Quick Sigorta’nın CEO’su: Yatırım fırsatlarını değerlendireceğiz

Şirket olarak yatırım yapacaklarından bahseden Quick Sigorta CEO’su Levent Uluçeçen "Şu anda ilgilendiğimiz bir sigorta şirketi var. Amacımız yeni bir yapı oluşturmak. Buna teknolojiyi de ekleyerek holdingi bir sigorta ve teknoloji grubu haline getireceğiz. Zaten teknoloji ve sigorta ayrılmaz bir ikili. Teknoloji tarafında da yatırım fırsatlarını değerlendireceğiz"

Sigortacı Gazetesi’nin bu ayki “CEO’lar Konuşuyor” sayfalarının konuğu, sektörün en renkli şirketlerinden biri olan Quick Sigorta’nın CEO’su Levent Uluçeçen oldu. Sektörde başarıyı efektif bir iletişim modelinin ve teknolojiyi doğru kullanmanın getirdiğini söyleyen Uluçeçen, geleneksel ajans-şirket iletişim yapısının günümüzün şartlarında hantal kaldığını, şirket içinde iletişim süreçlerini ve teknolojiyi harmanlayan bir “iklim” oluşturulması gerektiğini vurguladı. Türk sigorta sektöründeki branşların kârlılığını da değerlendiren Uluçeçen, geleneksel olarak kazançlı bir branş olan kaskoda kârın eridiğini, sektörün kâr için kefalet ve enerji tarafına yüzünü dönmesi gerektiğini dile getirdi. 

Quick Sigorta’nın bugüne kadarki performansından bahseder misiniz? 

Quick Sigorta olarak 1 yılımızı doldurduk. Çok zorlu bir dönemden geçtik. Kendimizi test ettiğimiz bir ortamdı. Böyle zorlu durumlarda bile çok ciddi anlamda bir başarı sağladığımız görüldü. Bizim piyasaya çıktığımız ortamı herkes biliyor. Sigorta sektörü çok zor durumdaydı. Böyle bir ortamda, bu kadar zorluk içinde çok ciddi bir başarı gösterdiğimizi söyleyebilirim.

Biz ruhsatımızı bütün branşlarda aldık. Trafik sigortası da dahil. Şu an yoğunluklu olarak trafik sigortası kesiyoruz. Trafik sigortası kesmekten de yüksünmüyoruz. Hasarları çok iyi yönettiğimizi düşünüyoruz. 

Sizi sektörde farklı kılan nedir? 

Biz bir insurtech firmayız. Bunu çok rahatlıkla söyleyebiliriz. Ben konuya şöyle bakıyorum: Insurtech bana göre bir iklim. Sigortacılıkta da, bankacılıkta da durum böyle. Teknolojiyle iç içe olmanız için teknoloji şirketleriyle iç içe olmanız gerekiyor. Sadece bir şirketten bahsetmiyorum. Çok sayıda teknoloji şirketiyle bir araya gelerek iş süreçlerini geliştirmeniz gerekiyor. Bir sigorta şirketi, bir teknoloji şirketiyle çalışıyor ya da kendi başına insurtech ortaya çıkarmaya çalışıyor. Bu mümkün değil. İklimi yaratmak zorundasınız. Acentelerinizin de buna yatkın olması, böyle istekleri olması gerekiyor. Ortada bir vizyon olmalı. Bizim kurulduğumuz andan itibaren bizim vizyonumuz var. Hep söyleniyor: Sigorta sektörü dijital dönüşüme giriyor. Biz dönüşmüyoruz, biz dijital doğduk. Dönüşmek çok zahmetli ve zor. Çok çaba gerekiyor. Dijital olarak doğduğumuz için bu konuda diğer şirketlere göre çok daha rahatız. Bizi acentelerimiz bu şekilde kabullendi. Kabullenmekten de öte, kendileri de dijitalleşmek istiyorlar. Sadece sigorta şirketi olarak kalmak değil, teknoloji şirketleriyle hareket etmek gerekiyor. Bunun altında yatan faktör iletişim. Kurulduğumuz andan itibaren iletişimi çok önemsedik. Ben şansa inanmıyorum. Yaptığınız her şeyin karşılığını alırsınız. Bugün olmasa da yarın… Biz iletişime yaptığımız yatırımın karşılığını aldık. Blog kurduk, ciddi anlamda takipçi sayısına ulaştık. Sigorta sözlüğü kurduk, dergi çıkartıyoruz. Bu sürede 1 milyon 400 bin poliçe kesmeyi başardık. İletişime yaptığınız yatırımın karşılığını alıyorsunuz. İletişim konusunda ilk ödüllerimiz Amerika’dan geldi. 1 Platin, 2 Gold Hermes ödülü aldık” dedi

‘KULAKTAN KULAĞA OYNAMIYORUZ’

Özellikle iletişimde çok iddialısınız. Sektörde bir açık mı gördünüz? Diğer şirketler ne yapamıyor, siz ne yaptınız? 

Hepimiz diğer şirketlerde çalışarak buraya geldik. Örnek vermek istiyorum. Pazarlama ve İletişimden Sorumlu Genel Müdür Yardımcımız Dr. İsmail Kızılbay ile yaptığımız iş görüşmesi çok basit ama çok ilginçti. Nedeni şu: Biz bu zamana kadar hep iletişimcilerle dışarıdan hizmet alarak çalıştık. İçeride bir iletişimci ya da halkla ilişikiler uzmanı olur, bu kişi de dışarıdakilerle iletişim kurarak bir şeyler yapmaya çalışırdı. Bir yapaylık vardı bu işte. Biz ise bu süreci içimize aldık. Biz bir ajans ile çalışmıyoruz. Hiç öyle duruyor muyuz? Eski şirketlerde birçok ajansla çalışırdık ama hiçbir zaman da anlaşılamazdık. O ajanslar bizimle yaşamıyor ki… İsmail Bey içimizi dışımızı biliyor. Aynı şeyleri yaşamak lazım. Dışarıdan bu hizmeti aldığınız an ne yaparsanız yapın, iletişiminiz yapaylaşıyor. Tepkilerimizi, hissederek veriyoruz. Biz, bir aradayken her şeyi konuşuyoruz. Acentelerimizi, bölgelerimizi, Türkiye’yi konuşuyoruz. İsmail Bey de bunu yoğuruyor ve ortaya bir strateji çıkarıyor. Biz kulaktan kulağa oynamıyoruz. Genel müdür iletişim sorumlusuna anlatacak, iletişimci ajansa anlatacak… Böyle çalışmıyoruz. Biz kendimizin ajansıyız. Bir fikrimiz olduğu an genel müdür, CEO, yönetim kurulu, hasardan sorumlu genel müdürden anında feedback alabiliyorsunuz. Ajansın kendi içinde yaptığı toplantıyı aslında biz yönetim kurulu olarak yapıyoruz. Sonra kafamızdaki meseleyi dışarıda bulunabilecek en iyi grafikere yaptırıyoruz. Fikir bizden gittiği için hem istediğimiz gibi hem etkili oluyor. Bunun yanında çok da düşük maliyetlere geliyor. İletişimi pahalı yaptığınız zaman verimli olmuyor. Yaptığımız her işi ciddiye alarak yapıyoruz. Sahici olmak çok önemli. Sahici olmanın göstergesi de yaptığınız işler. Kuruluşumuzdan beri bir sene olmasına karşın üniversitelere gidiyoruz. İletişimi çok farklı bir şekilde gerçekleştirdik. Bu başarı şans eseri olmadı. Burada ciddi bir çalışma ve emek var. Acentelerimiz bize çok destek verdiler. Piyasaya girdiğimizde acenteler çok zorluk çekiyordu. Epeyce bir yüklerini aldığımızı söyleyebilirim. Hangi acenteye sorarsanız sorun cevap aynı olacaktır. 

SEKTÖRDE KUR BASKISI

Piyasadan bahsetmişken, o dönemki dolar kuru ile şu anki dolar kuru arasında fark var. Bu sektörü nasıl etkileyecek? 

Bir etki mutlaka gelecek. Kurulduğumuz dönemden bu döneme, enflasyon ve dövize baktığımız zaman maliyetlerimizin %30 civarında artacağını söyleyebilirim. Bunun Türk sigorta sektörüne büyük etkisi olacak. Bir süre içerisinde fiyatların üzerindeki baskıyı ve bu baskının fiyatlara etkisini göreceğiz. 

Artan maliyetlere karşın sektörde rekabetin artıtığı söyleniyor. Bu konuda ne diyorsunuz? 

Rekabet özellikle kaskoda. Bütün sektörler için geçerli bir kavram var. Fazla kâr gösteren alanlar hemen dolduruluyor. Sigorta sektöründe de kasko kârlı gözüken bir branştı. Trafiğe göre kârlı tabii. Ben o kadar da kârlı olduğunu düşünmüyordum. Ettiği kâr da şu anda eridi. Trafik sigortasında biz başa baş seviyeyi yakalamak üzereydik. Orada da bir erime olacak. Hem trafik hem de kaskoda erime olacak. Kaskoda fiyatların, özellikle doların artmasından sonra daha da düşmeyeceğini düşünüyorum. İş o noktaya gelmemeli. Bu matematik açıkçası, sigorta bir matematik işi. Kasko fiyatları düşmeye devam ederse, bir hesap kitap hatası var demektir. Yıllarca trafik sigortasında bunu çektik. Rekabetin sonucunda da sigorta şirketleri “trafik kesmiyoruz artık” dediler. İş bu noktaya gelmemeli. Sektöre tavsiyem; bu fiyat seviyelerinin altına düşülmemesi. Çok kritik bir noktada oynuyoruz. Sektör olarak kendimize çekidüzen vermemiz gerekiyor.

Sigorta şirketleri için öne çıkan yeni branşlar nedir?  

Artık sektörde yeni branşlar da ortaya çıkmaya başlayacak. Enerji sektörü gelişecek diye düşünüyorum. İnşaat tarafında epeyce yol alındı ama yenilenebilir enerji sistemlerinde sigortacılığın gideceği çok yol olduğunu düşünüyorum. Ülkemizde enerjiye çok ihtiyaç var. Yatırım çok yapılıyor. Bizim holdingimiz de enerjiye yatırım yapıyor. Bunun yanında nakliyat tarafında da potansiyel var. Kefalet sigortaları ise bankalarla sigortacıların rekabet edebileceği bir alan olduğu için çok önemli. 

Kefalet sigortalarından bahsedebilir misiniz? 

Kefalet sigortaları bankalar ve sigorta şirketlerinin rekabet etmesini sağlayacak. Bu nedenle bu tarafta çok büyük bir potansiyel var. Kefalet sigortasının, teminat mektubuna karşı bir fiyat avantajı olmasa da şirketlerin kredi limitleri dolabiliyor. Sigortacılık burada devreye girerek şirketlere nefes alacak bir aralık bırakıyor. Teminat mektubu yerine kefalet sigortası koyduğunuz zaman kendinize yeni bir iş alanı açmış oluyorsunuz. Bugün Türkiye’de özkaynakla iş yapmak çok zor. Bugün biliyoruz ki özkaynak dışında ciddi anlamda bir kredili iş yapma süreci var. Kredinin buradaki açmazı çözebileceğini düşünüyorum. Çok büyük bir potansiyel görüyorum. Sadece teminat mektubu diye düşünmeyin. Bireysel olarak da insanlar araba ya da tekne alırken kefalet sigortasını rahatlıkla kullanabilirler. Sektörde en büyük potansiyelin kefalet ve enerji tarafında olduğunu düşünüyorum. 

Enerji tarafında yatırımlar ne durumda? 

Enerjide bireysel olarak da yatırımlar da başlamış durumda. Sadece kamu olarak bakmamak gerekiyor. Bireysel yatırımlar neredeyse kamu yatırımlarını geçmiş durumda. Konuya şöyle bakalım: Almanya enerjisinin %30’unu yenilenebilir enerjiden karşılıyor. Bazı ülkeler enerjisinin tamamını burdan karşılıyor. Almanya ile ülkemizi karşılaştıracak olursanız güneş enerjisi açısından çok daha avantajlı bir coğrafyadayız. 

Son olarak, gelecek için bir değerlendirme alabilir miyiz? 

Hayal ettiklerimizin henüz yarısını bile gerçekleştirmedik. Önümüzdeki dönemde yapacaklarımıza herkes şaşıracak. Bu anlamda çok iddialıyız. Hem acentelerimizle hem de şirketimizin teknolojik olarak yeniden yapılanmasıyla sektöre öncülük yapacağız. Şu anda bizi model olarak alan pek çok şirket var.
Yaklaşık 32 yıldır sektördeyim. Sektöre çok büyük umutlarla girdim ama sektör bir türlü beklenen gelişmeyi gösteremedi. Gelecekte bunun değişmesi bizim sektör olarak nasıl çalıştığımızla alakalı. Biz üniversite öğrencileriyle konuşuyoruz. Bu bile çok yukarıda. İlkokuldan eğitime başlamalıyız. Etik, ahlak, saygı öğretmeliyiz. Bunu topluma kazandırabilirsek, hem sektörü hem de ekonomiyi daha da büyütebileceğimizi düşünüyorum.

İŞİMİZİ ÇOK İYİ KURGULADIK

Quick Sigorta’nın faaliyetlerini medyada çok sık görüyoruz. Bu tempoya nasıl ayak uyduruyorsunuz? 

Dediğim gibi; hiçbir şey şans değil. Gerçekten çok emek harcıyoruz. Bizim tüm kadromuz çekirdek. Biz buradan bir yere ayrıldığımız zaman, ofisteki arkadaşlarımız hepsi yetki ve sorumluluğa sahip. Zaten ciddi anlamda bir kalifikasyonları var. Ticari bir karar verilmiyorsa ya da gri bir alan yoksa kararı onlara bırakıyoruz. Bu da karar alma mekanizmalarımızı çok hızlı kılıyor. İşimizi öyle bir kurguladık ki, işlerin %90’ına bizim dahil olmamıza gerek kalmadı. Biz yeter ki; bu iletişim meselesini çözelim. Kendimizi ve sigortacılığı iyi anlatalım. Hep aynı şeyi yaparak farklı sonuçlar alamazsınız. Mesela üniversite projesi farklı bir proje. Öğrenciler bize soruyor “Bankacılık mı sigortacılık mı?” diye. Ben bankacılığın karşılaştırılamayacak kadar farklı bir meslek olduğunu söylüyorum. Bankacılığın bir uzantısı gibi bakılıyor sigortacılığa. Kesinlikle katılmıyorum. Bizim mesleğimiz tam bir meslek. 

YATIRIM FIRSATLARINI DEĞERLENDİRECEĞİZ

Genel Müdürünüz Ahmet Yaşar’ın “Quick Sigorta bir şirketler grubu olacak” şeklinde açıklamaları var. Biraz bahseder misiniz? 

Evet, şu anda ilgilendiğimiz bir sigorta şirketi var. Amacımız yeni bir yapı oluşturmak. Buna teknolojiyi de ekleyerek holdingi bir sigorta ve teknoloji grubu haline getireceğiz. Zaten teknoloji ve sigorta ayrılmaz bir ikili. Teknoloji tarafında da yatırım fırsatlarını değerlendireceğiz. 

Neden bir satın alma planlıyorsunuz? 

Quick Sigorta’nın yapısı çok farklı. Kendimizi bireyselde çok geliştirdik. Sigorta şirketlerinin nakliyat, yangın ve mühendislik gibi konvansiyonel alanları da var. Bu alanlarda kalifikasyonu çok yüksek teknik ekibe ihtiyaç var. Sigorta hem iletişim hem de güven işi. Bizim halkımız katı olanla iletişim kuramaz. Bizim dokunmaya dayalı bir yapımız var. Bu tarafta bunu teknoloji ile çözebiliyoruz. Yeni yatırımlarımızda, teknik branşlarda daha uzman bir şekilde çalışacağız. Buradaki çalışanlarımız her zaman sahada olacak. Şirkette oturma kültürü yeni yatırımımızda da olmayacak. Oto branşlarında Quick Sigorta inanılmaz bir başarı yarattı. Diğer tarafta da çok farklı bir başarı yakalayacağız. 

Umut Deniz Elçi

umut@sigortacigazetesi.com.tr 

12 Haziran 2018

İlgili Haberler

Yazarlar