Sema Tüfekçiler

Konuş-ma

ARANIZDA çalgı aleti çalanınız vardır eminim, ancak biliyor musunuz ki insan sesi hepimizin çalabildiği bir çalgı aleti olarak dünyadaki en kuvvetli ses teknolojisinde hepimize bahşedilmiş doğal bir yetenektir. Farkı yaratan ise bunu nasıl çaldığımız, kullandığımızdır.

Geçtiğimiz günlerde Ted Talks / Julian Treasure‘in ses ve konuştuğumuz kelimeler ile ilgili olarak seyrettiğim konuşması bunların ne kadar önemli olduğunu bana bir kez daha hatırlattı.

İnsanın konuşmasında etkili olmasının ardında yedi ana öğe bulunmakta:

Birincisi konuştuğumuz ortamda olmayan kişiler hakkında kötü konuşmak ve dedikodularını yapmaktır, dedikodu yaparken gayet iyi biliyoruz ki bu ortamdaki insanlar bir başka ortamda benim hakkımda da konuşabilirler ve bu hiç de hoş bir durum değil, bu sebeple bu tip konuşmaları o an dinlemiş olsak bile bu kişilerin sohbeti bize hoş gelmez.

İkincisi ise konuşmalarında sürekli yargılama yapan ve karşısındaki kişileri sorgulayarak, suçlu bulan kişilerin konuşmalarıdır, bu kişilerle de hiç kimse sohbet etmek istemez.

Üçüncüsü ise olumsuz konuşanlardır, yani her şeyin olumsuz tarafını gören ve olumlu bir şeyi bile negatif bir biçimde dile getiren insanlardır ki, kim ister böyle felaket tellalları ile sohbet etmek.

Bir diğer tür ise sürekli şikâyet ederek konuşmalarını sürdürenlerdir, hava sıcak şikâyet, hava soğuk şikâyet, trafik çok şikâyet, politikacılar kötü şikâyet, sürekli ama sürekli konuşmaları şikâyet içerir. Maalesef şikâyet etmek bulaşıcı bir ıstıraptır ve inanın hiç kimseye faydası görülmemiştir.

Bir diğer tip ise sürekli mazeret üreten tiplerdir, hiçbir şekilde sorumluluk almazlar ve her sorun için mutlaka bir mazeret bulup, bunu bir başka kişiye ciro ederler, ister misiniz böyle bir sohbet ortamı?

Bir diğer konuşma tipi ise abartarak, uydurarak ve bazen de yalan söyleyerek konuşan tiplerdir. Hiçbirimiz uydurma hikâyeler dinleyecek kadar geniş zaman dilimine sahip değiliz ve ayrıca neden bu yalanları dinleyelim ki?

Son olarak ise kendi fikirlerini gerçekmiş gibi, gerçekler ile karıştırarak konuşmalarını sürdüren kişilerdir, sürekli olarak karşılarındaki insanlara kendi fikirlerini baskı ile gerçekmiş gibi kabul ettirmeye çalışırlar ve kendi fikirleri dışında hiçbir fikir ve görüşe açık olmazlar. Bu tip insanların konuşmaları esnek de değildir, genellikle monolog şeklinde sürer, çünkü kimse bu kişilerle diyaloğa girmek istemez, çünkü sonuç bellidir, hep karşı taraf haklıdır, ister misiniz böyle bir sohbet ortamı?

Evet, ne konuşmamamız gerektiğini artık biliyoruz, şimdi sıra nasıl konuşalım, yani söyleme şeklimiz nasıl olsun?

Birinci özellik, ses perdemiz, sesimizi yönetme biçimimiz. Eğer burnumdan konuşursam farklı sesim olur, gırtlağıma doğru inersem-ki çoğu zaman çoğumuz böyle konuşuruz-farklı ses perdem olur, ama eğer ağırlık istiyorsak, aşağı göğsümüze doğru inmemiz gerek. Konuşma içeriğimize bağlı olarak bunların her biri kullanılabilir, yerinde ve doğal olarak.

Sonra sesimizin tınısı geliyor, bu, sesimizin nasıl hissettiği demek, araştırmalar gösteriyor ki bizler zengin, yumuşak, sıcak çikolata gibi olan sesleri tercih ediyoruz, yani kulakta güzel tını bırakan kelimeler.

Sonra ölçü geliyor. Hep tek notada konuşan insanları dinlemek gerçekten oldukça zordur, hele bir de ölçüler-vezinleri yoksa.

Hız da çok önemli, gerçekten hızlı bir şey söyleyerek çok çok heyecanlandığımızı belirtebiliriz veya yavaş yavaş altlarını çizip vurgulayabiliriz. Hımm ve ummlarla konuşma boşluklarımızı doldurmak zorunda değiliz.

Ve son olarak, sesin şiddeti geliyor. Sesin şiddetiyle gerçekten heyecanlanabilirim. Veya sessizleşerek gerçekten dikkatinizi çekebilirim.

Aynı şekilde konuşmaya devam mı, yoksa biraz daha dikkat iyi olur mu dersiniz?

sematufekciler@gmail.com

 

 

5 Eylül 2017

İlgili Haberler

AvivaSA’dan Türkiye’nin 10 yılı araştırması: %67, çocuklarının geleceğine garanti istiyor

AvivaSA, 10. yıl iletişim çalışmaları kapsamında “Türkiye’nin 10 Yılı” araştırması ile geçmiş ve gelecek 10 yıla ışık tuttu. Araştırmaya katılanların %67'si gelecek 10 yıl içinde “çocuklarının geleceklerini garanti altına almanın” ilk tercihleri olduğunu belirtti. Geçmiş 10 yıla ilişkin “Ah Keşke!” denen şey ise, en yüksek oranda (%34) “Keşke boş zamanlarımı daha dolu dolu geçirseydim” oldu. Araştırmada ayrıca, son 10 yıl içinde, Türkçe pop şarkısı ve şarkıcısı, Türk filmi, Türk dizisi, Türk sinema ve tiyatro oyuncusu ve Türk sporcusu gibi alanlarda, Türk insanının en başarılı bulduğu isimlere de yer verildi. Tarkan, Kenan İmirzalıoğlu, Arda Turan, Ali Sunal isimleri ve Recep İvedik filmi ile Diriliş Ertuğrul dizileri ilk sırada yer aldı.

“Dünyanın yarısının kullandığı işletim sistemindeki güvenlik açıklarına dair rapor trende unutulur ve…”

Lloyd’s ve Cyence tarafından yayımlanan siber risk raporunda siber saldırıların mevcut sonuçlarını daha iyi anlamak için iki senaryo üzerinden ilerleniyor. İki senaryo da, siber saldırılara karşı alınan önlemleri sağlamlaştırabilmek için analistlerin hayal güçlerinin bir ürünü. Oldukça ilginç olan bir senaryoya göre, bir siber güvenlik analisti, içinde küresel piyasanın yarısı tarafından kullanılan bir işletim sisteminin güvenlik açıklarına dair raporu trende unutuyor. Bu rapor “derin web” üzerinden satışa çıkarılıyor. Birisi de sistemdeki açıkları kullanarak maddi kazanç sağlamak amacıyla raporu satın alınıyor.

Yazarlar