
Kaçak olarak çalışan İkitelli’deki TIR garajı, sel felaketinde birçok şoföre mezar oldu. Konuyu araştıran Sigortacı Gazetesi yazarı ve eksper Timuçin Alpay, ölenlerin varislerinin garaj sahibi aleyhine dava açmaları ve yakınlarının ferdi kaza sigortalarından yararlanmak için sigorta şirketlerine başvurmaları gerektiğini söylüyor.
Bu ay Sigortacı Gazetesi yazarı Timuçin Alpay ile eylül ayında İstanbul ve çevresinde yaşanan sel felaketinin İkitelli’deki TIR garajında yol açtığı zararları ve bu zararlarla ilgili hukuki süreçlerin nasıl takip edileceğiyle ilgili bir röportaj yaptık. Tecrübeli bir eksper olan Alpay, konuyla ilgili çok önemli noktalara değindi. Öncelikle sel neden bu kadar büyük can ve mal kaybına yol açtı? Sizin görüşünüz nedir? Eylül ayında İstanbul’da yaşanan sel felaketinin korkunçluğu iki üç fotoğraf karesi ile başka bir anlatıma gerek olmadan açıkça görülebiliyor. Özellikle görsel medyanın odaklandığı İkitelli’deki TIR garajının durumu ise her bakımdan içler acısı. Yedi cana ve milyonlarca dolarlık mal kaybına neden olan garajın yer seçimi, garajın işletme olarak mevcudiyeti, garajın ilgili belediye ve kurumlarca ruhsatlandırılması, inşa ve çevre düzenlemesi tam anlamı ile hatalar zinciri ile dolu... Durumun içler acısı olmasının yanında, bu kadar can ve mal zararının esas nedeni aşırı yağışlar olsa bile zararın büyümesinin gerçek nedeni tam yurdum insanına uygun “BİZE BİR ŞEY OLMAZ ABİCİM” mantığıdır… “İstanbul İkitelli'de dere kenarına kurulan ve ‘ölüm garajı'na dönüşen TIR parkının izni var mı? Bu soruya Küçükçekmece Belediye Başkanı Aziz Yeniay, izni yok, kaçak çalışıyor” cevabını veriyor. Peki, “Kaçak olmasına rağmen, ölüm garajının çalışmasına kim, nasıl izin veriyor?” “Bunu bilmiyorum” diyor Belediye Başkanı Yeniay ve şöyle devam ediyor: “Buranın işletilebilmesi için Sanayi Bakanlığı'nın da izni gerekiyor. İzin verildi mi bilmiyorum. Parkın bulunduğu yerin durumunu incelettim. Daha önce Bağcılar'a bağlı olan bu yer sonradan Büyükşehir'in sorumluluğu altına alınmış. Üç ay kadar önce de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı ekipler bu park için mühürleme operasyonu yapmış. Sonuç alınmamış ki, park çalışmaya devam etmiş.” Tam bir karmaşa hakim yani duruma… Şimdi soru şu: Ölüm garajı kaçaksa, bu parkın çalışmasına nasıl izin verildi. Kaçak değilse, Büyükşehir Belediyesi mühürleme ihtiyacını neden duydu, ölenlerin varisleri kimleri sorumlu tutmalı, garajda zarar gören tüm mallar için mal sahipleri kime husumet yöneltmeli, idarenin (kamunun) bu anlamda kusuru var ise can ve mal kayıplarının tazmininden sorumlu mudur? Burada uzun uzun hukuki yorumlara girmeden kısa ve net olarak ifade etmek isterim ki, ölen kişilerin varisleri, yaralanan, sakat kalan ve tedavi görenler, araç sahipleri, araç içinde zarar gören malların sahipleri ile garajda konteyner içinde muhafaza edilirken zarar gören mal sahiplerinin husumet yönelteceği taraf GARAJ MALİK/İŞLETENİDİR. GARAJ İŞLETENİNİN HUKUKİ SORUMLULUĞU TIR garajı işleteni ister geçici olarak ister daimi olarak işletme hakkına sahip olsun sonuçta bir ticari işletme olarak faaliyet göstermektedir. Husumet yöneltilecek taraf TBK madde 18 hükmü bağlamında tacir olduğuna göre yine TBK madde 20 gereğince, söz konusu tacirin tüm ticari faaliyetlerinde basiretli bir tacir olarak kendisinden en üst düzeyde özen göstermesi beklenilmektedir. Konumuz hukuki sorumluluk olduğundan ortaya çıkan can ve mal kayıplarında TIR garajı sahip ve işletenlerinin kusuru, sorumluluğu, zarar ile işleten arasında illiyet bağının mevcudiyeti önem kazanmaktadır. Bilindiği üzere hukuki sorumluluk, mevcut hukuk kurallarına uyulmamasından dolayı verilen zarardan sorumlu olma halidir. Hukuk kurallarına uymayan haksız fiil faili bu nedenle ortaya çıkan zararı tazminden sorumludur. Kusur sorumluluğu (hukuki sorumluluk) açısından garaj işleteninin sorumluluğu: Kusur sorumluluğunun hukuki dayanağı kusurdur. Kural olarak bir kimse kusurlu hareketi sonunda verdiği zarardan sorumludur. Burada kusur esastır. Kusur var ise sorumluluk da vardır. Kusur yok ise sorumluluk da yoktur. TBK madde 41’e göre; gerek kasten gerek ihmal ve teseyyüp yahut tedbirsizlik ve haksız bir surette diğer kimseye bir zarar ika eden şahıs o zararın tazminine mecburdur. Kusurun varlığını ispat yükümlülüğü zarar görene aittir. Sel nedeni ile maddi ve bedeni olarak zarar görenleri TIR garajı işleteninin kusurunu ispat etmek zorundadır. Zarar görenler, zarar verenin kusurunu ispat edemez ise ortaya çıkan zarara katlanmak zorundadır. Garajı işletenin kusurunun açık olduğu ortada değil mi peki? Kamuoyunda uzun süre tartışıldı oraya tesis kurulur mu diye… Ancak bu noktada önemle belirtmek isteriz ki, TIR garajı işletenlerinin sorumluluğu objektif sorumluluk diğer bir anlatım ile de kusursuz sorumluluk çerçevesinde olağan sebep sorumluluğudur. Sel nedeni ile zarar görenler artık zarar verenin kusurunu ispat etmek zorunda değildir. Çünkü ortaya çıkan zararın nedenleri hukuka aykırı olmakla beraber kusurlu olmayan bir fiil ile başkasına zarar verilmesi söz konusu olduğundan, zarar veren bu zararı tazminle yükümlüdür. Bu anlamda adam çalıştıranın mesuliyeti (TBK md.55) ile eser ve bina malikinin sorumluluğu (TBK md. 58) objektif sorumluluk ya da olağan sebep sorumluluğuna örnek hükümlerdir. TBK md 58 bina veya yapı eseri malikinin sorumluluğunu bazı yasalar ve mahkeme içtihatları "tehlike" esasına dayandırmaktadır ve özellikle günümüzde büyük binaların ve başka yapıların, bunlarda kullanılan makinelerin (asansör, fabrikalarda sabit makineler gibi) ve çok sayıda insanın içlerinde toplanmasının (sinemalar, spor ve toplantı salonları, stadyumlar olduğu gibi) bunları tehlikeli kıldığını ileri sürmektedir. Tehlike esasından başka, binalardan yararlananın bunların sebep olduğu zarara katlanma düşüncesi ve bina maliklerinin parasal bakımdan güçlü oldukları, bu yüzden zararı kısmen veya tamamen onlara yüklemenin hakkaniyete uygun olacağı gerekçesi de, buna malikinin sorumluluğunu haklı kılmak için ortaya atılmıştır. (Haluk Tandoğan age. sh. 163). Diğer yandan işletenin sorumluluğunu tehlike sorumluluğu kapsamında da değerlendirmek mümkündür. Borçlar kanununda tehlike sorumluluğuna ilişkin hükümler bulunmamakla birlikte 2918 sayılı karayolları trafik kanunu gibi bazı özel kanunlarda tehlike sorumluluğu ile ilgili hükümler bulunmaktadır. Bu noktada önemle vurgulanması gereken, buradaki sorumluluğun da kusura dayanmayan ağırlaştırılmış objektif sorumluluk olduğudur. Peki bu durumda zarar görenler ne yapmalı, kime karşı dava açmalı? İstanbul’da meydana gelen sel felaketinde 33 insanımız yaşamını kaybetti ve 500 milyon liraya yakın mal zararının olduğu tahmin ediliyor. Peki şimdi ne olacak? Aşırı yağışlara bağlı olarak meydana gelen olaya “felaket” adını verip “ölen ölür kalan sağlar bizimdir” mi diyeceğiz… Yoksa bu kaderci anlayışımızı bir yana bırakıp Anayasal haklarımızın var olduğu bilinci ile olayda kusuru olan kamu ya da özel kişilere karşı haklarımızı sonuna kadar arayacak mıyız? Bu noktada bizim de amacımız, zarar görenlere haklarını kullanabilmeleri yönünde kısaca yol göstermektir. 1. Sel nedeni ile TIR garajında ölen araç sürücüsü ise ölenin yasal varisleri öncelikle garaj malik/işletenlerine, sonra da araç malik/işletenlerine destekten yoksun kalma tazminat davası açmalıdır. 2. Sel nedeni ile TIR garajında ölen araç sürücüsü ise, varsa sürücü ferdi kaza sigorta poliçesini, işveren mali mesuliyet sigorta poliçesini, trafik ve ihtiyari mali mesuliyet sigorta poliçesini düzenleyen sigorta şirketine müracaat etmelidir. 3. Sel nedeni ile TIR garajında ölen hem araç maliki hem de sürücüsü ise yasal varisler, öncelikle garaj malik/işletenlerine destekten yoksun kalma davası açmalı, sonra da var ise sürücü ferdi kaza sigorta poliçesini düzenleyen sigorta şirketine müracaat etmelidir. 4. Sel nedeni ile TIR garajında araçları zarar gören araç malikleri var ise kasko sigortacılarına müracaat etmelidir. 5. Sel nedeni ile TIR garajında bulunan araçlarda malları zarar gören mal sahipleri öncelikle garaj işleten/maliklerine karşı zarar davası açmalı, var ise nakliyat emtia ve CMR sigortacılarına müracaat etmelidir. 6. Sel nedeni ile TIR garajında malları zarar gören mal sahipleri, TIR garajı işleten/maliklerine karşı zarar/tazminat davası açmalıdır. 7. Sel nedeni ile sigortalısına tazminat ödeyen sigortacılar ise TTK md 1301 gereğince TIR garajı işleten/maliklerine (hatta kamu-idareye) karşı RÜCU davası açmalıdır. Son olarak şuna açıklık getirelim: Garaj işleten mücbir sebep nedeniyle sorumluluktan kurtulabilir mi? Sel felaketi nedeni ile garaj malik/işletenleri TBK madde 20 gereğince basiretli bir tacir olarak her türlü rizikoya karşı tüm önlemleri aldıklarını, olağanüstü yağışlara (metrekareye 186 kg) karşı hiçbir önlemin mevcut zararı oluşumuna engel olamayacağını, bu anlamda da kaçınılmazlığın söz konusu olduğu, sonuçları önlenemeyen olay nedeni ile ortaya çıkan zarardan sorumlu olamayacakları savı ileri sürülebilir. Kanun koyucu zarar veren ile zarar arasındaki illiyet bağını kesen sebepleri a) Mücbir sebep, b) Zarar görenin kusuru c) Üçüncü kişinin kusuru olmak üzere üçe ayırmıştır. Aynı zamanda sorumluluktan kurtulma sebebi olan bu üç sebep, yalnız tehlike sorumluluğunda değil, olağan sebep sorumluluğu ile kusur sorumluluğunda da kabul edilmektedir. Mücbir sebep ve kaçınılmazlık kavramlarını da açabilir miyiz? Mücbir sebep: Doktrin ve uygulamayı göz önünde tutarak, mücbir sebebi şu şekilde tarif etmek mümkündür. Sorumlu veya borçlunun faaliyet ve işletmesi dışında meydana gelen, genel bir davranış normunun veya borcun ihlaline mutlak ve kaçınılmaz bir şekilde yol açan, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olağanüstü bir olaydır. Kaçınılmazlık: Mücbir sebebin en önemli unsuru kaçınılmazlık unsurudur. Mücbir sebebi teşkil eden olay, kaçınılmaz bir şekilde bir davranış normunun veya borcun ihlaline yol açmış olmalıdır. Kaçınılmazlık kavramı, mücbir sebep yönünden karşı konulmazlık ve önlenmezlik kavramını kapsar. Kaçınılmazlık kavramının ifade ettiği husus doktrinde tartışmalıdır. Bir görüşe göre, kaçınılmazlık veya karşı konulmazlıktan amaç mevcut her türlü tedbirin alınmış olmasına rağmen herkese ödevler yükleyen genel bir davranış normunun veya sözleşmeden doğan bir borcun ihlal edilmesidir. Başka bir deyişle, alınan bütün tedbirlere, sahip olunan her türlü imkan ve araca rağmen, mücbir sebep teşkil eden olayın sonuçları önlenemez. Burada mutlak ve objektif bir kaçınılmazlık, karşı konulmazlık söz konusudur. Kaçınılmazlığın mutlaklığından amaç, teknik ve bilimin o andaki verilerine göre mevcut her türlü tedbir alınsa, her türlü özen gösterilse bile, ihmalin ve dolaysıyla zararlı sonucun hiç kimse tarafından önlenememesidir. Yukarıda ifade edilen tanımlamalardan anlaşılacağı üzere olağan üstü yağışlara bağlı SEL olayında bir mücbir sebep ya da kaçınılmazlık olgusu varmış gibi görünse de TIR garajının konumu, bina ve eser malikinin idareye karşı tutumu ve alması gereken önlemlerin tamamını almadan işletmeye devam etmesi bakımından olağan sebep sorumluluğu kapsamında “kusurlu” olabileceği kanaati hasıl olmaktadır. Basından edinilen mevcut veriler bağlamında TBK md. 58 hükmü çerçevesinde TIR garajı işleticisine kendi kusurları nedeni ile sorumluluktan kurtulma karinesi verilmediği gibi sel olayını “tek başına” kaçınılmazlık ve mücbir sebep olarak kabul etmemiz de mümkün görülmemektedir. TBK md. 41 ve md. 43 ışığında hakimin hal ve icaba göre bir kusur değerlendirmesi yapması ve tazminat taleplerinin de bu kusur oranı bağlamında hesaplanması gerektiğini düşünmekteyim. | Timuçin Alpay: It poured, and then the articulated lorry garage became the garage of death The articulated lorry garage informally used in İkitelli became the garage of death for many drivers. Sigortacı Newspaper writer and surveyor Timuçin Alpay who made a research on the issue states that the successors of the deceased shall file a lawsuit against the owner of the garage and their relatives shall apply to insurance companies in order to benefit from personal accident insurances. |





























