iştirakler (ya da bağlı ortaklıklar veya menkul kıymetler) hesabına ve karşı hesap olarak da temettü gelirleri (iştirak kazançları) hesaplarına herhangi bir kayıt yapılmayacaktır. Bunun neticesinde, eldeki hisse adedi artmış ama bunların kayıtlardaki değeri değişmemiş olacaktır. Bu hareket şekli, tebliğin anılan bölümünde 1. paragrafta sermaye yedeklerinin (örneğin; enflasyon fark hesapları) sermayeye eklenmesi sonucu alınan bedelsiz hisselerin kayıt şekli olarak belirtilen durum ile aynıdır. Tabiatıyla, bu işlem neticesiyle gelir doğmayacak, iştirak kazançları istisnası da uygulanmayacaktır. Eldeki hisseler daha sonra satıldığında ise eskisinden farklı olarak, bunların maliyetine bir ilave gelmediğinden satış kârı eski uygulamaya göre bu hisselerin nominal değeri kadar daha fazla olacaktır.

İptal kararına istinaden idari işlem niteliğindeki tebliğin anılan paragrafı baştan itibaren hükümsüz sayılmaktadır. Bu durumda ise, tebliğin iptal edilen paragrafı doğrultusunda geçmişte yapılan işlemler de hukuki dayanağını kaybetmektedir. Bunun düzeltilmesinin, telafi edilmesinin çok güç olabileceği malumdur.

Tabiatıyla, iptal kararına karşı vergi idaresinin temyiz davası açma durumu da bulunmaktadır. Temyizde iptal kararının bozulması ihtimali de mevcuttur.

Sigorta şirketleri, eğer istisna kapsamında değilse iştirak kazançlarından BSMV hesaplamaktadır. Öte yandan, iştiraklerin satılması halinde de yine istisna yoksa satış kârından BSMV ödenmesi söz konusudur. İptal kararı, bu vergi açısından da dikkate alınmalıdır.

Tebliğdeki iptal edilen paragraf, kurumlarca alınan bedelsiz hisselerin durumu ile ilgilidir. Gerçek kişiler için bu şekilde alınan bedelsiz hisseler öteden beri kâr dağıtımı kapsamında sayılmamaktadır.


f.karaman@fkymm.com

 

3 Ekim 2017

İlgili Haberler

Yazarlar