Ali Erül

Kooperatif (mi?)

ASKERLİK görevimi yurtiçi bedelli er olarak Burdur’da yaptım. Birlikte askerlik yaptığım kişilerin yarıdan fazlası 15 yıl sonra af sayesinde özgürlüklerine kavuşmuş siyasi hükümlüler, kalanları da ya benim gibi işi uzatanlar, ya da yurtdışında yaşıyor olmaları nedeniyle bir türlü askerliğe gelememiş büyük abilerdi.
O iki aylık süre içinde çok değerli insanlarla tanıştım, kalıcı ve uzun soluklu dostlar kazandım. Bunlardan biri de aftan sonra tekstil işine girmiş ve kısa sürede işini büyüterek başarılı bir iş adamı haline gelen bir arkadaştı.
O arkadaş bir gün bana “Bizim çevreden epey insanın üye olduğu bir kooperatif var, kooperatifi hemen hepsi kolej mezunu güvenilir iş adamları kurmuş, çok deneyimli bir müteahhit ile de anlaşmışlar, kooperatif yasalarının elverdiği en büyük konutları, üstelik de birinci sınıf malzeme ile ve çok kısa sürede yapacaklar. Ayrıca kooperatif arsasının bulunduğu yer TEM ve E5’in kesiştiği noktada ve bu bölge kısa sürede çok prim yapacak, sen de üye ol” dedi.
O günlerde kiradayım ve halimden memnunum. Ev almak gibi bir önceliğim de yok ama henüz 3 yaşında olan kızımın geleceği için yatırım olarak görüp girdim o kooperatife. Cüzi bir peşinat ödedim, bunun yanında benden önceki üyelerin o güne kadar ödediği tutara eşit bir meblağa denk gelen bir düzine senet de imzaladım. Sene 1996…
Sene 2017. Dün bir türlü ne yapacağıma karar veremediğim kooperatif dairemi ziyarete gittim. Karar veremememin en büyük nedeni kooperatifin henüz tapuları alamamış olması. Tek sorun tapu da değil, ayrıca toprak sahibi ile yıllardır devam eden dava da sonuçlanmadı hala. Biri binamı bitir diyor, diğeri tapuya izin ver o zaman bitiririm diyor, olan da bize oluyor. Ayrıca üyeler ödemelerini düzenli yapamadıkları için –ki bu da normal çünkü 20 sene iniş çıkışların yaşanması için yeterli bir süre- binaların hemen hepsinde projeye göre eksik kalmış, tamamlanmamış işler var.
Aradan geçen bu 20 yılda o bölge hakikaten farklılaştı. Bizim kooperatif o yıllarda bölgedeki tek yapılaşma iken şimdi etrafındaki yüzlerce bina arasından seçilemiyor bile. Kooperatifin çok yakınına toplu taşıma geldi, çevresinde yepyeni yollar yapıldı, her türlü alışveriş gereksinimlerini karşılayacak dükkanlar açıldı.
Ama biz ortakların elinde hala tapuları yok, ama bizim yaptığımız bu yatırımın henüz beklenen karşılığı yok, belki çok daha kötü sona maruz kalmış benzerlerden daha şanslıyız ama 20 yıldan fazla bir sürenin sonunda hala devam eden bir bağımlılığımız var o kooperatife.
Öte yandan suç ne müteahhitte, ne toprak sahibinde, ne de bu yıllar boyunca o proje ile ilgisi olan resmi makamda. Suç biz üyelerde. Çünkü kimimiz boyumuzdan büyük işlere girdik, kimimiz önemsemedik, kimimiz umudu kesip gözden çıkardık. Ülke ekonomisindeki iniş çıkışlar da tuzu biberi oldu bu yıllanmış ilişkinin.
İşin özüne bakıldığında kooperatifçilik her şeyi devletten ya da büyük sermaye sahiplerinden beklemeden bir grup insanın belirli bir bölgede veya belirli bir iş kolunda birlik, beraberlik ve dayanışma içinde ortak bir amaç ve hedef doğrultusunda şeffaf ve yapıcı etkinlikleridir.
Ülkemizde kooperatif kelimesinin tınısı sigortanınkinden çok da farklı değildir çünkü kavramlar ne kadar önemli ve değerli görünse de içini dolduran insanlar ve o insanların kararlarıdır sonuçları ve algıları belirleyen.  Çünkü bireylerin toplumsal hayata birlikte ve eşit şartlarda etkin katılımı, bir projede veya süreçte ortaya çıkan sorunların demokratik ve özgür bir ortamda tartışılarak çözümlerin uzlaşma ile alınması kulağa hoş gelen ama egolar ve çıkarlar nedeni ile neredeyse olanaksız beklentilerdir çoğunlukla.
Ülkede metrekaresi birkaç bin liradan ev alamayacak, kilosu 100 liradan kaliteli et yiyemeyecek, litresi 6 liraya gelmiş benzini dolduramayacak milyonlarca insan var. Bu bireylerin insanca yaşaması için en büyük fırsattır bu tip oluşumlar ama ne yazık ki süregelen düzen ve yansımaları son derece çağdaş bu modellerin başarılı olmasını engellemektedir.
Görüşmek üzere.

2 Mayıs 2017

İlgili Haberler

Yazarlar