Faruk Ömrüuzak

Köşe’den döndük

GEÇEN yazımda yurdumuzun güneybatı köşesine; Bodrum’a gidip, orada Halikarnas’lı dostlarımızla buluşacağımızı ballandıra ballandıra anlatmıştım.

Çok mu heves ettik nedir, yoksa kendi kendimize nazar mı değdirdik ne; maalesef “Köşebaşı Bodrum” seyahatimiz hiç de beklediğimiz gibi çıkmadı.

Hatırlayacaksınız, Bodrum’da benim onları tanıdığım, ama onların benden haberleri olmayan birçok dostumdan bahsetmiştim. Birçoğu da Antik Yunan’dan kalma. Misal; Herodotos, Poseidon, Boreas ve diğerleri. Yunan mitolojisinde hepsi birer tanrı. Hepsini saygıyla anmak lazım. Bir de onları açığa çıkarıp tanımamızda büyük emeği geçen bizden biri var: Cevat Şakir. Biz onu Halikarnas Balıkçısı olarak tanıyoruz.

Biz İstanbul’un sıcağından kaçıp deniz tanrısı Poseidon’un hükmettiği Arşipelin köpüklü denizlerinde seyreden bir gulet’in bangaçasına yanlayarak, rüzgar tanrısı Boreas’ın firişka estirttiği rüzgarda serinleme hayaliyle ulaştığımız Bodrum’da hiç de beklemediğimiz bir törenle karşılandık.  Sonuç sÜkÛtu hayal Aşk olsun. Poseidon’dan hiç bunu beklemezdim. Denize olan tutkumuz nedeniyle her daim saygıyla önünde eğildiğimiz deniz tanrısı Poseidon bize etti edeceğini. İnsan sevdiğinin kötü yanlarını görmezmiş, gözü kör olurmuş ya; işte bizimki de öyle oldu. Yıllar yılı mitolojide denizler tanrısı olarak tanıdığımız, Kronos’tan olma ile Rheia’dan doğma, Zeus ile Hades’in öz be öz kardeşi olan Poseidon, meğer deniz dışında da birçok konuya el atmış. El attığı konular arasında depremler ve atlar da varmış. Bu açıdan bakıldığında Poseidon hırs ve gücü temsil ediyor. En önemli silahı trident denilen üç dişli bir yaba. Üç dişli yabası ile denizleri allak bullak eder, karaları sarsar, depremler yollarmış. Bir taraftan bütün denizlere hükmeden Poseidon, hırslandığında yabasıyla karalardan kopardığı kara parçalarını denize fırlatmak suretiyle, adaları meydana getirmiş. Kısacası Ege Denizi’ndeki adaların sahibi o.

Denizcilikte enginlere açılan bir geminin kaderinin Poseidon’un ellerinde olduğu kabul edilir. Deniz tanrısı olmakla birlikte Poseidon’un atların da atası olduğu düşüncesiyle kendisine “atların seyisi, terbiyecisi” unvanı da verilmiş. Nitekim Pegasos ve Arion gibi ölümsüz, efsanevi atların babası mitolojiye göre Poseidon. Veli Efendi Hipodromu’ndaki yarışlarda sözü ne kadar geçer bilmiyorum ama tecrübeyle sabit ki deprem konusunda tam bir söz sahibi. Poseidon, öfkelendiğinde yabasını yere vura vura korkunç depremler oluşturduğundan kendisi “yeri titreten” unvanını da taşıyor. Bu unvanı hakettiğini göstermek için canı sıkıldıkça ve hırslandıkça deprem yaratıp dururmuş. Poseidon’un hırsı Atlantis’in yok olmasına sebep olmuş.

Bu sefer neye kızdı bilmiyorum ama hırsını bizden çıkardı. Henüz Bodrum’a geldiğimiz birkaç gün olmuştu ki yabasını bir vurdu, az daha aynı Atlantis gibi Bodrum’la Kos Adası’nı yerle bir ediyordu. Bir deniz tutkunu olarak kendisinden beklediğimiz deniz hayalleri, yerini kâbusa bıraktı. Allahtan Bodrum’daki yapılaşma ve kaya zemin yapısı büyük bir felaket yaşanmasına imkân vermedi. Aradan onca zaman geçmesine rağmen hazret hâlâ sallayıp duruyor. Jeofizikçiler bu olaya bağlı İstanbul’la ilgili hiç de hoş olmayan senaryolar sunuyorlar. Umarım yanılıyorlardır demekten başka yapacak başka bir şey yok.

Poseidon’un karşılama töreninin etkileri henüz geçmemişti ki İstanbul’dan gelen bir haberle ikinci kez sarsıldık. Komşumuz arayıp, biz tatildeyken eve hırsız girdiği haberini verdi.  Hanımı Bodrum’da bırakıp apar topar İstanbul’a dönmek zorunda kaldım.  Yanİ köşeden döndük Kısacası tatil yapma umuduyla gittiğimiz “Köşebaşı Bodrum” bu sene bize iyi ev sahipliği yapmadı. Ne yapalım, kaderde ne varsa, o gelir başa diyorum. Allah beterinden saklasın.

Şimdi bize olanların üzerine bir sünger çekip tatilimize kaldığımız yerden devam etmek için tekrar yollara düşmek kalıyor.

Umarım bu kez Poseidon bize sadece denizci yüzünü gösterir.

fomruuzak@yahoo.co.uk

5 Eylül 2017

İlgili Haberler

Yazarlar