Ali Erül

Şampiyonlar

Yabancı sermayeli bir firmanın genel müdürünü ziyaret ettim. Firma 1970’lerde yerli sermaye ile kurulmuş, 1990’ların sonlarında Almanlar önce hissedar olmuş, bundan birkaç yıl önce de kalan hisselerin tamamını almışlar.

Ana şirket 100 yıllık bir şirket. Kurulduğu günden bu yana aile şirketi, mevcut yönetim de kurucuların torunlarının çocukları.

Genel müdür ile sohbet ederken İstanbul’daki bir toplantıdan söz ediyor bana. O toplantı için gelen Berlin Üniversitesi profesörünün konuşmasından bazı başlıklar aktarırken, içerik kadar bu profesörün geliş nedeni de ilgilendirmeye başlıyor birden beni. O toplantının başlığı “Gizli Şampiyonlar” (“Hidden Champions”).

“Hidden Champions” (https://www.amazon.com/Hidden-Champions-Twenty-First-Century-Strategies/dp/0387981462 ) Alman yazar Hermann Simon’ın 20 yıllık bir araştırma sonucunda ortaya attığı bir kavram. Özet olarak “orta ölçekli, bilinirliği düşük, yıllık ciroları 4 milyar dolardan az; buna karşın kendi iş dallarında lider olmuş” firmalara iliştirilen bir apolet.

Genelde tüketici ile doğrudan hiçbir ilişkisi olmayan bu firmalar yıllar içinde küreselleşme rüzgârlarından da etkilenmiş ama birçoğu sanılanın aksine bu sınavdan da başarı ile geçip kendi yerel piyasalarındaki konumlarını uluslararası alana da taşımışlar.

Simon bu şampiyonların ortak özelliklerini şöyle tespit etmiş:

1) Son derece iddialı hedefler: Sürekli ve düzenli büyüme, pazar liderliği,

2) Odaklanma ve derinlik: Hedef pazarların olabildiğince daraltılması ve bu segmentlerdeki değer zincirlerine dikey ürün&hizmet sunma,

3) Küreselleşme: Dar alanlara odaklanma olsa da küreselleşme ile çarpıcı büyümeleri sağlama,

4) İnovasyon: Gizli şampiyonların inovasyon ve AR-GE çalışmalarına ayırdıkları ortalama bütçe çok uluslu ya da dev şirketlerin ayırdıkları ortalama bütçenin 5 katı,

5) Müşteriye yakınlık ve rekabet avantajı: Müşterilerin olduğu her pazarda bulunarak teknolojinin sağladığı avantajları da aşan bir rekabet avantajı,

6) Sadık ve üstün nitelikli çalışanlar: Uzun ortalama istihdam süreleri, iş bitirme ve yüksek performans odaklı çalışma sistemleri,

7) Güçlü liderlik: Esaslarda ve prensiplerde otoriter ama günlük süreçlerde ve detaylarda esnek bir liderlik.

Simon bu kıstaslara uyan 2,000 tane firma belirlemiş dünya çapında ve şimdi en çarpıcı bulgularından biri bu çalışmanın: Bu 2,000 firmanın 1,300 tanesi Alman, 375 tanesi Amerikan, 200 tanesi Japon, kalan yüz küsur firma da Avusturya, İsviçre, İtalya, Fransa, Çin, İngiltere ve İsveç’ten.

Konuştuğum genel müdür bu 1,300 Alman firmanın büyük çoğunluğunun kendileri gibi aile şirketi olduğunu, bu kadar çok aile şirketinin bu kategoride olmasını da “sabırlı sermaye”, “güçlü liderlik” ve “güçlü firma kültürü” ile açıklayabileceğini ifade etti.

Bu 2,000 firmadan bazılarının adını öğrendim o günkü görüşmede. Görüştüğüm firma dahil birkaç başka Alman müşterimizin de aynı kapsamda olduğunu öğrendim ama listenin tamamına ulaşmak içimde bir istek de uyanmadı. Çünkü yukarıda da yazdığım gibi çoğu B2B iş yapan, biz son tüketicilerin hiç duymadığı firmalar.

Öte yandan en az bu çalışma kadar önemli bir başka gelişme de şu: Hidden Champions olgusu sadece bir tespit olarak kalmamış ve bu deneyimin ve bulgularının iş ve akademi dünyasına sürekli ve yapıcı aktarımının sağlanması için geçtiğimiz kasım ayında Berlin Üniversitesi çatısı altında bir “Hidden Champions Institute” kurulmuş (https://www.esmt.org/faculty-research/centers-chairs-and-institutes/hidden-champions-institute-hci).

“Daha çok Türk firmasının bu tarz firmalar olma yönünde ilerlemesi için ne yapmak gerek?” diye sordum genel müdüre.

Yanıtı kısa ve netti: “Vadelerinizi uzatmanız ve eğitim seferberliği başlatmanız gerek.” Ayrıca ekledi “Biz II. Dünya Savaşı’ndan bu yana hiçbir komşumuz ile en ufak bir gerginlik bile yaşamadık, bu sayede de işimize odaklanıp uzun vadeli planlar yapabildik, savunma bütçelerinden yaptığımız tasarruf ile de çok iyi mühendisler ve bilim adamları yetiştirebildik.”

Barış ve bilim dolu günlerde görüşmek üzere.


alierul@gmail.com

 

2 Ocak 2018

İlgili Haberler

TOBB SAİK’ten gündem araştırması

TOBB SAİK, sektörün 2017 gündemine dair bir araştırma hazırlattı. Başkent Üniversitesi’nden Doç. Dr. Erdem Kırkbeşoğlu tarafından hazırlanan araştırmaya göre, dünya sigorta piyasasında 2016 yılında en çok konuşulan konular arasında akıllı ulaşım sistemleri, yaşlı nüfus/emeklilik sorunu, düşük faiz oranları, iklim değişikliği, doğal afetler ve insan kaynaklı riskler ile alternatif risk transfer sistemleri bulunuyordu.

CEO’lar cevaplıyor: Doğal afetler reasürans fiyatlarını nasıl etkileyecek?

Monte Carlo ve Baden Baden’da gerçekleştirilen reasürans görüşmelerinde ana gündem maddesi yılın ikinci yarısında yaşanan doğal afetlerdi. Sektör yöneticileri, bu afetlerin yol açtığı 100 milyar dolar civarındaki sigortalı hasarın reasürans fiyatlarını artıracağını belirtse de, artışın ne kadar olacağı konusunda farklı görüşler aktardı. GRC Howden Reasürans Brokerliği Genel Müdürü Vedat Basan, daha sert bir piyasaya geçileceğini belirtti. Mapfre Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Volkan Babür ise “Sel ve dolu olayları reasürans fiyatlarını etkilemez” diye konuştu. Lockton Re Senior Vice President Okan Çağlayan da piyasadaki kapasite fazlasının fiyat artışını dengeleyebileceğini söyledi.

Yazarlar