Sema Tüfekçiler

Sadelik

Minimalizm bir sanat akımı olarak başlamış, ancak daha sonraları bir yaşam biçimine dönüşmüş ve “Sade olan güzeldir“ anlayışına hâkim olan bir akımdır. Sadelik, yalınlık, azlık ve yeterlilik gerektirir. “Az, çoktur” diye bir söz vardır. Sadelik, süsü ve gösterişi olmayan, karmaşıklığın nihai halidir benim için. Fakirlik, yoksunluk, eksiklik değildir minimalizm; aksine bilinçli bir tercihtir; zor olanı seçmektir ve en önemlisi azla çok iş yapmaktır. Hayatın her alanında sade olabilmek için sadece işimize yarayan şeyleri, düşünceleri hayatımızda bırakmak ve gerisinden kurtulmak gerekir.

Sonrasında ise daha sade ve daha huzurlu hayatlara adım atarak, daha rafine mutlu olabilmek bana göre çok olasıdır.

“Sadelik, en yüksek gelişmişlik düzeyidir” demiş Leonardo da Vinci ve bu görüşe ben de tamamen katılıyorum. Ve son iki yıldır sadelik üzerine hayatımda ince dokunuşlar yapmaya çalışıyorum, sadece yaşam alanımda, giyim kuşamımda, aksesuarlarımda değil, sosyal ilişkilerimde, dost sohbetlerimde, iş yaşamımda, çocuk yetiştirme anlayışımda ve hatta hayallerimde bile sadeliği sever bir kişi olmaya, halen büyük özen göstermeye çalışıyorum.

15 yıldan beri, evde kullanmadığım kıyafet, çanta, cüzdan, takı, gözlük ne varsa ofise getirip “Garage Sales“ günleri yaparak, buradan elde edilen gelir ile yüzlerce çocuğa eğitim olanağı sağlamaya çalıştım ve ben bu sayede yıllar içinde biriktirmiş olduğum ve asla dokunmadığım tüm eşyalarımı değerlendirme fırsatı buldum, bunları satın alanlar ise, istedikleri ürüne normal fiyatının 1/10 ödeme yaptıkları için mutlu oldular ve bu sayede elde edilen gelir ile eğitim gören çocuklarımıza az da olsa maddi olarak katkımızı sağlamış olduk.

Hayatımızda var olan şeylerin daha özellikli olması ya da sayı olarak daha fazla olması genelde ilave bir maliyet gerektirir, ancak bu maliyet her zaman bir nakit çıkışı gerektiren cinsten olmaz, bazen de en önemli şeyimiz olan vakit maliyeti olarak karşımıza çıkar. Yani çok olan şeye yine maddi-manevi çok emek vermek lazım gelir.

Pareto prensibini hepimiz mutlaka biliyoruz. Pareto prensibi, bize 80-20 kuralını öğretmektedir. 80-20 kuralı her yerde tam olarak bu oranda gerçekleşmemiş olsa bile hayatımızda birçok yerde yaklaşık bu oranlarda karşımıza çıkar:

Satış tutarımızın %80’i, müşterilerin %20’sinden gelir. Satış tutarımızın %80’i ürünlerin %20’si ile oluşur. Sosyal zamanımızın %80’ini, tanıdıklarımızın %20’si ile geçiririz.

Vaktimizin %80’ini, işlerimizin %20’sine harcarız. Paramızın %80’ini, gider kalemlerimizin %20’sine harcarız. %80 sıklıkla, kıyafetlerimizin %20’sini giyeriz. İşte bu Pareto prensibi basitliği ve sadeliği hayatımıza yerleştirmemiz için en önemli sebeplerden biri olabilir. Pareto prensibi, matematikteki ağırlıklı ortalama ile yakın ilişkilidir. Daha fazla şey, her biri ile daha fazla ilgilenmeyi gerektirir. Bu nedenle ilgimizi, bize en çok getiri-fayda sağlayan enstrümanlara ayırmalıyız. Gereksiz olan ilişki, eşya, hobi, söz, laf, insan her şeyden kurtulmak, en huzurlu, mutlu, gerekli, faydalı olan şeyleri biriktirmek ve bu birikim içinde de boğulmadan yaşamak bana göre en büyük zenginliktir.

Haydi hep beraber bir yaşam detoksuna geçiş yapalım, sonbahar tam da yüklerimizden kurtulmak için ideal bir dönem, göreceksiniz hafiflik ve sadelik hepimize çok iyi gelecek. Öncelikle kilolarımızdan, ardından evde dokunmadığımız her türlü eşyadan, daha sonra telefonda gereksiz yer kaplayan her türlü bilgiden, okuruz diye sakladığımız ve son bir yıldır dokunmadığımız her türlü dokümandan, geçmişte duyduğumuz ve içimizde biriktirdiğimiz öfkelerimizden, kötü anılarımızdan kurtulabilmek için hemen düğmeye basalım… Gerisi gelecektir…


sematufekciler@gmail.com

 

3 Ekim 2017

İlgili Haberler

Yazarlar