‘OECD seviyesini yakalarsak acente sayısı 5 katına ulaşır’

SAB Başkanı Reşit Çakas, Türkiye’nin sigorta potansiyeline ulaşması, OECD seviyesini yakalaması durumunda acente sayısının 75 bine, istihdamın 400 bin kişiye çıkacağını söyledi. Çakas bunun için acentelerin önündeki engellerin kaldırılmasını ve teşvik edilmesi gerektiğini söyledi.

Ekonomik dalgalanma ve enflasyonla birlikte 2019 yılında hem prim üretiminde düşüş hem de acentelerin giderlerinde artış bekleniyor. Bununla birlikte görece daha küçük acentelerin iflas etmemek için birleştiğine dair duyumlar alıyoruz. Konuyla ilgili olarak görüşlerini sorduğumuz Sigorta Acenteleri Derneği (SAB) Başkanı Reşit Çakas “2019 yılı zor geçebilir. Bir süredir  acenteleri ziyaret ediyoruz. Hepsinde 2019 yılının nasıl geçeceğine dair bir tereddüt var. Mart sonuna kadar belirsizlik olduğu bir gerçek. Temennimiz seçimlerden sonra tüm sektörlerde bir istikrar sağlanması yönünde” dedi.  

2018 yılında acente sayısında bir azalma olduğunu doğrulayan SAB Başkanı Çakas, acentelerin kapanmamak için kendi aralarında ortak ofis veya ortak personel gibi yöntemlere gittiğini doğruladı ve şunları ekledi: “Acentelerden bize telefonlar geliyor. Acenteliği kapatmak zorunda kaldıklarını, portföylerini devretmek istediklerini söylüyorlar. Acentelerin kapatma yoluna gitmesi de çok üzücü. Çünkü biz hizmet sektörüyüz. Önemli bir istihdam yaratıyoruz. Acenteler olarak pazar payında %70’lerden %60’lara kadar geriledik. Acentelerin bir düzenleme ile desteklenmesi gerekir. Maalesef biz acenteler olarak ne kadar önemli olduğumuzu kamu yönetimine henüz anlatamadık.”

‘ACENTE KANALIYLA BES’E GİRENLERDE CAYMA %10’DUR’ 

Özellikle hayat sigortaları ve Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) kısmında acenteleri destekleyecek düzenlemelerin yapılması gerektiğini söyleyen Çakas, bunun hem acenteler için bir çıkış noktası olabileceğini hem de emeklilik ve sigortacılık sistemlerinin daha iyi çalışacağını belirtti. Çakas şunları söyledi: “İnsanlarımız, BES ve hayat sigortasını iyi tanımıyorlar. Acentenin rolünü BES’ten başlayarak anlatabilirim. Otomatik Katılım Sistemi (OKS) çıktığında, eğer otorite ve sigorta şirketleri acenteyi sisteme dahil etmiş olsaydı, acentelerin rolü ön plana alınsaydı, bugün sistemden %70’e yakın bir oranda cayma olmazdı. Maalesef anlatamadık. Sistemden ayrılmayı acente engelleyebilirdi. Örneğin, vatandaş ayrılmak istediğinde bu sistemin artılarını daha iyi anlatabilirdik, çıkmamaları için ikna edebilirdik. Acenteler kanalıyla yapılan BES girişlerinde ayrılma oranı %10 civarında. Biz şirketlere şu teklifte bulunduk: Acentelere fon üzerinden ‘tutundurma sistemi’yle küçük bir gelir verin. Mesela acente olarak 100 milyon liralık fon oluşturdu. Şirket de fon payı olarak binde iki alıyor olsun. Acenteye de, bu binde ikinin %25’ini versin. O zaman acente o fonun sistemde kalması için çaba sarf eder. Sigortacılıkta buna tutundurma diyoruz. Geçmişte de kümülatif katkı dediğimiz, sisteme kazandırdığımız kişilerin çapraz satış sayesinde prim artışlarıyla sistemden ayrılmasını önlediğiniz bir sistem. Kâr payından bahsetmiyorum. Bu sistemler bundan sonra BES’teki geri dönüşler için gene de mümkün.” 

‘BANKALAR PORTFÖY OLUŞTURAMIYOR’

“Kanuni bir düzenlemeyle bankalar hayat ve hayat dışı sigorta ürünü satmamalıdır. Bu sayede hem sigortalının devamlılığı sağlanır hem de çapraz satış sebebiyle kişi başına düşen prim üretiminde artış yaşanır. Şöyle anlatabilirim: Banka kanalıyla yapılan hayat, konut ve araç sigortaları, kredi süresiyle bağlantılı olduğu için süre bitince sigorta da bitmiş oluyor. Sonuçta burada bir portföy oluşmuyor. Çapraz satış da olmuyor. Acentenin işi sadece sigortacılık olduğu için çapraz satış dahil birçok konuda fedakarlık yapıyor ve prim üretimini artırıyor. Sigortanızı yapan bankadaki memurdan herhangi bir hasar anında size yardım etmesini bekleyemezsiniz. Ama acenteyi 7 gün 24 saat arayabilirsiniz. Bizim mesleğimiz bu. Sigortacılar, sigortanın ne olduğunu tanıtmak için mutlaka müşterinin ayağına gitmeli. Sigortanın ne olduğuna dair iyi hizmet veremezseniz sigortalıyı sistemde tutamazsınız.”

İSTİHDAMDA HEDEF 400 BİN

Yapısal sorunlar sebebiyle acente sayısının her geçen gün azaldığını ve daha da azalma tehlikesi yaşadığını belirten Çakas, “En son yaptığımız güncellemede İstanbul’da 4 bin 200 acentenin olduğunu gördük. Bu rakam iki yıl öncesinde 6 bine yaklaşıyordu. 18 milyon nüfusun yaşadığı İstanbul’da, 4 bin 200 acente çok az. Gün geçtikçe acente sayısı azalıyor. Bizim kazancımız arttıkça acente sayısı artacak. Biz de istihdama daha çok katkı sağlayabiliriz. Hizmet sektöründe istihdam yaratmak için çok ciddi bir sermaye harcıyoruz. Türkiye’de sigortacılık OECD rakamlarının gerisinde. Sigortaya harcanan para ne kadar çok olursa, istihdam edilecek kişi sayısı da o oranda artacak. OECD seviyesini yakalarsak 75 bin acente Türkiye için büyük bir rakam değil. Çok büyük potansiyel var. Bu acenteler belki 400 bine yakın kişiyi istihdam edebilir” diye konuştu. 

‘ACENTE, YARDIMA KOŞMAKTAN KEYİF ALIR’

“Bir genç meslek olarak neden sigortacılığı hayal eder?”şeklindeki sorumuzu Türkiye’nin en köklü üniversitelerinden biri Marmara Üniversitesi ile yaptıkları protokolü anlatarak cevaplayan SAB Başkanı Çakas, “Sektörün, sigortacılık bölümünden mezun olan kişilere ihtiyacı var. İş bulma konusunda aracı olabilir, starjyer olarak tecrübe kazanmalarına yardım edebiliriz. Hangi sigorta şirketiyle bu konuyu paylaşsak hepsi çok sıcak baktılar. Marmara Üniversitesi de çok sıcak baktı. Gençler için de sigortacılık çok güzel bir iş. İyi bir kazanç elde edebilir, çok iyi insanlardan oluşan bir çevre kurabilirler. Acentenin paranın dışında tatmin olduğu noktalar da çok fazla. Her türlü riskin güvence altında alınması için aracılık yapıyoruz. Çok küçük rakamlarla insanları güvence altına alıyoruz. Mesela konut sigortasıyla çilingir veya acil ambulans hizmeti gibi hizmetlerin sağlanması adına aracılık yapıyoruz. Acentenin keyif aldığı şey insanların yardımına koşmaktır”ifadesini kullandı.

‘İŞ ANLAMINDA KENDİMİZİ YALNIZ HİSSEDİYORUZ’

“Acentelerin büyümesi için yeterli teşvik yapılıyor mu?”sorusunu cevaplayan Çakas, “Acente sisteminin gelişmesi için ben kayda değer bir teşvik göremiyorum. KOBİ desteği anlamında son 3 yıl öncesine kadar en ufak bir destek yoktu. Daha yeni KOBİ olarak kabul edilmeye başlandık. Kendimizi iş anlamında yalnız hissediyoruz. Otoritenin bize sahip çıkması, desteklemesi gerekiyor”açıklamasında bulundu.

YURT DIŞI YATIRIMLARI İÇİN BAĞIMSIZ BİR YAPI  

“Sigortacılık şu anda Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bağlı. Biz SAB olarak ayrı bir kuruma ihtiyaç duyulduğunu düşünüyoruz, sigortacılıkta da BDDK benzeri bir yapı oluşmasını istiyoruz. Böyle bir yapı oluşturulması durumunda yurt dışından gelen yatırımlar artar.”


8 Mart 2019

İlgili Haberler

Yazarlar