“Kârlılık sürdürülebilir büyümeyi sağlar”

Doğa Sigorta CEO’su Nihat Kırmızı, büyümekten ziyade kârlılığın önemli olduğunu söyleyerek, “Sürdürülebilir büyümenin anahtarı kârlılık. Yeni ürünler ürettiğiniz ölçüde sürdürülebilir kârlılığı da sağlayabilirsiniz” dedi.

“CEO’lar Konuşuyor” serimizin bu ayki bölümünde Doğa Sigorta CEO’su Nihat Kırmızı ile katılım sigortacılığından dijital gelişmelere kadar pek çok konuda sohbet ettik. Sigorta sektörünün hâlâ insana dayalı, insan kaynağının çok önem taşıdığı bir sektör olduğunu ve bu sebeple diğer sektörlere kıyasla daha konservatif bir şekilde dijitalleştiğini belirten Kırmızı, “Buna karşın Türk sigorta sektörü dünyanın geri kalanıyla eş zamanlı bir şekilde dijitalleşiyor. Dünyanın gerisinde kalmamak için elimizden geleni yapıyoruz, bunda da başarılıyız. Ülkemiz zaten buna çok yatkın. Genç bir nüfusa sahip olduğumuz için yeni çıkan teknolojilere merak seviyesi de yüksek ve gelişmelere çok hızlı bir şekilde adapte olabiliyoruz” ifadelerini kullandı.

Doğa Sigorta yılın ilk yarısını nasıl geçirdi?

Doğa Sigorta ilk altı ayda, önceki dönemlerde de olduğu gibi büyümesine devam etti. Büyüme oranlarımız geçen yıla kıyasla daha düşük olmasına rağmen yine hem prim üretiminde hem de hizmet kalitesinde sektörün en önde gelen şirketlerinden biri olmayı başardık. Kârlılık açısından baktığımızdaysa, ilk yarı yılda yine sürdürülebilir bir kârlılık sağladık.

2018 yılını bir önceki yıla göre %20 civarında bir büyümeyle kapatmayı hedefliyoruz. Bu büyüme hedefimiz kümülatif açıdan değişiklik gösterebilir. Oto branşında büyüme oranlarımız daha düşük, oto dışı branşlarda %50’lere kadar çıkabiliyor. Bu anlamda hem kârlılığımızı hem risk faktörlerini gözeterek bir büyüme gerçekleştirdik. 

Kurulduğunuz günden itibaren kısa bir sürede hızla büyüyerek ilk 10 şirket arasına girdiniz. Bunu nasıl sağladınız?

Teknolojiyi en iyi şekilde kullanan şirketlerden biri olmamıza rağmen, satış kanallarımız başta olmak üzere tüm iş ortaklarımızla yüz yüze iletişimi hiç kesmedik. Bütün müşterilerimize, iş ortaklarımıza ve acentelerimize dokunduk ve onların da bize dokunmasına müsaade ettik. Hep bir arada olduk. İstediğimiz bir şey olduğunda acentelerimizden destek istedik, onlar bir şey istediği zaman biz de onlara destek verdik. Karşılıklı olarak, sağlıklı bir şekilde büyüdük.

Her ne kadar iletişim araçları günümüzde değiştiyse de, burada iletişim çok önemli. Ne olursa olsun, insanın birbiriyle olan iletişimi hiç değişmiyor. Biz de bu kısımda çok iyi olduğumuzu söyleyebiliriz.

‘KÂRLILIĞIN ANAHTARI YENİ ÜRÜNLER ÜRETMEK’

Sürdürülebilir kârlılık için nasıl bir yol izliyorsunuz?

Sigorta sektöründe en önemli olan şey risk analizi. Sigortacılıkta tabii ki “Biz bu poliçeyi yapmayız”, “Biz bu işi almayız” diye bir şey yok. Önce işin fiyatını belirlersiniz, fiyatını belirlediğiniz ölçüde her şey sigortalanabilir.

Eskiden sigortalayacak çok fazla bir şey yoktu, sadece oto ve yangın branşı ile çok dar kapsamlı sağlık sigortaları vardı. Şimdi ürünlerin yelpazesi genişledi. Sağlık branşında tamamlayıcı sağlık, yabancı sağlık ve seyahat sağlık sigortaları çokça gündemimize gelmeye başladı. Siber sigortalar yaygınlaşmaya başladı ve epey konuşulur oldu. Teminat mektubu yerine geçen kefalet sigortası konuşulmaya başladı. Ürünler de çoğalır oldu. Bunlara ne kadar uyum sağlarsanız sürdürülebilir kârlılığı da o ölçüde yakalayabilirsiniz.

‘SAĞLIKTA BÜYÜMEYİ SÜRDÜRECEĞİZ’

Sağlıkta büyümeyi hedeflediğinizi biliyoruz. Bu alandaki çalışmalarınız nasıl gidiyor?

Ürünlerimize oransal olarak baktığımızda, en çok büyüdüğümüz alan sağlık sigortaları. O tarafta ciddi oranda bir büyümemiz var. Özellikle tamamlayıcı sağlıkta, hem bireysel hem kurumsal işlerde çok iyi olduğumuzu söyleyebiliriz. Türkiye’nin her ilinde birçok hastaneyle anlaşmamız var. Vatandaş Doğa Sigorta’dan tamamlayıcı sağlık sigortası aldığı zaman yakınındaki bir yerde hemen tedavi olabiliyor. Doğa Sigorta olarak sağlık branşında büyümeyi sürdüreceğiz.

Katılım sigortacılığının Türkiye’deki gelişimini nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Katılım Sigortacılığı Yönetmeliği geçen yılın sonunda çıktı. Bu yönetmelikle katılım sigortacılığına aslında bir altyapı oluşturulmuş oldu. Geliştirilmesi gereken birçok yönü var, ama katılım sigortacılığı bundan sonra biraz daha hızlı bir şekilde büyüyecektir. Daha kat edeceği çok yol var.

Biz 2015 yılında katılım tarafında pencere sistemini uygulamaya aldığımızda, henüz bu sistemin ne olduğunu bilen dahi yoktu. Sektörde bunu uygulayan ilk şirketiz. Tüm ürünlerimizi katılım modeliyle aynı şekilde, aynı teminatlarla sunuyoruz. Yayınlanan yönetmelikte pencere sistemine de izin verildi, bugün belki bizim dışımızda başka şirketler de pencere sistemiyle bunu yapma fırsatı yakalayacaktır. Bu yönde çalışmaları olan şirketler olduğunu da biliyoruz.

Şirket sayısı arttıkça, katılım sigortacılığı iyi bir şekilde anlatılarak halkın kafasında yer ettikçe burası da büyüyecektir. Bu bir süreç, bir iki senede hemen olacak bir şey değil. 

Katılım sigortacılığında pencere sistemi nasıl işliyor?

Pencere sistemi, aynı şirketin içinde, hesap planlarından tutun da reasürans tretelerine kadar birçok konuda farklılaşabilmeyi sağlıyor. Bir şirket içerisinde iki farklı şirket varmışçasına, tüm işleyiş farklı oluyor. Pencere sistemiyle tüm hesapları, hatta çalışılan bankaları dahi ayırabiliyor, katılım modeliyle de portföyümüzdeki tüm ürünleri aynı şekilde aynı teminatlarla sunabiliyoruz.

Sistem şöyle işliyor: Oluşturduğunuz fona katılımcılar dahil oluyor. Katılımcıların katıldığı oranda, masraflar çıktıktan sonra fonun kâr etmesini sağlamaya çalışıyorsunuz. Bu fonu sadece İslami araçlarda değerlendirebilirsiniz, herhangi faizli bir sistemde ya da klasik bankacılık araçlarında değerlendiremezsiniz. Bu fondan gelen kârı da katılımcılara indirim ya da para iadesi gibi belli yöntemlerle iade ediyorsunuz.

Sistemin amacı bu; katılımcılar sisteme dahil olarak bir anlamda ortak oluyor. Fakat bu bir kâr ortaklığı, zarar ortaklığı değil. Bizim uyguladığımız, bakara denen vekalet modelinde katılımcıların vekili oluyoruz ve katılımcı hiçbir şekilde zarara ortak olmuyor. Zararı işletici, yani biz karşılıyoruz. Kâr olduğunda da kâra ortak oluyor ve kâr iadesi alabiliyor.

‘TEKAFÜL KÂR ÜZERİNE KURULU BİR SİSTEM DEĞİL’

Kâr dediğimiz zaman, bunu bir iş olarak görmemek lazım. Burada, bankacılıkta olduğu gibi 1000 lira koyup 1500 lira alma hedefiyle davranmıyorsunuz. Bu sistemde fon kâr ederse yatırılan paranın bir kısmını sonraki sene indirim ya da iade olarak alma şansı doğabilir. Kazanç üzerine kurulu bir sistem değil.

Sizce katılım sigortacılığında istenen büyümeyi sağlamak için neler yapılmalı?

Bu alan henüz bizim istediğimiz büyüklükte değil. Büyüme hızı da henüz istediğimiz ölçüde değil. Bunu biraz daha hızlandırmamız lazım. Fakat sadece bir iki şirketle bunu başaramayız. Kamu tarafında yönetmelikle önemli bir destek verilmiş oldu. Kamunun desteğinin devam etmesi gerekiyor. Ayrıca şirket sayısı da artmalı. Acentelerin bilgilendirilmesi de büyük önem taşıyor.

‘ACENTELERİMİZE KATILIM MODELİNİ İYİ ANLATMALIYIZ’

Acentelerin katılım sigortacılığının gelişmesinde rolü büyük. Müşteri bazen zorunlu olduğu için trafik sigortasını yaptırıyor, ancak inanç hassasiyetinden dolayı kasko poliçesi almıyor. Acentelerimiz trafik sigortası alan müşterilerine kaskosunu katılım modeliyle yaptırabileceğini, böyle bir ürün de olduğunu, hatta evinin yangın poliçesini de bu şekilde yaptırabileceğini anlatırsa emin olun birçok müşteri de poliçelerini yaptıracaktır. Bu hem sektörün büyümesi hem de penetrasyonun artması için önemli olur. Bu süreçte satış kanallarımızı yönlendirmemiz, katılım modelini iyi tanıtmamız lazım. Tüm bunlar gerçekleşirse orta vadede katılım sigortacılığı büyüyecektir.

Siz katılım sigortacılığını tanıtmak için neler yapıyorsunuz?

Sizlerin ve basının verdiği haber desteğiyle katılım sigortacılığını anlatmaya çalışıyoruz. Televizyon ya da açık hava reklamlarıyla böyle bir sistem olduğunu duyurmak pek yeterli olmaz, bu sebeple öncelikle katılım sigortacılığının ne olduğunu anlatmamız lazım.

Bunun yanı sıra, ürünlerimizi acentelerimize tanıtıyoruz ve konuyla ilgili eğitimler düzenliyoruz. Aynı ürünleri katılım modeliyle ayrı bir ekrandan satabileceklerini, teminatların tamamen aynı olduğunu, hasarın gerçekleşmesi durumunda klasik sigortacılıkta olduğu gibi hasarın eksiksiz karşılanacağını anlatıyoruz. Bunların yanı sıra, tabii ki diğer reklam araçlarını da kullanarak bunun tanıtımını yapmaya çalışıyoruz.

‘TÜM YATIRIMLARIMIZ ACENTELERİMİZ İÇİN’

Acenteleriniz için bir mesajınız var mı?

Doğa Sigorta kurulduğu günden beri acentesine çok önem veren bir şirket. En başından beri hep “Doğa Sigorta büyüdükçe acenteleri de büyüyecek, kazandıkça acenteleri de kazanacak” dedik. Bugüne geldiğimizde gördük ki biz büyüdükçe acentelerimiz de büyüdü, biz kazandıkça acentelerimiz de kazandı. Yaptığımız yatırımları da tamamen acentelerimize yönelik yaptık. Acenteler Doğa Sigorta’nın ekranlarını kullanırken bizim bir ürünümüzü rahatlıkla görüp kullanabildi, hasar ihbarlarını kolayca gerçekleştirebildi, hasar süreçlerini çok iyi bir şekilde yönetebildi. Her şeyi acentelerimizin işini kolaylaştırmak için yapıyoruz. Bugüne kadar bunu başardık, bundan sonra da acentelerimizin güvenini boşa çıkarmayacağız ve onlara aynı kalitede hizmet vermeyi sürdüreceğiz. Acentelerimiz de bizi takip etmeye devam etsin. Mutlaka biz kazandıkça onlar da kazanmaya devam edecektir.

‘BÜYÜMEKTEN ZİYADE KÂRLILIK ÖNEMLİ’

Sektör açısından yılın ilk altı ayı nasıl geçti?

Sektör ilk yarıda yaklaşık %20 civarında bir büyüme gerçekleştirdi. Yıl sonuna kadar hemen hemen bu oranlarda büyümenin devam edeceğini düşünüyorum. Oto branşları, geçen sene gerek tavan fiyat gerek havuz sisteminin getirilmesiyle çokça konuşuldu. Trafik sigortasında fiyatlar yüksek diyen de oldu, düşük diyen de; birçok tartışma yaşandı. Geçen sene büyüme oranları bu sebeplerle daha düşüktü, ancak 2018 bu açıdan daha iyi geçiyor diyebiliriz. Fakat sonuçta dövizin yükselişi maliyetleri de yükseltti. Önemli olan büyümekten çok kârlılığın devam etmesi. Sektörün yıl sonunda kâr etmesini umut ediyoruz. Yıl sonunda kârlı bir büyüme tablosu görmeyi bekliyoruz.

‘AMACIMIZ GENÇLERİN İYİ YETİŞMESİNE DESTEK OLMAK’

Geçenlerde İTÜ Spor Kulübü’yle bir sosyal sorumluluk projesine imza attınız. Yakın zamanda benzer projeleriniz olacak mı? 

Aslında irili ufaklı birçok sosyal sorumluluk projemiz var, bunların hepsi basına yansımıyor. Hayata geçirdiğimiz tüm projelerde amacımız insan yetiştirmek, gençleri eğitmek ve kötü alışkanlıklar yerine sanat ya da spor gibi olumlu uğraşlara yöneltmek. Bizim sosyal sorumluluk projelerinde hedefimiz gençlerimizin iyi yetişmesi. Çünkü ülkemizin, hatta şirketimizin geleceği alttan gelen gençlerimizin elinde. İTÜ’yle projemiz de bu doğrultuda oldu. İşbirliğimiz sayesinde maddi durumu iyi olmayan, yetenekli 15-20 öğrenciye burs verme imkanı bulduk. Bu öğrenciler bir yıl boyunca İTÜ’de Doğa Sigorta sponsorluğunda ücretsiz olarak spor yapabilecek, istedikleri branşta kendilerini geliştirebilecek. İTÜ’yle yaptığımız anlaşmayı yıl içinde büyütebiliriz. Diğer spor kulüpleri ve diğer sivil toplum kuruluşlarıyla münasebetlerimiz de devam edecek. Bu tarz projeleri sürdüreceğiz.

‘DİJİTALLEŞME SÜREKLİ YENİLENME İHTİYACI DOĞURUYOR’

Türk sigorta sektörünün dijitalleşmede dünyanın geri kalanını yakaladığını düşünüyor musunuz?

Sigorta sektörü, dijitalleşme konusunda diğer sektörlere yetişmiş değil. Sadece Türkiye’de değil, dünyada da bunun böyle olduğunu görüyoruz. Bu anlamda ülkemiz dünyanın gerisinde olmadığı gibi, birçok ülkenin de ilerisinde diyebiliriz. Sigorta sektörü hâlâ insana dayalı, insan kaynağının çok önemli olduğu bir sektör konumunda. Bu sebeple de daha konservatif bir şekilde dijitalleşiyor. Ama her geçen gün de giderek gelişiyor. Artık neredeyse poliçeler bile tamamen dijital ortamda. Dünyanın gerisinde kalmamak için elimizden geleni yapıyoruz, bunda da başarılıyız. Dünyayla eş zamanlı olarak dijitalleşiyoruz. Ülkemiz zaten buna çok yatkın. Genç bir nüfusa sahip olduğumuz için yeni çıkan teknolojilere merak seviyesi de yüksek ve gelişmelere çok hızlı bir şekilde adapte olabiliyoruz.

Doğa Sigorta olarak biz de dijital dönüşümü ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Sürekli yeni uygulamalar geliştiriyoruz. Son olarak kullanıma açtığımız mobil uygulamamız vatandaşımızın da işini oldukça kolaylaştırıyor. Acentelerimiz ofis dışındayken bile bu uygulama sayesinde müşterilerinin işlerini rahatlıkla halledebilecek. Müşterilerimiz poliçelerini kolayca yönetebilecek ve takip edebilecek. Bence uygulamamız şu an sektördeki benzerlerine kıyasla en hızlı ve en verimli uygulama. Ancak dijital dünya o kadar hızlı gelişiyor ki, sürekli yenilenmek zorundayız. Bu anlamda tüm ekibimiz çalışıyor ve süreci iyi bir şekilde yürütüyoruz.

Renk Özcan
renk@sigortacigazetesi.com.tr 

21 Eylül 2018

İlgili Haberler

Yazarlar