Timuçin Alpay

Özürlülük ölçütü ve bedensel tazminatlar

Trafik poliçelerinden kaynaklanan bedensel zararlara ilişkin tazminat talepleri için gerek adli yargılamada gerek Sigorta Tahkim Komisyonu yargılamalarında gerekse sigorta şirketlerinden doğrudan talep süreçlerinde mevzuattan kaynaklanan farklı uygulamaların yapıldığı, bu nedenle de tarafları usul ekonomisi açısından ek külfetler ile karşı karşıya kaldığı görülmektedir. 

Trafik Sigorta Poliçesi genel şartlarında bedensel zararlar; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları’nın Kapsama Giren Teminat Türleri başlıklı A.5. maddesinde “Sürekli Sakatlık Teminatı: Üçüncü kişinin sürekli sakatlığı dolayısıyla ileride ekonomik olarak uğrayacağı maddi zararları karşılamak üzere, bu genel şart ekinde yer alan esaslara göre belirlenecek teminattır. Kaza nedeniyle mağdurun tedavisinin tamamlanması sonrasında yetkili bir hastaneden alınacak özürlü sağlık kurulu raporu ile sürekli sakatlık oranının belirlenmesinden sonra ortaya çıkan bakıcı giderleri bu teminat limitleri ile sınırlı olmak koşuluyla sürekli sakatlık teminatı kapsamındadır. Söz konusu tazminat miktarının tespitinde sakat kalan kişi esas alınır.” 

Vücut bütünlüğünün tanımı ve tazminat; zarar görenin beden veya ruh bütünlüğünün maddî veya manevî bir zarar meydana gelecek şekilde bozulmasını ifade etmektedir. Vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan zararlar ise; vücut bütünlüğünün ihlâli neticesinde meydana gelen maddî ve manevî eksilmeleri ifade etmektedir. Vücut bütünlüğünün ihlali sonucunda ortaya çıkan maddî zararlar 6098 Sayılı TBK’nun 54.maddesinde; “1. Tedavi giderleri 2. Kazanç kaybı 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar 4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar “ olarak sayılmıştır.

Yargıtay’ın genel görüşü “beden gücü eksilen kişinin kazançlarında bir eksilme olmasa bile sakatlığı oranında harcayacağı fazla çabanın/gücün tazminat olarak ödenmesi gerekeceği” yönündedir. Sürekli sakatlık zararı hesabı; Kişinin sakatlığı nedeniyle yalnız mal varlığındaki azalma olarak değerlendirilmeyip, kişinin normal yaşantısını sürdürebilmek ya da aynı kazancı elde edebilmek için daha fazla “güç” harcayacak olması nedeniyle yapılmaktadır.

Kaza sayısına bağlı tazminat talepleri beraberinde farklı sorunlar getirince son 10 yıl içinde trafik kazalarından kaynaklanan sürekli sakatlığa bağlı özürlülük ölçütünün belirlenmesi için biri torba yasa olmak üzere dört ayrı yönetmelik çıkarılmıştır. Hızlı mevzuat değişimi ise uygulamada bazı tereddütlere neden olmuştur.

Şu anda, Yargıtay içtihatları uyarınca maluliyet tazminatının hesabı için 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmeliğin geçerli olduğunu ifade etmek isterim.

ÖZÜRLÜLÜK ÖLÇÜTÜ RAPORU HANGİ HASTANEDEN ALINMALI?

Önemle belirtilmesi gerekir ki; alınacak özürlülük ölçütü, çalışma gücünün kaybı, geçici maluliyet süresi ya da bakıma muhtaç kalınan süreyi belirlemeye yönelik heyet raporlarının mutlaka üniversite ya da devlet hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinden temin edilmesi zorunludur. Adli Yargılama sürecinde bir tazminat talebi söz konusu ise Adli Tıp Kurumu Kanunu’nun 2/a. maddesi gereğince görevli mahkemeler Adli Tıp Kurumu’ndan da özürlülük raporu isteyebilir.

Açılacak davaların gereksiz yere uzamaması için özürlülük ölçütü için mutlaka üniversite ya da devlet hastanelerinin Balthazard formülüne göre hesaplama yapan “Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerine” başvurulmalıdır. Aksi takdirde davaların gereksiz yere uzaması usul ekonomisi açısından taraflara büyük külfetler yükleyecektir.

TİMUÇİN ALPAY: timucinalpay@gmail.com

 

7 Aralık 2017

İlgili Haberler

Yazarlar