Sema Tüfekçiler

Korna

İSTANBUL gibi büyük ve kalabalık bir şehirde yaşamak trafik denen çileye teğet geçerek yaşamanın neredeyse imkansız olması anlamına geliyor. Gündelik hayatımızda, hepimiz az ya da çok maruz kalıyoruz bu probleme. Hadi trafikte geçirdiğim zamanda müzik dinlerim, sesli kitap dinlerim vs. diyerek bu zamanı bir şekilde verimli geçirip sorunu kısmen bir avantaja dönüştürdünüz diyelim. Ama durun. Bundan çok daha önemli başka sorunlar da var. Mesela kuralsızlık. Mesela kural var olsa bile takmamazlık. Mesela arabasında bangır bangır müzik dinleyen biriyle yan yana trafikte kalmak. Bu liste daha da uzatılabilir. Ben bugünkü yazımda bu sorunlardan beni en çok rahatsız eden bir tanesine değinmek istiyorum; gerekli gereksiz her zaman, her yerde pervasızca çalınan kornalar.
Kornayı toplum olarak trafikte gerekli gereksiz her durumda kullanmamız bir yana; onu asker uğurlamasında, derbi maçlar sonrasında, evleniyoruz mutluyuz kutlamasında, kaldırımda yürüyen bir kadını taciz etmekte kullandığımız gibi, yolda gördüğümüz bir arkadaşımızın dikkatini çekmek için bir sosyal iletişim aracı olarak kullandığımız bile maalesef doğrudur. Kimi zaman trafikte bir diğer sürücü bize yol verdiğinde teşekkür etmek için bile kornayı kullanmamız da ayrıca komik ve doğrudur.
Saygı denen kavramın bir toplumda yer edip etmediğini sanırım en çok kişilerin trafikteki davranışlarına bakarak anlayabiliriz. Kornanın gerekli durumlarda amacına uygun bir şekilde kullanılması elbette gerekli bir durum fakat yeşil ışık daha yanmadan saniyesinde arkadan kornaya basarak “yürüsene artık” mesajını veren sürücülerle dolu bir toplumda saygıdan söz etmek oldukça zor. Şehirde hepimiz acele içindeyiz, hepimiz yorgunuz, hepimiz sabırsızız, hepimiz tahammülsüzüz vs. ama yeşil ışık yanana kadar birkaç saniye sabırlıca bekleyebilmek bu kadar zor olmamalı diye düşünüyorum. İşte burada toplumun karşılıklı saygı seviyesinin, daha da ötesinde toplumu oluşturan kişilerin bireysel fotoğraflarına doğru şöyle bir geçiş yapmak gerekiyor.
Ruh sağlığımızı korumak şehirdeki stres ve şantiye gürültüsünden dolayı zaten oldukça zorlaşmış durumdayken üstüne bir de trafikteki gürültü eklenince hepimizin sakin kalmakta zorlandığı aşikar. Bu durumda hepimiz öfkemizi kornadan çıkarıyor gibiyiz adeta. Fakat bunun ötesinde bazı insanlar için kornanın “benim farkıma varın, şimdiye kadar hep yok sayıldım artık beni farkedin, ben geliyorum, kimseye yol vermeyeceğim, ona göre haaa” gibi mesajlar vermek gibi bir fonksiyonu da var sanırım. Yani bir çeşit “dikkat çekme” vasıtası.
Yazımı klişe bir tabirle “eğitim şart” diyerek bitirmek istemesem de bütün yollar eğitimin önemini gösteriyor maalesef. Hem aile içinde hem okullarda. Tabii büyük şehirlerde böylesine önemli bir problem sadece trafikteki sürücülerin insafına bırakılmamalı. İlgili kamu kurum ve kuruluşları bu konuda gereken önlemleri almak ve takibi için yaptırımda bulunmak durumunda. En sakin insanı bile çileden çıkarabilecek bir tetikleyici olan korna kaynaklı bu gürültü kirliliği için herkesin üzerine düşeni yapması çok önemli. Sonuçta daha sakin, ruh sağlığı daha düzgün, daha az stresli bir toplum oluşturmak hepimiz için bir kazan-kazan durumu oluşturacak ki bu da uzun vadede hepimizin toplam verimini artıracaktır.

1 Eylül 2018

İlgili Haberler

Yazarlar