
Torba Yasa’yla, poliçe limitine dolaylı olarak sınır getirilerek ortaya çıkan zararın mali yükünün sigortalıya aktarıldığını söyleyen Timuçin Alpay, “Bu durum anayasanın eşitlik ilkesine aykırıdır” diyerek yeni değişiklikle sigortalının mağdur olacağı yönünde uyarıda bulundu.
Torba Yasa’yla birlikte trafik sigortası poliçesinden peşinen yapılacak SGK kesintiyle ilgili tartışmalar bitmiyor. Sigorta sektöründe kusurlu ve kusursuz ayrımına dikkat çekilerek başlayan tartışmalar, sigortalının da mağdur olacağı değişikliklerin altı çizilerek devam ediyor. Konuyla ilgili sorularımızı yanıtlayan İstanbul Üniversitesi SBMYO Sigortacılık Programı Öğretim Görevlisi, Sigorta Tahkim Kurulu Hakemi, Sigorta ve Taşıma Uzmanı Eksper Timuçin Alpay da yasanın anayasaya aykırı olduğuna işaret etti. Sigortalılara ek külfet yükleneceğini söyleyen Alpay, önceki yasaya göre trafik poliçe limitine kadar tüm masrafları sigorta şirketleri üstlenmişken, Torba Yasa’yla poliçe limitine dolaylı olarak sınır getirilerek, ortaya çıkan zararın mali yükünün sigortalıya aktarıldığını belirtti ve bu durumun anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu vurguladı.
Sigorta şirketleri Trafik Sigorta Poliçesi ile ne tür güvenceler veriyordu?
Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin ediyor ve maddi hasarlar, bedeni hasarlar için tedavi masrafları, daimi sakatlık ve ölüm teminatı için güvence veriyordu. “Veriyordu” diyoruz çünkü bu teminat limitleri bir yasa ile daraltılmış bulunulmaktadır.
Peki, Torba Yasa ile ne tür bir değişiklik oldu?
Halk arasında Torba Yasa denilen bazı alacakların yapılandırılması uyarınca sigorta şirketlerinin üzerinden tedavi giderleri tazmin sorumluluğu kalkmakla beraber uygulamada bazı boşluklar doğdu. 13.02.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 Sayılı Yasaya göre, “Bu kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedelleri Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır” denilmek suretiyle geçmişte olmuş ve fakat 13 Şubat 2011 tarihine kadar muallak hasarları da Sosyal Güvenlik Kurumu üstlenmiş oldu.
Ödemeleri SGK’nın yapması tedavi görenler ve sigorta şirketleri için bir kolaylık getirmiyor mu?
Evet ama aynı yasayla birtakım hakların ortadan kalktığını görüyoruz. SGK üstlendiği tedavi giderlerini kendi birim fiyatlarını esas alarak ödediğinden, özel hastaneler trafik kazasında yaralanan kişilerin masraflarının tamamını SGK’dan alamıyor. Diğer bir anlatımla tedavi giderleri ancak Sağlık Uygulamaları Tebliği (SUT) ile her yıl belirlenen birim fiyatlarını ödemeyi kabul etmektedir. İşte bu nedenle, bir kişi Türkiye’nin en tanınmış hastanesinin önünde trafik kazasına uğrasa, o hastane yaralanan kişiyi hastaneye almak istemiyor; Sağlık Bakanlığı’nın bu yöndeki denetimleri ve cezalarıyla karşı karşıya kalmamak için kaza geçireni hastaneye alsa bile basit bir müdahaleden sonra devlet hastanesine göndermektedir. Devlet hastanelerinin durumu ise malum.
SİGORTALILARA EK YÜK
Tedavi masraflarının Sosyal Güvenlik Kurumu’nca üstlenilmesi, araç sahibi sigortalı için nasıl bir risk doğuruyor?
SGK üstlendiği tedavi giderlerini kendi birim fiyatlarını esas alarak ödediğinden, özel hastanelerin fatura bedellerinin neredeyse tamamına yakını ya tedavi görenden ya da kazaya neden olan araç malikinden talep edilmektedir. Örneğin SGK, özel hastaneye ait 50 bin lira tutarındaki bir tedavi giderinin ancak 3 bin lirasını kabul etmekte, 47 bin lira tutarındaki masraf araç malikinden talep edilmektedir. Oysa trafik poliçesinin limiti 200 bin lirayken, araya SGK’nın girmesiyle trafik poliçe güvencesi ortadan kaldırılmakta ve sigortalılara ek bir mali külfet yüklenmektedir.
Özel hastanede yapılan tedavi masraflarının kabul edilmeyen bölümünden kim sorumlu?
Yasa çıkmadan önce sigorta şirketleri trafik kazası sonucu yaralanan ve tedavi gören kişilerin tüm tedavi masraflarını poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere üstleniyordu. Oysa yasanın 59’uncu maddesiyle geçici birinci maddesi gereğince Sosyal Güvenlik Kurumu’nca kabul edilmeyen hastane masraflarından doğrudan araç maliki sorumlu tutulmaktadır. Kısaca, önceki yasaya göre trafik poliçe limitine kadar tüm masrafları sigorta şirketleri üstlenmişken, Torba Yasa’yla poliçe limitine dolaylı olarak sınır getirilerek ortaya çıkan zararın mali yükü sigortalıya aktarılmaktadır. Bu durum anayasanın eşitlik ilkesine aykırıdır.
SORUMLULAR ARASINDAKİ DURUM EŞİT DEĞİL
Yasayla, tedavi giderlerinin aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasını yapan sigorta şirketinden doğrudan istenebilmesi olanağı ortadan kaldırılmıştır. Yasadaki bu değişiklikle, hem sorumlular arasındaki eşitlik bozulmuş ve hem de tedavi giderlerinin kapsamı yasaya ve yerleşik içtihada aykırı olarak daraltılmıştır. Yeni yasaya göre, trafik kazasında bedensel zarara uğrayan kişiler, tedavinin gerektirdiği harcamalarını kaza yapan aracın trafik sigortasını yapan sigorta şirketinden isteyemeyecekler ve açtıkları davalarda sigorta şirketleri tedavi giderleri ödemekle yükümlü tutulamayacak. Yasanın değişen bu maddesiyle sigorta şirketlerinin yerini çok daha kısıtlı bir yükümlülükle SGK almıştır. Sigorta şirketlerinin sorumluluğu yönünden, tedavi giderlerinin kapsamı son derece daraltılmış, sigorta şirketleri adına ve onların yerine Sosyal Güvenlik Kurumu’nun ödeme yükümlülüğü yalnızca hastane masraflarıyla sınırlandırılmıştır.
İşleten, sürücü, girişimci gibi trafik kazası sorumluları her türlü tedavi ve iyileştirme giderlerinden sorumlu tutulabilirken, sigorta şirketlerinin sorumluluğunun yalnızca resmi ve özel hastanelerle sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleriyle sınırlandırılması, anayasanın eşitlik ilkesine aykırıdır.
Araç maliki işletenler üçüncü şahısların yüksek meblağlı tedavi giderleri ile ilgili olarak rücu davalarına muhatap olmamaları için ne yapmalı?
Kanundaki aksaklıklar giderilinceye kadar trafik kazalarında yaralanan kişilerin ilk yardım, muayene, kontrol ve bu yaralanmadan ötürü ayakta, klinikte, hastane ve diğer yerlerdeki tedavi giderleriyle tedavinin gerektirdiği tüm iyileştirme giderlerinin karşılanması için, araç maliki işletenlerin yüksek limitli ihtiyari mali mesuliyet sigorta poliçesi yaptırma gereksinmesi ortaya çıkmaktadır.
ESKİ VE YENİ HÜKÜMLER ARASINDAKİ TEMEL FARKLAR
Madde başlıkları farkı ele vermektedir. 98. maddenin eski başlığı “Tedavi giderlerinin ödenmesi” idi. Yeni başlık, “Sağlık hizmet bedellerinin ödenmesi”dir. Bu başlıklar, eskisine oranla yeni maddede tedavi giderlerinin kapsamının yasaya ve yerleşik içtihada aykırı olarak daraltılmış ve sınırlanmış olduğunu hemen ilk bakışta fark ettirmektedir. Maddenin eski şeklinde tedavi giderleri ilk yardım, muayene ve kontrol veya bu yaralanmadan ötürü ayakta, klinikte, hastane ve diğer yerlerdeki tedavi giderleri ile tedavinin gerektirdiği diğer giderler olarak çok geniş tutulmuş ve çok kapsamlıyken, yeni maddede resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleriyle sınırlandırılmıştır.





























