Mehmet Muratoğlu

Pazarlama 1.0’dan… 3.0’a ve…

PAZARLAMA anlayışında geçmişten bugüne ne değişti? Geçmişin kralı hangi sektördü? Pazarlama, sadece reklamdan mı ibaret, yoksa ihtiyacın karşılanmasında müşteriye ulaştırılan hizmetlerin tümü mü?

Endüstriyel yönetim en belirginleştiği dönem olan 1916-1920 yılları sonrasında, üretilen mal ve hizmetin tüketilmesine yönelik gösterilen ticari çabalar, pazarlama adımlarının hissedildiği anlara denk gelmiştir. Reel sektörde üretilen her ürünün satışı için yapacağınız şey, onu en iyi şekilde duyurmaktı. Yılların dayanışması içinde, 1950’lere gelindiğinde reel sektör artık krallığını ilan etmişti. Ürettiğiniz ürünün satışı için büyük kitlelere duyurmak yeterliydi. Ancak, bu durum 1960’lı yıllara kadar devam etti. Reel sektörün yaşamış olduğu bu belirsiz dönem 1970’li yıllarda son buldu. Sonraki dönemler, ürünlerin kendi aralarında rekabet edememesi ve müşterilerin mutsuzluğu, ürünün kendisinden daha çok hizmetinin nasıl sağlandığının sorgulandığı bir dönem olmuştur. Müşterilere en iyi hizmeti verenin baş tacı edildiği ve müşterilere odaklanmanın yüksek getirisinin yaşandığı bu dönem, pazarlama anlayışının temel yeteneği olmuştur. Müşteri çözümlerinin en iyi şekilde kurgulanması, kurumsal yeteneklerinin gelişmesi ve rekabet edebilirliğin keşfedilmesi doğrudan pazarlamanın değerini ortaya çıkarmıştır. Yakın zamanda ise, internetin hayatımıza girmesiyle birlikte, her şeyi daha da şeffaflaşmış ve buldum sonucunda pazarlama, sürekli yenilenen bir şirket değeri haline gelmiştir. Pazarlamaya değer katan tüm bu süreçlerde, pazarlama aracı haline getirdiğimiz tüm faaliyetler artık pazarlamanın kendisi olmuştur. Bugüne kadar, klasik pazar yapısındaki ürün veya hizmetin satışında gerçekleştirilen pazarlama anlayışında öne çıkan, o ürünün özelliklerini ve üstün yanlarını vurgulamaktı. Burada yapılan, geniş kitleleri bu ürünün kullanılması için ikna etmeye çalışmaktı. Pazarlama 1.0 anlayışı denilen bu yaklaşım sonrasında, artık ürünü duyurduğunuz ve kullandırdığınız müşteri kitlelerinizi mutlu etmeye sıra gelmiştir. Pazarlama 2.0 diye tanımlanan bu süreçte, müşteri ihtiyaçlarını anlamak, onları dinlemek ve sadakatlerini artırmak için, pazarlama içeriğinde her şeyin yapılması gerekmektedir. Kurumlara verilen ödül olarak tanımladığımız müşteri şikayetlerinin dikkatle dinlendiği, bunlara karşın oluşturulan stratejik iletişimle, hiçbir koşulda taviz verilmeden sağlanmaya çalışılan koşulsuz müşteri mutluluğu, bu dönemin ön plana çıkan uygulamaları olmuştur. Bu anlayışın devamında artık müşteri mutluluğu sağlanmıştır. Ancak, bunun sürdürülebilir ve müşteri bağlılığının artırılarak devam ettiriliyor olması, müşteride değer yaratmak ve sürekli faydaya odaklanmak gerekecektir. Sadece satışa endekslenmek ve kârlılığın artışına odaklanmanın ötesinde, merkeze müşteriyi koymayı hedeflemek, pazarlama 3.0’ın temelini oluşturacaktır. Buradaki kilit kelime de “müşteriye değer katmak”tır. Peki, müşteri için önemli olan “değer” kavramının pazarlamadaki anlamı nedir? Bunun doğru yanıtına ulaşabilmek için 3 temel değer başlığını açıklamak gerekir.

  • Değeri tanımlamak,
  • Değeri yaratmak,
  • Değeri sunmak,

Değeri tanımlarken, müşteriye kazandırılan imajın üstünlüğü, kendisine sunulan hizmetlerin memnuniyeti ve ürünün kullanımındaki avantajının bütününü kullanabiliriz. Değerin yaratılmasındaki temel konu, bunların müşteriye nasıl sağlandığı, kullanılan tüm araçların müşterideki maliyetlerinin ne olduğu ve nasıl bir insan kaynağı kullanıldığı önemlidir. Değerin sunulması ise, müşteriye ulaştırılan değerlerin tümünün, ne kadar hızlı, ne kadar dinamik ve ne kadar yenilenebilir olduğuyla ilgilidir.

Peki bundan sonrasında sırada ne var? Pazarlama 4.0, digital dünyaya hazırlık. Pazarlamanın doğasında çok büyük değişimler beklenmese dahi uygulamada ve kullanılan araçlarda yaşanan büyük değişimlerin olduğu bir anlayış. Digital pazarlamanın iş dünyasına girmesiyle çok şeyin hızlıca güncellendiğini görmekteyiz. Nihayet, pazarlama anlayışımıza yapay zekanın girmesiyle de daha çok şeyin değişeceğini göreceğiz.

mehmet@etkinyonetim.com

 

5 Eylül 2017

İlgili Haberler

AvivaSA’dan Türkiye’nin 10 yılı araştırması: %67, çocuklarının geleceğine garanti istiyor

AvivaSA, 10. yıl iletişim çalışmaları kapsamında “Türkiye’nin 10 Yılı” araştırması ile geçmiş ve gelecek 10 yıla ışık tuttu. Araştırmaya katılanların %67'si gelecek 10 yıl içinde “çocuklarının geleceklerini garanti altına almanın” ilk tercihleri olduğunu belirtti. Geçmiş 10 yıla ilişkin “Ah Keşke!” denen şey ise, en yüksek oranda (%34) “Keşke boş zamanlarımı daha dolu dolu geçirseydim” oldu. Araştırmada ayrıca, son 10 yıl içinde, Türkçe pop şarkısı ve şarkıcısı, Türk filmi, Türk dizisi, Türk sinema ve tiyatro oyuncusu ve Türk sporcusu gibi alanlarda, Türk insanının en başarılı bulduğu isimlere de yer verildi. Tarkan, Kenan İmirzalıoğlu, Arda Turan, Ali Sunal isimleri ve Recep İvedik filmi ile Diriliş Ertuğrul dizileri ilk sırada yer aldı.

“Dünyanın yarısının kullandığı işletim sistemindeki güvenlik açıklarına dair rapor trende unutulur ve…”

Lloyd’s ve Cyence tarafından yayımlanan siber risk raporunda siber saldırıların mevcut sonuçlarını daha iyi anlamak için iki senaryo üzerinden ilerleniyor. İki senaryo da, siber saldırılara karşı alınan önlemleri sağlamlaştırabilmek için analistlerin hayal güçlerinin bir ürünü. Oldukça ilginç olan bir senaryoya göre, bir siber güvenlik analisti, içinde küresel piyasanın yarısı tarafından kullanılan bir işletim sisteminin güvenlik açıklarına dair raporu trende unutuyor. Bu rapor “derin web” üzerinden satışa çıkarılıyor. Birisi de sistemdeki açıkları kullanarak maddi kazanç sağlamak amacıyla raporu satın alınıyor.

Yazarlar