“Otomatik Katılım”da tanıtımlar kesildi mi?

Ülke tasarruf oranlarını artırmada en önemli araçların başında gelen Bireysel Emeklilik Sistemi’nde (BES) “Otomatik Katılım”ın ikinci kademesi 1 Nisan tarihi itibariyle başladı. Yaklaşık 4.5 milyon çalışanı ilgilendiren ikinci kademe sistem açısından büyük önem taşıyor. 1000 çalışan üstündeki şirketlerin dahil olduğu ve 1 Ocak tarihinde başlayan birinci kademede “cayma oranları”nın yüzde 60’ları bulması emeklilik şirketlerinde bir miktar endişe yarattı. 1 Nisan’da start alan yeni kademede de ilk kademe gibi bir çıkış oranı kabul edilebilecek mi, işte burada soru işaretleri çok fazla.

Yeni kademede ağırlıklı olarak katılımın kamu personelinden olması nedeniyle bu tarafa yönelik nasıl bir tanıtım stratejisi izleniyor henüz görebilmiş değilim. Bu nedenle de sizlerle benim gözlemlediğim bir eksiği paylaşmak istiyorum. Geçen hafta bir iş icabı ikamet adresimin bağlı olduğu belediyeye gittim. Belediyede tanıdığım birkaç çalışanla görüştüğümde konu konuyu açtı ve 45 yaş altındaki personelin bu ay maaşlarından yüzde 3 oranında otomatik katılım kesintisi olacağını söylediğimde karşımda şaşkın bakan insanlar görünce hayrete düştüm. “Nasıl yani?” diyeni mi dersiniz, “Neden eksik maaş alacağım” diyeni mi. Bir çalışan ise konuyu bildiğini ama kaç yıl bu kesintinin devam edeceği konusunda bilgisi olmadığını gördüm. Otomatik Katılım’ın uzun vadede çok önemli faydaları olacağını karşımdakine anlattığımda ise “Neden tasarruf etmeyeyim ki?” ifadelerini duyunca bir nebze de olsa umutlandım.

Tabii ki, ülkenin gündeminin yoğunluğu insanların ilgi odağını değiştirebiliyor. Birçok kişi ilgi ve alakasını farklı alanlara kaydırabiliyor. Fakat şunu unutmayalım: Bugün birçok ülkenin yıllarca deneyerek uygulamaya geçirebildiği bir sistemi bizim kısa sürede hayata geçirmemiz önemli bir başarıdır. Kim ne derse desin hedeflenen başarıyı yakalayacağı konusunda kimsenin şüphesinin olmadığı “Otomatik Katılım”, doğru iletişim kanallarından insanlara ısrarla ve sıkılmadan anlatılmalı. Tanıtımlara hiç ara verilmemeli. Neden? Niçin? Nasıl? Ne kadar? gibi sistemle ilgili soruların cevapları insanlara kolay ve anlaşılır cümlelerle verilmeli.

Koç Allianz diye bir sigorta şirketi yok!
Öte yandan geçtiğimiz hafta Türkiye İtibar Akademisi’nin Yıldız Teknik Üniversitesi İstatistik Bölümü ile düzenlediği Türkiye İtibar Endeksi’nin 2016 sonuçları belli oldu. Ülkemizin sektörler bazında en itibarlı markaları açıklandı. 2016 yılında sigorta sektöründe en itibarlı markanın “Koç Allianz” olduğu belirtildi. Sigorta ile uzun yıllardır ilgilenen biri olarak bu markayı duyunca Alman sigorta devi Allianz’ın markası önüne araştırmaya katılanların hala Koç’u ekliyor olması bende inanılmaz soru işaretleri yarattı. Acaba Koç Allianz denmesi araştırmaya katılanların sektöre ne kadar uzak olduklarını mı gösterir? yoksa Allianz’ın Türkiye’deki marka tanıtım stratejisinde bazı taşların eksik kaldığını mı? Bu arada unutmayalım ki Allianz, Türk sigorta sektöründe üretimde birinci sırada.

Yakup Sayar’ın 26 Nisan 2017 tarihli Vatan Gazetesi’nde çıkan yazısıdır.

26 Nisan 2017

İlgili Haberler

Yazarlar