Sema Tüfekçiler

“Maker” hareketi

Maker Hareketi (Maker Movement), “teknoloji“ ile “kendin yap” kültürünün birleşmesinden oluşan ve dünyada hızla yayılan bir son dönem akımıdır. 2005 yılında ABD’de ortaya çıkan bu hareket, okullarda, kütüphanelerde müzelerde de hızla yayılıyor, yani aslında akımın doğuşu yeni değil, ama ülkemizde aktif oluşu yeni sayılır. Teknolojinin ucuzlaması ve internetin yaygınlaşması bu akımın doğmasının ana sebepleri olarak gösteriliyor. Kişilerin tüketimden üretime geçmesi, yeni ürünler üretmesi, yaratıcılığını ve inovatif düşüncelerini kullanması, aynı eğilimdeki diğer kişilerle bir araya gelmesi MAKER hareketinin ana öğelerini oluşturuyor.

Konunun uzmanları bu akımı; Dönüştürücü, bozguncu (iyi manada), fütürist-gelecekçi, paylaşımcı, hayati, çok gerekli olarak tanımlamaktadır. Maker hareketini, insanlara gelecekteki kendilerini şekillendirmeleri, yapmaları için somut bir başarı modeli önerdiği şeklinde savunmaktadırlar.

Maker Hareketi öncülerinden biri olan Dale Dougherty‘nin tanımına göre, “Maker ruhunun” temelinde ;  1) Rekabet yerine paylaşım (“Rekaberlik“ de denilebilir ki, bu kelimeyi çok sevdim ben)  2) Para yerine yetenek, (ne güzel canlandırır tüm yetenekleri) 3) Yoğun ezber bilgi yerine deneyim (ah keşke dediğinizi duyuyorum) vardır.

Aslında diyebilirsiniz ki, hepimiz birer “maker” değil miyiz? Yani günlük hayatımızda hepimiz bir şeyler üretmiyor muyuz?

Ancak bu konseptte farklı olan ve bu işi artık sadece hobi ötesine taşıyarak bir harekete dönüştüren çok önemli bir faktör var: Teknoloji.

Bu akımı tetikleyen, belki de içgüdüsel olarak insanların kendi ihtiyaçlarını kendisinin karşılaması isteği, yani az şeye muhtaç olarak yaşayabilme ve olabildiğince özgürleşme kültürü ve şartlar da, bu akımın verimliliği açısından bundan 3000 sene öncesine göre oldukça cazip.

Hareketin liderlerinden biri olan Chris Anderson’ın Makers kitabında belirttiği gibi, Sanayi Devrimi ve Dijital Devrim sonrası, sanayi ve dijitali iç içe geçiren, belki de 3. bir devrim olarak kabul etmek lazım bu akımı. Hem makinelerin, hem dijital dünyanın oldukça iyi bir olgunluğa ve erişilebilirliğe geldiğini düşünürsek, ikisinin beraberliğinin, insanlık üzerinde hatrı sayılır bir değer yaratmasını beklemek, çok da hayalperestlik olmaz. 3 boyutlu yazıcıların gelişmesi ile evde ya da çok basit atölyelerde istenilen üretimin yapılabilmesi, Aurdino gibi basit elektronik devre kitlerinin bunlarla ve digital dünya ile entegre olabilmesi bu akımı destekleyen öncü buluşlardandır.

Maker’ların yaptıkları bu işleri sergiledikleri bir de Maker Panayır’ları (Maker Faire) yapılıyor. Maker panayırları genelde ücretsiz ya da çok düşük ücretle, insanların ailece gelebileceği ve üretilen projeleri inceleyebileceği keyifli ortamlardan oluşmaktadır, boş boş AVM gezmekten çok daha akıllıca değil mi?

Make Magazine‘i çıkaran Maker Media’nın CEO’su Dale Dougherta göre: “Maker hareketi, öğrencileri eğitimi tüketen kişiler olmaktansa üreten kişiler olmaya davet ederek eğitimde dönüşümü sağlamalıdır. Öğrencilerin yaratıcılığı teşvik edilirse kendi kendilerini yönlendirebilen ve bağımsız öğrenen kişiler olabilirler. Öğrenciler 21. yüzyılda, Steve Jobs gibi değerli bulduğumuz insanlardaki yaratıcılığa ve eleştirel düşünmeye teşvik eden yeni bir tür eğitimin yaratılmasına aktif olarak katılabilirler. “

Kızımın okulunda bu ders yılında böyle bir eğitim konulduğunu duyduğumda, oturup araştırdım ve karşıma derya-deniz bir bilgi yumağı çıktı, halen de çeşitli siteler üzerinden takiplerime devam ediyorum ve bir kez daha teknolojinin akıllı beyinler ile birleştiğinde ne kadar faydalı şeyler üretebildiğine ve insanlığa değer kattıklarına şahit oluyorum. Tüketim toplumundan üretim toplumuna geçmek yolunda bu güzel adımı tebrik edip, desteklemek de bize düşer.

31 Temmuz 2017

İlgili Haberler

Yazarlar